Kelimeler arşivi içinde; sonunda "üce" olan, toplam 64 adet kelime bulunmaktadır. Sonu üce ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında üce olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde üce olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YUKARIGÜLLÜCE, YUKARIGÖZLÜCE, SALKIMKÜFLÜCE
FİLİZKÜFLÜCE, KÜÇÜKSÜTLÜCE, YUKARIÖZLÜCE, AŞAĞIGÜLLÜCE, AŞAGIGÖZLÜCE
IŞILKÜFLÜCE
TELKÜFLÜCE
GÖĞÜSLÜCE, AÇGÖZLÜCE, YERCEGÜCE, GÖRGÜLÜCE, GÖNÜLLÜCE
ÖRTÜLÜCE, BÖRTLÜCE
GÜLLÜCE, GÜNLÜCE, GÜPLÜCE, YÜNLÜCE, GÜRÇÜCE, KÖKLÜCE, KÖYLÜCE, KÖZLÜCE, KÜLLÜCE, KÜPLÜCE, SÜSLÜCE, TÜYLÜCE, TÜLLÜCE, GÖLLÜCE, GÖZLÜCE, YÜKLÜCE, BÖĞRÜCE, BÖRGÜCE, SÜTLÜCE, KÜFLÜCE, ÇÖPLÜCE, ÇÜKLÜCE, GÜRCÜCE, DÜLLÜCE, DÜZLÜCE, GOLLÜCE
YÜLÜCE, ÜNLÜCE, ÜÇLÜCE, TÜLÜCE, ÖZLÜCE, AYYÜCE, BÖBÜCE, ÖYSÜCE, BÖRÜCE, BÜRÜCE, KÖTÜCE, DELÜCE
ALÜCE, ÖNÜCE, ÖLÜCE
SÜCE, YÜCE, KÜCE, GÜCE, CÜCE
ÜCE
ÜCE
Yüce. Yüce, yüksek, en üst.
FİLİZKÜFLÜCE
Filizküflerden ileri gelen ve vücudun hemen her bölgesinde görülebilen mantar hastalığı.
YUKARIGÖZLÜCE
Ağrı ili, Hamur ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
SALKIMKÜFLÜCE
Atların, seyrek olarak develerle sığırların deri ve iç örgenlerinde irinli urlar yapan bulaşıcı mantar hastalığı.
YUKARIGÜLLÜCE
Manisa şehri, Selendi ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
AŞAĞIGÜLLÜCE
Manisa şehrinde, Selendi belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
GÖRGÜLÜCE
Görgülü bir biçimde.
YERCEGÜCE
Kokarca.
KÜÇÜKSÜTLÜCE
Ardahan şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
IŞILKÜFLÜCE
Evcil hayvanlarda özellikle sığırlarda, ışılküflerden ileri gelen ve insanlara da bulaşabilen ilkel mantar hastalığı.
AŞAGIGÖZLÜCE
Ağrı ilinde, Hamur ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
YUKARIÖZLÜCE
Gümüşhane şehrinde, Kelkit ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
TELKÜFLÜCE
Telküften ileri gelen ilkel mantar hastalığı.
AÇGÖZLÜCE
Açgözlüye yaraşır bir biçimde.
GÖNÜLLÜCE
Biraz gönüllü. (gönüllü'ce) Biraz gönüllü olarak.
GÖĞÜSLÜCE
Biraz iri göğüslü.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜCE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BURUKLUK
Buruk olma durumu, kekrelik. Küskünlük, gücenmişlik.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
CÜCELEŞMEK
Cüce durumuna gelmek.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
CİLTÇİ
Kitapları ciltleyen kimse, mücellit. Ciltevi.
CİLTÇİLİK
Ciltçinin yaptığı iş, mücellitlik.
CEVAHİR
Elmas, yakut vb. değerli taşlar, mücevher.
COŞKU
Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan. Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
CÜCELEŞME
Cüceleşmek durumu.
BEDESTEN
Kumaş, mücevher vb. değerli eşyaların alınıp satıldığı kapalı çarşı.
CEVHER
Bir şeyin özü, maya, gevher. İyi yetenek. Töz. Değerli süs taşı, mücevher.
CÜCELİK
Cüce olma durumu.
BEBERUHİ
Sevimsiz, budala, bücür erkek. Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı.
BURUK
Burulmuş olan. Alınarak küskünlük gösteren, gücenmiş (kimse). Uygun olmayan şartlar sonucu dönerek büyüyen ağacın kerestesi. Tadı kekre olan (meyve).
BURULMAK
Ekseni çevresinde döndürülmek. Sancımak, ağrımak. Alınarak küskünlük göstermek, gücenmek.
CİVANMERT
Mert yaradılışlı, yüce gönüllü, yiğit.
ALINGAN
Çabuk gücenen, kırılan.