Kelimeler arşivi içinde; başında "ürü" olan, toplam 45 adet kelime bulunmaktadır. ürü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ürü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ürü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÜRÜNLÜÇİFTLİĞİ
ÜRÜZGERLENMEK
ÜRÜNDÜLENMEK
ÜRÜNDÜLEMEK
ÜRÜNDÜRMEK, ÜRÜNLENMEK, ÜRÜNSÜZLÜK
ÜRÜBEYRAN, ÜRÜNDÜBAY, ÜRÜNLEMEK, ÜRÜMKÖÇEK, ÜRÜNVEREN, ÜRÜKLEMEK
ÜRÜNDÜLÜ
ÜRÜNLÜK, ÜRÜNMEK, ÜRÜNSÜZ, ÜRÜSTÜN, ÜRÜNEVİ, ÜRÜŞMEK, ÜRÜTMEK, ÜRÜZĞAR, ÜRÜKMEK, ÜRÜLMEK, ÜRÜMBÜZ, ÜRÜMBEZ, ÜRÜMBEÇ
ÜRÜNAY, ÜRÜŞME, ÜRÜŞEN, ÜRÜŞAN, ÜRÜSÜZ, ÜRÜSÜN, ÜRÜSÜM, ÜRÜMEK, ÜRÜMSÜ, ÜRÜNLÜ, ÜRÜNDÜ
ÜRÜ
Kırda, hayvanların yattığı yer: Ürüsünü sevmeyen koyun sürüşüz kalır. Otlatma: Sürüyü ürüye kaldırıyor musun ?. Dik. Kırda hayvanların yattığı yer.
ÜRÜNLÜÇİFTLİĞİ
Kütahya şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
ÜRÜNDÜLÜ
Seçkin.
ÜRÜNLEMEK
Hayvan çok yemekten hastalanmak, ölmek.
ÜRÜNDÜRMEK
Gece sabaha karşı davarı yaylıma çıkarmak.
ÜRÜNSÜZLÜK
Ürünsüz olma durumu.
ÜRÜNVEREN
Bitlis kenti, Akşar nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Elâzığ şehrinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ÜRÜNDÜLEMEK
Seçmek, ayıklamak. Açığa çıkarmak için incelemek. İyisini seçmek, iyisini ihtiyar etmek.
ÜRÜNDÜLENMEK
Seçilmek, ihtiyar olunmak.
ÜRÜKLEMEK
Hayvanı otlatmak için bağlamak. Yığın yapmak. İrilerini seçmek.
ÜRÜMKÖÇEK
Toplu olarak, hep birlikte.
ÜRÜNLENMEK
Su ile tanenin birleşmesinden doğan özleşme.
ÜRÜZGERLENMEK
Osurmak.
ÜRÜBEYRAN
Çırılçıplak.
ÜRÜNDÜBAY
Seçkin nitelikli, saygın kimse.
ÜRÜNLÜK
Otu üstünde kurumuş, güzün, kışın hayvan otlatmaya elverişli yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜRÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
AGARAGAR
Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
AEROBİK
Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için tempolu müzik eşliğinde yapılmış olan bir jimnastik türü.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
AHLAKSIZ
Ahlak kurallarına uymayan. Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz.
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
ABDESTLİK
Abdest alınacak yer. Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü.
ADAKLAMAK
Küçük çocuk yürümeye başlamak.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
AHARLI
Üzerine ahar sürülmüş olan.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.