Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ürgü" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ürgü ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ürgü olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ürgü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DÖNDÜRGÜ, GÜLDÜRGÜ
GÖTÜRGÜ, GÜDÜRGÜ, KÖTÜRGÜ, ŞÜDÜRGÜ
ÖDÜRGÜ, ÜDÜRGÜ, ÜSÜRGÜ
SÜRGÜ, BÜRGÜ, DÜRGÜ, PÜRGÜ
ÜRGÜ
ÜRGÜ
Ölçü, hesap: Yapılan masraf ürgüye sığmıyor.
ÜSÜRGÜ
Kadınların başlarına örttükleri yarım çarşaf, başörtüsü.
ÖDÜRGÜ
Kuruntu, kurgu. Delgi aracı. Korkak. Uykudan tez uyanan.
BÜRGÜ
Baş örtüsü. Çarşaf. Atkı. İnce perde. Havanın bunaltıcı sıcak zamanı. Çarşaf, çar. Yeldirme. Örtü, peçe. Arabanın üzerine gerilen tente. Kadınların örtündüğü örtü. Kadın örtüsü, ferace. Üzerine görüntü düşürmeye yarayan kumaş, cam ya da ışılışıldar düzlem gereç. Bir aygıtı ya da bir yeri mıknatıssal ve elektriksel alanlardan yalıtmak için kullanılan demir engel. Çarşaf, atkı.
GÜDÜRGÜ
Kaldıraç.
DÖNDÜRGÜ
İlk olarak yavrulayacak kısrak.
KÖTÜRGÜ
Kaldıraç.
ÜDÜRGÜ
Matkap, tornavida. Anahtar. Keskin bıçak. Matkap. Tıpa çekmekte kullanılan burgu. Korkunç ve saldırgan yaratık, canavar: Üdürgü gibi.
PÜRGÜ
Kadın başörtüsü. Kadın çarşafı.
GÖTÜRGÜ
Kasık bağı. Kerpiç yapmak için çamuru kalıba götüren araç. Kadınların, bebeklerini sırtlarında taşımak için kullandıkları, ipten örülerek yapılmış araç.
ŞÜDÜRGÜ
Kamış dilli düdük.
DÜRGÜ
Pişmiş ve durulmuş yufka ekmeği. Pişmiş ve durulmuş bir çift yufka ekmeği. Üç dört yufka ekmeğinin bir araya getirilerek dürülmüşü. Keserin çivi çakmaya yarayan kısmı. Dürülme şekli, kat. Tomar. Kefenlenmiş cenaze. Elbise veya kumaşın büklüm yeri.
GÜLDÜRGÜ
Deve ve koyunlara takılan büyük çan.
SÜRGÜ
Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen demir veya ağaç kol, tırkaz, sürme. Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan veya ağaç kütüğünden tarım aracı, tapan. Sıvayı bastırıp düzeltmek için kullanılan büyük mala. Çoğu kez bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde veya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen sivri uç veya küçük lama. Hastanın büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜRGÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
NEFİY
Sürme, sürgüne gönderme. Olumsuz kılma. Olumsuzluk. Yadsıma.
MAYMUNCUK
Küçük maymun. Ergin evrede bağ üzümlerinin yaprak ve sürgünlerini, kurtçuk evresinde kökleri kemiren, parlak siyah kın kanatlı böcek (Otiorrhyncus peregrinus). Her kilidi açmaya yarayan, demirden, eğri ve sivri araç.
İHRAM
Hacıların örtündükleri dikişsiz bürgü. Yün yaygı. Yunanların, Romalıların, günümüzde de Berberilerin büründükleri geniş, beyaz, yünlü çarşaftan giysi. Hacca veya umreye giden Müslüman'ın dinî olarak yapılması yasak olmayan bazı şeyleri kendisine yasaklaması.
BIYIK
Üst dudak üzerinde çıkan kıllar. Asma vb. bitkilerde, sarılıp tutunmaya yarayan sürgün. Balıklarda deri uzantısı.
KAPAMAÇ
Kilit, sürgü, toka vb.ni kapalı tutmaya yarayan düzenek.
DAYAK
Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi, sopa, patak, kötek. Evlerin kapısının açılmaması için kapının arkasına konulan kol, destek, sürgü. Bir şeyin yıkılmaması için dayanan ağaç, destek, payanda.
PATATES
Patlıcangillerden, yaprakları ve sürgünleri acı bir bitki (Solanum tuberosum). Bu bitkinin toprak altında oluşan, nişastası çok, yenebilen yumruları.
KAMP
Çadır, baraka vb. eğreti araçlardan oluşturulan konak yeri. Belli bir düşünce çevresinde birleşen topluluk. Tutsakların veya siyasal sürgünlerin toplanıldığı yer. Kurum ve kuruluşlarda çalışanların dinlenmek, eğlenmek için gittikleri konaklama yeri. Bu yerde konaklama.
NEFYETMEK
Sürgüne göndermek. Olumsuz kılmak.
KUŞKONMAZ
Zambakgillerden, uç dalları yapraksı görünüşte, toprak altı kök saplarından çıkan taze sürgünleri yenen bir bitki (Asparagus officinalis). Aynı familyadan, saksılarda yetiştirilen, uzun saplı, ince ve küçük yapraklı bir süs bitkisi (Asparagus plumosus).
BUDAK
Ağacın dal olacak sürgünü. Dalın gövde içindeki başlangıç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm.
ÇITÇIT
Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne, fermejüp, kopça. Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç. Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek şaç.
NEFYEDİLMEK
Sürgüne gönderilmek, sürülmek. Olumsuz kılınmak.
DAYAKLAMAK
Yıkılmaması için bir şeye destek koymak. Kapıyı bir destekle arkasından kapamak, sürgülemek.
İSPANYOLET
Pencere kanatlarını kapadıktan sonra sürgülemeye yarayan ve ortasında her iki yana işleyen tutacak yeri bulunan uzun demir sürgü.
İSHAL
Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma, sürgün, ötürük, iç sürme, cır cır, amel, linet, kabız karşıtı.
FİLİZ
Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.
MENFA
Bir kimsenin sürgüne gönderildiği yer, sürgün yeri. Sürgün olma durumu.
FİLİZCİK
Küçük sürgün.