Kelimeler arşivinde; içinde "üst" olan, toplam 332 tane kelime bulunuyor. İçerisinde üst bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu üst ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında üst olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MÜSTEMLEKELEŞMEK, VEZİKÜLOPÜSTÜLAR
ELTİELTİYEKÜSTÜ, GERÇEKÜSTÜCÜLÜK, MÜSTEHCENLEŞMEK, MÜSTEMLEKECİLİK, TABİATÜSTÜCÜLÜK, GAYNANAKÜSTÜREN, MÜSTEMLEKELEŞME
DENEYÜSTÜCÜLÜK, ENDÜSTRİLEŞMEK, ENDÜSTRİYALİZM, MÜSTEHCENLEŞME, ÜSTÜNEBARMACIK
ENDÜSTRİLEŞME, OLAĞANÜSTÜLÜK, DOĞAÜSTÜCÜLÜK, ENDÜSTRİALİZM, ÜSTHAVAYUVARI
GERÇEKÜSTÜCÜ, İLLÜSTRASYON, KÜSTAHLAŞMAK, MÜSTACELİYET, MÜSTANTİKLİK, MÜSTEHCENLİK, MÜSTEMLEKECİ, MÜSTEŞRİKLİK, TABİATÜSTÜCÜ, PARTİLERÜSTÜ, DEĞİRMENÜSTÜ, KÜSTEKLENMEK, KÜSTÜRELEMEK, ÖTEKTOİDÜSTÜ
ENDÜSTRİYEL, KÜLÜSTÜRLÜK, KÜSTAHLAŞMA, MÜSTAHZARAT, MÜSTEBİTLİK, MÜSTEMİRREN, MÜSTEŞARLIK, ÜSTÇAVUŞLUK, ÜSTEĞMENLİK, ÜSTÜNLEŞMEK, ÜSTÜPÜLEMEK, CÜSTELETMEK, DENEYÜSTÜCÜ, EŞTERSÜSTEL, MÜSTAKİLLEN, MÜSTAKİMLER, ÖTEKTİKÜSTÜ, ÖZNELERÜSTÜ, PÜSTEKLEMEK, RÜSTEMGEDİK, ÜSTAYDINLIK, ÜSTEMBELLİK, ÜSTÜMBÜLLÜK, ÜSTÜNBÜLLÜK
BAYRAMÜSTÜ, DOĞAÜSTÜCÜ, GERÇEKÜSTÜ, İKİNDİÜSTÜ, KALBURÜSTÜ, MÜSTACELEN, MÜSTAKİLEN, MÜSTEMLEKE, MÜSTENİDEN, NORMALÜSTÜ, OLAĞANÜSTÜ, TABİATÜSTÜ, ÜSTELENMEK, ÜSTENCİLİK, ÜSTÜNLEŞME, ÜSTÜNSEMEK, ÜSTÜPÜLEME, ÜSTYAPISAL, RÜZGARÜSTÜ, BAĞLARÜSTÜ, BİSEELÜSTÜ, CÜSTELEMEK, DOYGUNÜSTÜ, KÜSTÜRÜLÜK, PÜSTÜLOZİS, ÜSTEMBELİK, ÜSTENCELİK, ÜSTENKUPLU, ÜSTENLEMEK, ÜSTNÜMÜLİT, Devamını Oku »»
AKŞAMÜSTÜ, DENEYÜSTÜ, DÜRÜSTLÜK, İNSANÜSTÜ, KÜSTAHLIK, KÜSTÜRMEK, MÜSTAHDEM, MÜSTAHKEM, MÜSTAHSİL, MÜSTAHZAR, MÜSTAKBEL, MÜSTANTİK, MÜSTEHASE, MÜSTEHCEN, MÜSTEHLİK, MÜSTEKREH, MÜSTELZİM, MÜSTENKİF, MÜSTENSİH, MÜSTEŞRİK, TENDÜRÜST, ÜSTELEMEK, ÜSTELENME, ÜSTLENMEK, ÜSTÜNKÖRÜ, ÜSTÜNSEME, BİREYÜSTÜ, YAŞAMÜSTÜ, BAŞÜSTÜNE, ARABÜSTAN, Devamını Oku »»
AYAKÜSTÜ, BÜSTİYER, DOĞAÜSTÜ, DUYUÜSTÜ, ENDÜSTRİ, KÜLÜSTÜR, KÜSTAHÇA, KÜSTÜRME, MÜSTACEL, MÜSTAĞNİ, MÜSTAHAK, MÜSTAKAR, MÜSTAKİL, MÜSTAKİM, MÜSTAMEL, MÜSTEBAT, MÜSTEBİT, MÜSTECİR, MÜSTEFİT, MÜSTEHZİ, MÜSTENİT, MÜSTERİH, MÜSTESNA, MÜSTEŞAR, MÜSTEVLİ, MÜSTEZAT, ÖĞLEÜSTÜ, SIRTÜSTÜ, TEPEÜSTÜ, ÜSTADANE, Devamını Oku »»
KIÇÜSTÜ, KÜSTERE, MÜSTAFİ, MÜSTAİT, MÜSTEAR, MÜSTEVİ, SUÇÜSTÜ, ÜSTELİK, ÜSTENCİ, ÜSTENME, ÜSTÜBEÇ, YÜZÜSTÜ, ÜSTYAPI, BAŞÜSTÜ, YOLÜSTÜ, AĞZÜSTE, DİŞÜSTÜ, DİZÜSTÜ, ERÜSTÜN, FRÜSTÜL, GÖLÜSTÜ, GÜLÜSTÜ, HANÜSTÜ, KAŞÜSTÜ, KÜSTÜLÜ, KÜSTÜNE, KÜSTÜRE, SACÜSTÜ, TAŞÜSTÜ, ÜRÜSTÜN, Devamını Oku »»
