Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ücü" olan, toplam 87 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ücü ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ücü olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ücü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DUYARLIKÖLÇÜCÜ
KARŞIKÖPÜRÜCÜ
TİTREŞİRGÜCÜ, TABİATÜSTÜCÜ, GERÇEKÜSTÜCÜ
DÖNÜŞTÜRÜCÜ, DÜŞÜNDÜRÜCÜ, HABARBÖCÜCÜ, GÜNDÜŞÜRÜCÜ, DENEYÜSTÜCÜ, DÜĞÜMÇÖZÜCÜ
PÜSKÜRTÜCÜ, SÜPRÜNTÜCÜ, BEYGİRGÜCÜ, DOĞAÜSTÜCÜ
GÖNÜLGÜCÜ, GÖRÜNGÜCÜ, SÜYDÜRÜCÜ, YÜZDÜRÜCÜ, SÖNDÜRÜCÜ, ÇÖKTÜRÜCÜ, GÜLDÜRÜCÜ, GÜRÜLTÜCÜ, HOŞGÖRÜCÜ
SÜPÜRÜCÜ, GÖÇÜRÜCÜ, GÜCÜGÜCÜ, GÖTÜRÜCÜ, DÜŞÜNÜCÜ, ÖNÜRDÜCÜ, DÖŞÜRÜCÜ, YÜRÜTÜCÜ, TÜRKGÜCÜ, TÜYÜŞÜCÜ, YÖRÜYÜCÜ, ÜDÜRGÜCÜ, ÖLDÜRÜCÜ, SÖMÜRÜCÜ
TÜRKÜCÜ, GÖRGÜCÜ, MUMGÜCÜ, ÖĞÜTÜCÜ, KÖPRÜCÜ, SÖVGÜCÜ, SÜRGÜCÜ, SERGÜCÜ
ÖNGÜCÜ, ÖRGÜCÜ, YÖRÜCÜ, İŞGÜCÜ, BÜYÜCÜ, ÜNGÜCÜ, KÜNÜCÜ, ÇÖZÜCÜ, ÖNKÜCÜ, BÜKÜCÜ, ÖRTÜCÜ, ÖZGÜCÜ, POÇÜCÜ, DÖKÜCÜ, ÜLKÜCÜ, YÜZÜCÜ, ALKÜCÜ, SÜRÜCÜ, SÖVÜCÜ, BÖLÜCÜ, GÜNÜCÜ, ÖYKÜCÜ, ÖVGÜCÜ, GÜDÜCÜ, DÜZÜCÜ, ENGÜCÜ, ERGÜCÜ, GÖMÜCÜ, GÖÇÜCÜ, GÖRÜCÜ
ÖRÜCÜ, ÖTÜCÜ, ÜTÜCÜ, ÜZÜCÜ, ÖYÜCÜ, ÖVÜCÜ
SÜCÜ, BÜCÜ, KÜCÜ, GÜCÜ
ÜCÜ
ÜCÜ
Umacı. Kısa boylu (insan için). Ölü yıkayıcı.
KARŞIKÖPÜRÜCÜ
Karşıköpürme olayını yaratmak için kullanılan kimyasal özdek.
GERÇEKÜSTÜCÜ
Gerçeküstücülükten yana olan, sürrealist. Gerçeküstücülükle ilgili olan (görüş, eser vb.), sürrealist.
DUYARLIKÖLÇÜCÜ
Duyarlıkölçeri kullanan kimse, duyarlıkölçümü uzmanı.
SÜPRÜNTÜCÜ
Herhangi bir yerin süprüntüsünü temizleyen kimse. Her şeyin en kötüsünü alan veya satan kimse.
DÜŞÜNDÜRÜCÜ
Düşünmeye sebep olan, düşünmeye yol açan. Tasalandıran, kaygılandıran.
DÜĞÜMÇÖZÜCÜ
Düğümlenmiş verileri çözmeye yarayan aygıt ya da yordam.
DOĞAÜSTÜCÜ
Doğaüstücülük yanlısı, tabiatüstücü, sürnatüralist.
DÖNÜŞTÜRÜCÜ
Aynı frekansta fakat yoğunluğu, gerilimi genel olarak farklı olan bir veya birçok değişik akım dizgesini, değişik bir akım dizgesine dönüştüren elektromanyetik indükleçli duruk araç, trafo, transformatör.
BEYGİRGÜCÜ
Bir saniyede 75 kg/ m. lik iş yapabilme gücü. (736 W). Bir saniyede 550 ft-lb. (76.04 kg/ m.) iş yapabilme gücü. (746 W.).
HABARBÖCÜCÜ
Siyah üzerine mavi benekli, beyaz kanatlı bir çeşit böcek.
DENEYÜSTÜCÜ
Deneyüstücülük yanlısı, transandantalist.
TABİATÜSTÜCÜ
Doğaüstücü.
GÜNDÜŞÜRÜCÜ
Güneşin günlük devimine uygun olarak dönen, bir düzlem ayna yardımıyla Güneş resmini düşey duran bir ırakgörürün içine düşüren düzen (çok kullanılmaz).
PÜSKÜRTÜCÜ
Püskürtme işini yapan araç, sprey.
TİTREŞİRGÜCÜ
Öğeciklerin belli dalga boyundaki ışıkları soğurma, salma olasılığını ölçen nicelik.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜCÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANDROPOZ
Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek eksilmesi sonucu cinsel gücün azalması, yaş dönümü.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AKIL
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.
ALAKARGA
Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş, kestane kargası (Garrulus glandarius). Saksağan.
ANAVAŞYA
Göçücü balıkların Akdeniz'den Karadeniz'e çıkması, katavaşya karşıtı.
ANCAK
"Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir. "Lakin, ama, fakat, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz. "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün. En erken.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.
ALIŞTIRMA
Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.
ARAÇ
Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.
ANLIK
Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.
AFSUNCULUK
Büyücülük.
AFSUNCU
Büyücü.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
ALKIŞÇI
Alkışlayan kimse. Şakşakçı, dalkavuk, yüze gülücü, yağcı kimse.
AKHARDAL
Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanılan hardal türlerinden biri (Sinapis alba).
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ANLAMLI
Anlamı olan, manalı. İçeriği olan. Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar.
AMANSIZCA
Öldürücü bir durumda, acımasız olarak, amansızcasına. Hoşgörüsüz olarak, amansızcasına.