Kelimeler arşivi içinde; sonunda "üre" olan, toplam 74 adet kelime bulunmaktadır. Sonu üre ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında üre olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde üre olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ALFANAFTİLTİOÜRE
NİTROZOÜRE, YANKÖSTÜRE, POSTMATÜRE
PREMATÜRE, HAKGÖTÜRE
HORİZÜRE, MELETÜRE, DENATÜRE, ÜSDÜSÜRE, YARIKÜRE
HÜŞGÜRE, YENTÜRE, KÜŞTÜRE, KÜSTÜRE, KÜNTÜRE, KÜNGÜRE, KUSTÜRE, ÖLÜSÜRE, KÖSTÜRE, KÖSDÜRE, KEŞGÜRE, HÜŞKÜRE, BEKTÜRE, HÖNGÜRE, ÖÜMSÜRE, ADAKÜRE, CENGÜRE, GÜRGÜRE, TÜSKÜRE, ÇÜŞTÜRE, SÜNGÜRE, YERKÜRE
ÜSGÜRE, MÜCÜRE, ÜNGÜRE, OKTÜRE, OSKÜRE, SÜBÜRE, ÜSTÜRE, ÖNDÜRE, ÖNGÜRE, ÜZKÜRE, YÜSÜRE, ÖNKÜRE, ÖSKÜRE, HÜCÜRE, BÜKÜRE, ÜSKÜRE, ÇÖPÜRE, ERTÜRE, ESKÜRE, HÖCÜRE, KEMÜRE, KOSÜRE, KÖSÜRE, KÖTÜRE, KÜCÜRE, KÜSÜRE, KÜTÜRE
ÖTÜRE, ÖKÜRE
YÜRE, GÜRE, KÜRE, PÜRE, TÜRE, BÜRE, CÜRE, SÜRE, DÜRE, HÜRE, MÜRE
ÜRE
ÜRE
Azotlu besinlerin vücutta yanmasıyla oluşan, erimiş bir durumda idrarla dışarı atılan azotlu madde. Yapay reçine verniği ve tutkalı üretiminde kullanılan temel gereçlerden beyaz, billursu toz.
PREMATÜRE
Erkendoğan, günsüz.
NİTROZOÜRE
Antineoplastik ilaçlardan alkilleyici ilaçların bir alt grubu.
YARIKÜRE
Merkezden geçen bir düzlemle, (çoğu zaman eşlek düzlemi) ikiye bölünmüş olarak düşünülen kürenin her bir parçası.
POSTMATÜRE
Geçdoğan.
ÜSDÜSÜRE
Üstüne doğru.
KÜSTÜRE
Tahta düzeltmekte kullanılan uzun marangoz rendesi.
KÜŞTÜRE
Tahta rendesi. Tahtaya yiv yapmakta kullanılan araç.
HÜŞGÜRE
Rende.
YANKÖSTÜRE
Tahta kenarlarını düzleştiren küçük rende.
MELETÜRE
Dereotuna benzeyen ve yenilen bir bitki.
HAKGÖTÜRE
Saman kaldırmaya yarayan büyük yaba: Samanı yerden kaldırırken hakgötüre kırıldı.
HORİZÜRE
Keklik yumurtası büyüklüğünde bir çeşit üzüm.
YENTÜRE
Kalender, tiryaki.
DENATÜRE
Doğal niteliklerin değişmesi.
ALFANAFTİLTİOÜRE
Fare zehri olarak kullanılan, solunum güçlüğü ve akciğer ödemine neden olan bir bileşik, <İ>ANTU. İ>.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKALA
Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir tür pamuk.
AĞIRŞAK
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ADAYAVRUSU
İki veya üç çifte kürekli küçük balıkçı teknesi.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
AFALLATMAK
Şaşkınlığa düşürerek sersemleştirmek.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
ACIMASIZ
Acıma duygusu olmayan, katı yürekli, merhametsiz. Acıma duygusu olmadan, merhametsizce.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
AHIRLAMAK
Hayvan ahırda uzun süre kalıp hamlaşmak.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ABANOZLAŞMAK
Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
ABAZAN
Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.