Kelimeler arşivinde; içinde "ülbent" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ülbent bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ülbent ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ülbent olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TÜLBENTÇİLİK
HOŞDÜLBENT
TÜLBENTÇİ
TÜLBENT, CÜLBENT, DÜLBENT
ÜLBENT
ÜLBENT
Peçe, tülbent.
TÜLBENTÇİLİK
Tülbentçinin işi.
DÜLBENT
Tülbent, baş örtüsü.
CÜLBENT
Yabani bezelye, burçak.
HOŞDÜLBENT
Ardahan kenti, Göle ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
TÜLBENTÇİ
Tülbent satan kimse.
TÜLBENT
İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez. Bu bezden yapılmış başörtüsü.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜLBENT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CIĞCIĞ
Güneşin dikey gelen ışınları hakkında kullanılır: Bayram yerinde cığcığ güneşin altında beynim kaynadı. Parlak. Boğaza sarılan tülbent. Çene bağı. Tavuk sesi.
SARIK
Sarılarak meydana getirilen başlık. Kavuk, fes gibi bazı başlıkların üzerine sarılan tülbent, şal vb.
SORMUK
Çocuk emziği. Tülbent içine lokum, şeker konularak küçük çocuklara verilen emzik biçiminde nesne.
YEMENİ
Kalıpla basılıp elle boyanan, kadınların başlarına bağladıkları tülbent. Bir tür hafif ve kaba ayakkabı.
BASMACI
Basma yapan ya da satan kimse. Bohça ile köylerde eşya satan kadın, bohçacı. Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse.
BAŞAĞI
Baştan çıkmış, söz, nasihat dinlemeyen, terbiyesiz (çocuk): Çocuğu azarlaya, tekdir ede, terbiyesini bilemediler. Başağı ettiler. Hayvanın başına takılan ip, yular. Ak tülbentten yapılan başörtüsü. (Küllük Iğdır Kars).
ARAÇKIN
Başa sarılan tülbent örtü.
BECEK
Tülbent. Köşe, bucak, uç, açı. Böcek. Tül. Sivas ilinde, İmranlı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
CILGI
İnce, dar, taşlı yol, patika. Deriden yapılmış su tulumu. İnce uzun bez veya tülbent. İncecik bağ. Çakı veya bıçakların ucunda bulunup zincir takmakta kullanılan halka. Kendine sahip olamayıp yerli yersiz konuşan (kimse.). İnce dar yol, patika. Beyaz tüylerden müteşekkil tüy demeti.
SARIKÇI
Sarık için gerekli tülbent, abani vb. kumaşları satan kimse. Çeşitli biçimlerde sarık saran kimse.
BAŞALACAK
Kadınların başlarına örttükleri tülbent.
BEZİRGANBAŞI
Bir çocuk oyunu. Padişahın kullanacağı çuha, bez, tülbent ve benzerleri eşyaları sağlamak ve bunları korumakla görevli kimse. Padişahın kullanacağı çuha, bez, tülbent ve benzerleri eşyaları sağlamak ve bunları korumakla görevli kişi.
ALVALA
İnce ipekten dokunmuş kırmızı tülbent, gelin baş örtüsü. Gelincik, tarla gülü. Yanar döner çok renkli maytap. Bembeyaz: Ağaçlar alvala çiçek açmış. Kırmızı, akik: Alvala gibi kızarmış.
ÇAR
Rus imparatorlarına ve Bulgar krallarına verilen unvan. Çarşaf, siyah üstlük. Bel bağı. Süt süzmeye yarayan aygıt. Tartı. Saman sepeti. Bozuk para. Memeli hayvanların kızgınlık zamanlarında ve doğumları yaklaşınca dişilik organlarından akan sıvı. Dört. Baş örtüsü. Yazma, tülbent gibi baş örtülerinin genel adı. Rus imparatorlarına verilen san. Oğlan evine giden gelinin, vücuduna sarılan örtü. (Çukurören Güdül Ankara). Başörtüsü. (Hüyüklü, Yağcılar Yalvaç Isparta) (car) : (Yeşilköy Gelendost Isparta) (çargat) : (Küllük Iğdır Kars) (çarpı) : (Köke Gelendost Isparta) (çarpu) : (Gücüllü Yalvaç Isparta). Baş örtüsü, çarşaf.
KIVRAK
Canlı, hareketli, atik. İnce tülbent ya da ipekli başörtüsü. Güzel, şık, yakışıklı. Aceleci. Akıcı, işlek. Yerli dokuması kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi.
LAPA
Nişastalı tanelerin, su ile kaynatılarak bulamaç kıvamına getirilmiş durumu. Keten tohumu vb. bitkilerin kaynatılmasıyla elde edilen, sıcak olarak tülbent içinde vücuda dıştan uygulanan ilaç.
MERMERŞAHİ
Tülbent ile patiska arasında ince bir tür pamuklu kumaş.
BÜRÜK
Çarşaf, baş örtüsü. Duvak. Ova ve dere kıyılarındaki çalı ve diken topluluğu. Baş örtüsü. Çarşaf, çar. Atkı. Örtü, peçe. Hamam havlusu. Orman. Gövdesini sarmaşık sarmış ağaç. Üstü açık, çevresi çalılarla çevrilmiş ağıl. Asma yaprağı. İbrik. Düğünde geline giydirilen elbise. Tülbent, baş örtüsü. Ağaçları bürüyen yabani diken.
BAYAZ
Bazı, bazen. Beyaz, ak. Tülbent, başörtü. Beyaz. Beyaz, bk. bâyaz.
ORGANZE
İpek veya keten iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde bir tür kolalı kumaş. Bu kumaştan yapılmış.