ÜST ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "üst" olan, toplam 129 adet kelime bulunmaktadır. üst ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu üst ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde üst olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

ÜSTÜNEBARMACIK

13 harfli kelimeler

ÜSTHAVAYUVARI

11 harfli kelimeler

ÜSTAYDINLIK, ÜSTÇAVUŞLUK, ÜSTEĞMENLİK, ÜSTEMBELLİK, ÜSTÜMBÜLLÜK, ÜSTÜNBÜLLÜK, ÜSTÜNLEŞMEK, ÜSTÜPÜLEMEK

10 harfli kelimeler

ÜSTELENMEK, ÜSTEMBELİK, ÜSTENCELİK, ÜSTENCİLİK, ÜSTENKUPLU, ÜSTENLEMEK, ÜSTNÜMÜLİT, ÜSTÖZEKKAÇ, ÜSTSUKARCI, ÜSTÜNLEŞME, ÜSTÜNSEMEK, ÜSTÜNYAPIM, ÜSTÜPÜLEME, ÜSTYAPISAL

9 harfli kelimeler

ÜSTBAŞLIK, ÜSTBİRLİK, ÜSTDEVLER, ÜSTECELİK, ÜSTEÇELİK, ÜSTELEMEK, ÜSTELENME, ÜSTKATMAN, ÜSTLENİCİ, ÜSTLENMEK, ÜSTMAZISI, ÜSTNEOJEN, ÜSTSÜZLÜK, ÜSTÜNKÖRÜ, ÜSTÜNKÖYÜ, ÜSTÜNLEME, ÜSTÜNSEME, ÜSTYAĞLIK

8 harfli kelimeler

ÜSTADANE, ÜSTAĞACI, ÜSTALİZE, ÜSTATLIK, ÜSTBEKES, ÜSTÇAVUŞ, ÜSTEĞMEN, ÜSTEKLİK, ÜSTELEME, ÜSTENMEK, ÜSTERLİK, ÜSTETMEK, ÜSTGEÇİŞ, ÜSTGEÇİT, ÜSTKANAT, ÜSTKUŞAK, ÜSTLENCE, ÜSTLENİM, ÜSTLENME, ÜSTLENTİ, ÜSTSUBAY, ÜSTTUTUŞ, ÜSTÜAÇIK, ÜSTÜNBAY, ÜSTÜNKÖR, ÜSTÜNKÖY, ÜSTÜNLER, ÜSTÜNLÜK, ÜSTÜNTAŞ, ÜSTÜVANE, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

ÜSTAĞAÇ, ÜSTATÇA, ÜSTÇENE, ÜSTEKER, ÜSTELİK, ÜSTEMAN, ÜSTENCİ, ÜSTENEK, ÜSTENME, ÜSTERME, ÜSTJURA, ÜSTKABI, ÜSTKÜME, ÜSTLEME, ÜSTNOVA, ÜSTPERM, ÜSTTAKI, ÜSTÜBEÇ, ÜSTÜLÜH, ÜSTÜLÜK, ÜSTÜNDE, ÜSTÜNER, ÜSTÜNGÜ, ÜSTÜNKİ, ÜSTÜSTE, ÜSTYAPI, ÜSTYETİ

6 harfli kelimeler

ÜSTBAŞ, ÜSTDİL, ÜSTESİ, ÜSTHIZ, ÜSTİKİ, ÜSTLEÇ, ÜSTLÜK, ÜSTSÜZ, ÜSTTEN, ÜSTÜBÜ, ÜSTÜFE, ÜSTÜNE, ÜSTÜPİ, ÜSTÜPÜ, ÜSTÜRE

5 harfli kelimeler

ÜSTAT, ÜSTAY, ÜSTEK, ÜSTEL, ÜSTEM, ÜSTER, ÜSTLÜ, ÜSTOL, ÜSTUL, ÜSTÜN

4 harfli kelimeler

ÜSTA, ÜSTE

3 harfli kelimeler

ÜST

Bazı kelimelerin anlamları

ÜST

Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı. Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan. Bir şeyin dış yüzü, yüzey. Bir şeyin görülen yanı, yüzü. Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk. Vücut, beden. Öte, arka. Giyecek, giysi. Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan. Artan, geriye kalan bölüm.

ÜSTEĞMENLİK

Üsteğmen olma durumu. Üsteğmenin rütbesi. Üsteğmenin görevi.

ÜSTÜNEBARMACIK

Bir çeşit yün dokuma örneği.

ÜSTAYDINLIK

Çatıların üzerindeki camlı örtü. Kapıların üstündeki camlı bölme.

ÜSTHAVAYUVARI

Althavayuvarının üstünde, yaklaşık 12-40 km arasında kalan havayuvarı bölümü.

ÜSTÇAVUŞLUK

Üstçavuş olma durumu. Üstçavuşun rütbesi. Üstçavuşun görevi.

ÜSTÜPÜLEMEK

Üstüpü ile silmek veya temizlemek.

ÜSTÜNLEŞMEK

Üstün duruma gelmek.

ÜSTÜNBÜLLÜK

Kağnı arabasında, tekerin üstündeki bölüm. Üstelik, fazladan. En üste: Yemeğimi bitireyim elmayı üstünbüllük yapacağım.

ÜSTELENMEK

Üsteleme işine konu olmak.

ÜSTENCİLİK

Yüklenicilik, müteahhitlik.

ÜSTEMBELİK

Üstelik, fazladan.

ÜSTEMBELLİK

Üstelik, fazladan.

ÜSTÜMBÜLLÜK

Kağnı arabasında, tekerin üstündeki bölüm.

ÜSTENCELİK

Üstelik, fazladan.

ÜSTENKUPLU

Tek kulplu toprak kova.

  -   -   -  

Anlamında ÜST bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜST geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALAZLANMAK

Alazlama işine konu olmak. İnsan derisinin üstünde kızıllık veya kızıl lekeler belirmek.

ALBAY

Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay, miralay.

ADRENALİN

Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

ABAKÜS

Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

AKORDİYON

Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.

AGARAGAR

Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.

ALAYCI

Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi. Alay eden, küçümseyen (tutum).

ABRA

Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.

ABA

Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.

ACİL

Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.

AĞIM

Ayağın üstündeki tümsek yer.

ABDAL

Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.

ALAYCILIK

Alaycı olma durumu, müstehzilik.

AK

Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı. Bu renkte olan. Sıkıntısız, rahat. Dürüst. Beyaz leke. Temiz.

AHLAKSIZ

Ahlak kurallarına uymayan. Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz.

AKSAKAL

Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

ALAYLI

Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.

AKŞAMÜZERİ

Akşamüstü.