DÜRÜST, DÜSTUR, KÜSTAH, PÜSTÜL, ÜSTLÜK, ÜSTTEN, ÜSTÜNE, ÜSTÜPÜ, ALTÜST, AYÜSTÜ, EVÜSTÜ, İZÜSTÜ, KÜSTÜL, KÜSTÜM, ÖRÜSTÜ, PÜSTÜK, RÜSTEM, SUÜSTÜ, SÜSTAN, SÜSTÜK, ÜSTBAŞ, ÜSTDİL, ÜSTESİ, ÜSTHIZ, ÜSTİKİ, ÜSTLEÇ, ÜSTSÜZ, ÜSTÜBÜ, ÜSTÜFE, ÜSTÜPİ, Devamını Oku »»
ÜSTAT, ÜSTEL, ÜSTÜN, KÜSTÜ, OGÜST, PÜSTE, TÜSTÜ, ÜSTAY, ÜSTEK, ÜSTEM, ÜSTER, ÜSTLÜ, ÜSTOL, ÜSTUL
BÜST, ÜSTE, CÜST, SÜST, ÜSTA
ÜST
ÜST
Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı. Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan. Bir şeyin dış yüzü, yüzey. Bir şeyin görülen yanı, yüzü. Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk. Vücut, beden. Öte, arka. Giyecek, giysi. Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan. Artan, geriye kalan bölüm.
MÜSTEHCENLEŞMEK
Müstehcen duruma gelmek.
VEZİKÜLOPÜSTÜLAR
Vezikül ve püstüllerle belirgin değişiklik.
DENEYÜSTÜCÜLÜK
İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış, mütealiye, transandantalizm. Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu, mütealiye, transandantalizm.
ENDÜSTRİLEŞMEK
Sanayileşmek.
ENDÜSTRİLEŞME
Endüstrileşmek işi, sanayileşme.
TABİATÜSTÜCÜLÜK
Doğaüstücülük.
GERÇEKÜSTÜCÜLÜK
Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı, sürrealizm.
MÜSTEHCENLEŞME
Müstehcenleşmek durumu.
MÜSTEMLEKELEŞME
Sömürgeleşme.
ENDÜSTRİYALİZM
Sanayicilik.
MÜSTEMLEKELEŞMEK
Sömürgeleşmek.
MÜSTEMLEKECİLİK
Sömürgecilik.
GAYNANAKÜSTÜREN
Pembe çiçekli, dikenli bir süs bitkisi.
ÜSTÜNEBARMACIK
Bir çeşit yün dokuma örneği.
ELTİELTİYEKÜSTÜ
Birbirine ters duran iki çiçekten oluşan dokuma veya nakış motifi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜST geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
ALBAY
Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay, miralay.
AKŞAMÜZERİ
Akşamüstü.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
ALAZLANMAK
Alazlama işine konu olmak. İnsan derisinin üstünde kızıllık veya kızıl lekeler belirmek.
ALAYCI
Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi. Alay eden, küçümseyen (tutum).
AĞIM
Ayağın üstündeki tümsek yer.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
AGARAGAR
Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ALAYCILIK
Alaycı olma durumu, müstehzilik.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
AHLAKSIZ
Ahlak kurallarına uymayan. Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz.
AK
Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı. Bu renkte olan. Sıkıntısız, rahat. Dürüst. Beyaz leke. Temiz.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.