ÜLBENT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ülbent" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. ülbent ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ülbent ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ülbent olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ÜLBENT

Peçe, tülbent.

  -   -   -  

Anlamında ÜLBENT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜLBENT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TÜLBENTÇİ

Tülbent satan kimse.

TÜLBENTÇİLİK

Tülbentçinin işi.

ARAÇKIN

Başa sarılan tülbent örtü.

BAŞALACAK

Kadınların başlarına örttükleri tülbent.

MERMERŞAHİ

Tülbent ile patiska arasında ince bir tür pamuklu kumaş.

BAŞAĞI

Baştan çıkmış, söz, nasihat dinlemeyen, terbiyesiz (çocuk): Çocuğu azarlaya, tekdir ede, terbiyesini bilemediler. Başağı ettiler. Hayvanın başına takılan ip, yular. Ak tülbentten yapılan başörtüsü. (Küllük Iğdır Kars).

ALVALA

İnce ipekten dokunmuş kırmızı tülbent, gelin baş örtüsü. Gelincik, tarla gülü. Yanar döner çok renkli maytap. Bembeyaz: Ağaçlar alvala çiçek açmış. Kırmızı, akik: Alvala gibi kızarmış.

SARIKÇI

Sarık için gerekli tülbent, abani vb. kumaşları satan kimse. Çeşitli biçimlerde sarık saran kimse.

BASMACI

Basma yapan ya da satan kimse. Bohça ile köylerde eşya satan kadın, bohçacı. Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse.

BEZİRGANBAŞI

Bir çocuk oyunu. Padişahın kullanacağı çuha, bez, tülbent ve benzerleri eşyaları sağlamak ve bunları korumakla görevli kimse. Padişahın kullanacağı çuha, bez, tülbent ve benzerleri eşyaları sağlamak ve bunları korumakla görevli kişi.

YEMENİ

Kalıpla basılıp elle boyanan, kadınların başlarına bağladıkları tülbent. Bir tür hafif ve kaba ayakkabı.

SARIK

Sarılarak meydana getirilen başlık. Kavuk, fes gibi bazı başlıkların üzerine sarılan tülbent, şal vb.

BAYAZ

Bazı, bazen. Beyaz, ak. Tülbent, başörtü. Beyaz. Beyaz, bk. bâyaz.

LAPA

Nişastalı tanelerin, su ile kaynatılarak bulamaç kıvamına getirilmiş durumu. Keten tohumu vb. bitkilerin kaynatılmasıyla elde edilen, sıcak olarak tülbent içinde vücuda dıştan uygulanan ilaç.

SORMUK

Çocuk emziği. Tülbent içine lokum, şeker konularak küçük çocuklara verilen emzik biçiminde nesne.

CIĞCIĞ

Güneşin dikey gelen ışınları hakkında kullanılır: Bayram yerinde cığcığ güneşin altında beynim kaynadı. Parlak. Boğaza sarılan tülbent. Çene bağı. Tavuk sesi.

ORGANZE

İpek veya keten iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde bir tür kolalı kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

BÜRÜK

Çarşaf, baş örtüsü. Duvak. Ova ve dere kıyılarındaki çalı ve diken topluluğu. Baş örtüsü. Çarşaf, çar. Atkı. Örtü, peçe. Hamam havlusu. Orman. Gövdesini sarmaşık sarmış ağaç. Üstü açık, çevresi çalılarla çevrilmiş ağıl. Asma yaprağı. İbrik. Düğünde geline giydirilen elbise. Tülbent, baş örtüsü. Ağaçları bürüyen yabani diken.

BECEK

Tülbent. Köşe, bucak, uç, açı. Böcek. Tül. Sivas ilinde, İmranlı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

KIVRAK

Canlı, hareketli, atik. İnce tülbent ya da ipekli başörtüsü. Güzel, şık, yakışıklı. Aceleci. Akıcı, işlek. Yerli dokuması kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi.