ÜRE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "üre" olan, toplam 89 adet kelime bulunmaktadır. üre ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu üre ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde üre olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

ÜRETEROPİYELİTİS, ÜRETEROKOLOSTOMİ

15 harfli kelimeler

ÜRETİLEBİLİRLİK, ÜRETEROLİTİAZİS, ÜRETKENLEŞTİRME

14 harfli kelimeler

ÜRETROSTENOZİS, ÜRETROSİSTİTİS

13 harfli kelimeler

ÜRETROFRAKSİS, ÜRETİLEBİLMEK, ÜRETRAVAJİNAL, ÜRETROBLENORE, ÜRETROSTAKSİS

12 harfli kelimeler

ÜRETEREKTOMİ, ÜRETROREKTAL, ÜRETROSİSTİT, ÜRETEROGRAFİ, ÜRETİLEBİLME

11 harfli kelimeler

ÜRENDELEMEK, ÜRETEBİLMEK, ÜRETROGRAFİ, ÜRETROSPAZM, ÜRETROSTOMİ, ÜRETERORAFİ, ÜREYEBİLMEK

10 harfli kelimeler

ÜRETERİTİS, ÜRETEROLİT, ÜRETEROSEL, ÜRETİCİLİK, ÜRETRODİNİ, ÜRETEBİLME, ÜRETROGRAM, ÜRETRORAJİ, ÜRETKENLİK, ÜRETROTOMİ, ÜRETTİRMEK, ÜREĞENTİLİ, ÜREYEBİLME

9 harfli kelimeler

ÜRETİLMEK, ÜRETİMEVİ, ÜRETİMLİK, ÜRETİMSEL, ÜRETRİTİS, ÜRETRALİS, ÜRETRALJİ, ÜREOTELİK, ÜRETTİRME, ÜRELEŞMEK, ÜRELENMEK, ÜREKLEMEK

8 harfli kelimeler

ÜRENTİLİ, ÜRETİLME, ÜRETRORE, ÜRENDİRE, ÜREKBAŞI

7 harfli kelimeler

ÜRETKEN, ÜRETRAL, ÜRETMEN, ÜRETMEK, ÜRETRİT, ÜRETİCİ, ÜREMSEL, ÜRENMEK

6 harfli kelimeler

ÜREYİŞ, ÜREZİS, ÜRETME, ÜREĞEN, ÜREĞİL, ÜREMEK, ÜREMİK, ÜRENDE, ÜRENTİ, ÜRESİN, ÜRETEÇ, ÜRETER, ÜRETİK, ÜRETİM, ÜRETAN, ÜRETİŞ, ÜRETRA

5 harfli kelimeler

ÜREAZ, ÜREMİ, ÜREME, ÜREYH

4 harfli kelimeler

ÜREM, ÜREG, ÜREH, ÜREK, ÜREN

3 harfli kelimeler

ÜRE

Bazı kelimelerin anlamları

ÜRE

Azotlu besinlerin vücutta yanmasıyla oluşan, erimiş bir durumda idrarla dışarı atılan azotlu madde. Yapay reçine verniği ve tutkalı üretiminde kullanılan temel gereçlerden beyaz, billursu toz.

ÜRETROSTAKSİS

İdrar yollarında damla damla biçiminde olan kanama.

ÜRETROREKTAL

İdrar kanalı ve düz bağırsağa ait olan.

ÜRETROFRAKSİS

İdrar yolları tıkanması.

ÜRETEROKOLOSTOMİ

Üreterin idrar torbasından ayrılarak kolona tespit edilmesi.

ÜRETEREKTOMİ

Üreterin ameliyatla çıkarılması.

ÜRETİLEBİLİRLİK

Elde edilen yeni bir bitkinin, özdeşini üretebilme yeteneği.

ÜRETEROPİYELİTİS

Böbrek pelvisi ve idrar kanalının yangısı.

ÜRETRAVAJİNAL

İdrar kanalı ve vajinaya ait olan.

ÜRETİLEBİLMEK

Üretilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÜRETROSİSTİT

İdrar kesesi ve üretranın birlikte iltihabı.

ÜRETROBLENORE

Üretradan irin çıkması.

ÜRETKENLEŞTİRME

Freudçulara göre herhangi bir nesneyi üretim örgeni simgesi olarak görmek.

ÜRETROSİSTİTİS

İdrar yolu ve idrar torbasının birlikte yangısı.

ÜRETROSTENOZİS

İdrar yolu daralması.

ÜRETEROLİTİAZİS

Üreterde idrar taşı oluşumu.

  -   -   -  

Anlamında ÜRE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKARSU

Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

AGANTA

Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.

AKBABA

Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.

AFALLATMAK

Şaşkınlığa düşürerek sersemleştirmek.

ADAYAVRUSU

İki veya üç çifte kürekli küçük balıkçı teknesi.

AHTAPOT

Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.

AKARCA

Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ABANOZLAŞMAK

Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.

AHIRLAMAK

Hayvan ahırda uzun süre kalıp hamlaşmak.

AKALA

Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir tür pamuk.

ACIMASIZ

Acıma duygusu olmayan, katı yürekli, merhametsiz. Acıma duygusu olmadan, merhametsizce.

AĞIRŞAK

Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

ABAZAN

Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).

AİDAT

Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.