Kelimeler arşivi içinde; başında "üst" olan, toplam 129 adet kelime bulunmaktadır. üst ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu üst ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde üst olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÜSTÜNEBARMACIK
ÜSTHAVAYUVARI
ÜSTAYDINLIK, ÜSTÇAVUŞLUK, ÜSTEĞMENLİK, ÜSTEMBELLİK, ÜSTÜMBÜLLÜK, ÜSTÜNBÜLLÜK, ÜSTÜNLEŞMEK, ÜSTÜPÜLEMEK
ÜSTELENMEK, ÜSTEMBELİK, ÜSTENCELİK, ÜSTENCİLİK, ÜSTENKUPLU, ÜSTENLEMEK, ÜSTNÜMÜLİT, ÜSTÖZEKKAÇ, ÜSTSUKARCI, ÜSTÜNLEŞME, ÜSTÜNSEMEK, ÜSTÜNYAPIM, ÜSTÜPÜLEME, ÜSTYAPISAL
ÜSTBAŞLIK, ÜSTBİRLİK, ÜSTDEVLER, ÜSTECELİK, ÜSTEÇELİK, ÜSTELEMEK, ÜSTELENME, ÜSTKATMAN, ÜSTLENİCİ, ÜSTLENMEK, ÜSTMAZISI, ÜSTNEOJEN, ÜSTSÜZLÜK, ÜSTÜNKÖRÜ, ÜSTÜNKÖYÜ, ÜSTÜNLEME, ÜSTÜNSEME, ÜSTYAĞLIK
ÜSTADANE, ÜSTAĞACI, ÜSTALİZE, ÜSTATLIK, ÜSTBEKES, ÜSTÇAVUŞ, ÜSTEĞMEN, ÜSTEKLİK, ÜSTELEME, ÜSTENMEK, ÜSTERLİK, ÜSTETMEK, ÜSTGEÇİŞ, ÜSTGEÇİT, ÜSTKANAT, ÜSTKUŞAK, ÜSTLENCE, ÜSTLENİM, ÜSTLENME, ÜSTLENTİ, ÜSTSUBAY, ÜSTTUTUŞ, ÜSTÜAÇIK, ÜSTÜNBAY, ÜSTÜNKÖR, ÜSTÜNKÖY, ÜSTÜNLER, ÜSTÜNLÜK, ÜSTÜNTAŞ, ÜSTÜVANE, Devamını Oku »»
ÜSTAĞAÇ, ÜSTATÇA, ÜSTÇENE, ÜSTEKER, ÜSTELİK, ÜSTEMAN, ÜSTENCİ, ÜSTENEK, ÜSTENME, ÜSTERME, ÜSTJURA, ÜSTKABI, ÜSTKÜME, ÜSTLEME, ÜSTNOVA, ÜSTPERM, ÜSTTAKI, ÜSTÜBEÇ, ÜSTÜLÜH, ÜSTÜLÜK, ÜSTÜNDE, ÜSTÜNER, ÜSTÜNGÜ, ÜSTÜNKİ, ÜSTÜSTE, ÜSTYAPI, ÜSTYETİ
ÜSTBAŞ, ÜSTDİL, ÜSTESİ, ÜSTHIZ, ÜSTİKİ, ÜSTLEÇ, ÜSTLÜK, ÜSTSÜZ, ÜSTTEN, ÜSTÜBÜ, ÜSTÜFE, ÜSTÜNE, ÜSTÜPİ, ÜSTÜPÜ, ÜSTÜRE
ÜSTAT, ÜSTAY, ÜSTEK, ÜSTEL, ÜSTEM, ÜSTER, ÜSTLÜ, ÜSTOL, ÜSTUL, ÜSTÜN
ÜSTA, ÜSTE
ÜST
ÜST
Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı. Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan. Bir şeyin dış yüzü, yüzey. Bir şeyin görülen yanı, yüzü. Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk. Vücut, beden. Öte, arka. Giyecek, giysi. Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan. Artan, geriye kalan bölüm.
ÜSTEĞMENLİK
Üsteğmen olma durumu. Üsteğmenin rütbesi. Üsteğmenin görevi.
ÜSTÜNEBARMACIK
Bir çeşit yün dokuma örneği.
ÜSTAYDINLIK
Çatıların üzerindeki camlı örtü. Kapıların üstündeki camlı bölme.
ÜSTHAVAYUVARI
Althavayuvarının üstünde, yaklaşık 12-40 km arasında kalan havayuvarı bölümü.
ÜSTÇAVUŞLUK
Üstçavuş olma durumu. Üstçavuşun rütbesi. Üstçavuşun görevi.
ÜSTÜPÜLEMEK
Üstüpü ile silmek veya temizlemek.
ÜSTÜNLEŞMEK
Üstün duruma gelmek.
ÜSTÜNBÜLLÜK
Kağnı arabasında, tekerin üstündeki bölüm. Üstelik, fazladan. En üste: Yemeğimi bitireyim elmayı üstünbüllük yapacağım.
ÜSTELENMEK
Üsteleme işine konu olmak.
ÜSTENCİLİK
Yüklenicilik, müteahhitlik.
ÜSTEMBELİK
Üstelik, fazladan.
ÜSTEMBELLİK
Üstelik, fazladan.
ÜSTÜMBÜLLÜK
Kağnı arabasında, tekerin üstündeki bölüm.
ÜSTENCELİK
Üstelik, fazladan.
ÜSTENKUPLU
Tek kulplu toprak kova.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜST geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALAZLANMAK
Alazlama işine konu olmak. İnsan derisinin üstünde kızıllık veya kızıl lekeler belirmek.
ALBAY
Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay, miralay.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
AGARAGAR
Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.
ALAYCI
Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi. Alay eden, küçümseyen (tutum).
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
AĞIM
Ayağın üstündeki tümsek yer.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ALAYCILIK
Alaycı olma durumu, müstehzilik.
AK
Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı. Bu renkte olan. Sıkıntısız, rahat. Dürüst. Beyaz leke. Temiz.
AHLAKSIZ
Ahlak kurallarına uymayan. Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
AKŞAMÜZERİ
Akşamüstü.