Sonu ÜLKÜ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ülkü" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ülkü ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ülkü olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ülkü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

7 harfli kelimeler

DÜŞÜLKÜ

5 harfli kelimeler

BÜLKÜ, CÜLKÜ, ÇÜLKÜ, TÜLKÜ

4 harfli kelimeler

ÜLKÜ

Bazı kelimelerin anlamları

ÜLKÜ

Amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey, ideal. İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke, mefkûre, ideal, vizyon. Gerçekte olmayıp yalnız düşüncede tasarım biçiminde var olan, yalnızca düşünce ile kavranabilen şey, ideal.

BÜLKÜ

Havanın bunaltıcı sıcak zamanı.

TÜLKÜ

Tilki.

ÇÜLKÜ

Pamuk çorap.

DÜŞÜLKÜ

Gerçekleştirilmesi olanaksız olan dizge ya da tasarı. Ancak imge gücüyle tasarlanabilen, kusursuz yönetim düzeni.

CÜLKÜ

Pamuk çorap.

  -   -   -  

Anlamında ÜLKÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜLKÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KURBAN

Dinin buyruğunu veya bir adağı yerine getirmek için kesilen hayvan. Bir ülkü uğrunda feda edilen veya kendini feda eden kimse. Müslümanlarda Kurban Bayramı. Bir kazada veya felakette ölen kimse. İçtenliği belirten bir seslenme sözü. Maddi ve manevi bakımdan felakete sürüklenmiş, insani değerlerini yitirmek zorunda kalmış veya bırakılmış kimse.

FEDAİ

Bir ülkü uğruna tehlikeli işlere girişerek canını esirgemeyen kimse, serdengeçti. Bir kimseyi veya bir yeri koruyan kimse.

ŞEHADET

Tanıklık. Yüksek bir ülkü uğrunda ölme, şehit olma.

KİRA

Bir konutun, bir mülkün veya taşıt gibi herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında, bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi, icar. Bu biçimde tutulan taşınmaz. Bu biçimde tutulan bir şey için karşılık olarak ödenen para.

MÜCAHİT

Kutsal ülküler uğruna savaşan kimse, alperen.

ALTIKARDEŞ

Kuzey Kutbu yönünde, Büyükayı'nın karşısında bulunan takımyıldız, Zatülkürsi.

İDEALİST

Ülkücü. İdealizm öğretisine bağlı filozof.

DİN

Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet. Bir şeyin en yüksek ve sivri noktası. İnanılıp çok bağlanılan düşünce, inanç veya ülkü, kült. İlmek. C.G.S. sisteminde 1 gramlık bir kütlenin hızını saniyede 1 santimetre artıran güç birimi: Bir nevton 105 din'e eşittir. Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller biçiminde toplayan, sağlayan düzen.

MİLLET

Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus. Benzer özellikleri olan topluluk. Bir yerde bulunan kimselerin bütünü, herkes.

KONTLUK

Kont olma durumu. Kontun mülkü, toprakları.

İDEAL

Ülkü. Düşüncenin tasarlayabileceği bütün üstün nitelikleri kendinde toplayan. Uygun.

İDEALİZM

Ülkücülük. Bilgide temel olarak düşünceyi alan ve varlığı insan düşüncesinin kurduğunu kabul eden öğretilerin genel adı.

KIZILELMA

Osmanlılar tarafından Roma ve Viyana şehirleri için kullanılan sembolik ad. Yeryüzündeki bütün Türkleri birleştirip büyük bir imparatorluk kurmayı amaç olarak alan ülkü.

STOACILIK

Aklın egemenliğini, doğaya uygun yaşamayı, ruhun duyumsamazlığı ve dünya yurttaşlığı ülküsünü amaç edinen Kıbrıslı Zenon'un kurduğu, öğretiye ilişkin derslerin stoa denilen direkli galeride verildiği öğreti, revakiye.

MÜCAHEDE

Çalışma, gayret. Kutsal ülküler uğruna savaşma.

MİSYONER

Bir dini, özellikle Hristiyanlığı yaymakla görevli kimse. Kendini herhangi bir düşünceyi, bir ülküyü yaymaya adayan kimse.

HALKEVİ

Halkı eğitip millî birliğe ve ülküye yöneltmek amacıyla açılan kuruluş. Bu kuruluşun görev yaptığı yapı.

FERAĞ

Bir işten vazgeçme, çekilme, el çekme, terk etme. Bir mülkü başkasına bırakma, başkasının üstüne geçirme.

DAVA

Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma. Sorun. Sav. Ülkü. Sevgili.

FARİĞ

Vazgeçmiş, çekilmiş. Bir mülkün kullanma hakkını başkasına bırakan. Sıkıntısız, rahat.