Sonu ÜCÜ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ücü" olan, toplam 87 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ücü ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ücü olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ücü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

DUYARLIKÖLÇÜCÜ

13 harfli kelimeler

KARŞIKÖPÜRÜCÜ

12 harfli kelimeler

TİTREŞİRGÜCÜ, TABİATÜSTÜCÜ, GERÇEKÜSTÜCÜ

11 harfli kelimeler

DÖNÜŞTÜRÜCÜ, DÜŞÜNDÜRÜCÜ, HABARBÖCÜCÜ, GÜNDÜŞÜRÜCÜ, DENEYÜSTÜCÜ, DÜĞÜMÇÖZÜCÜ

10 harfli kelimeler

PÜSKÜRTÜCÜ, SÜPRÜNTÜCÜ, BEYGİRGÜCÜ, DOĞAÜSTÜCÜ

9 harfli kelimeler

GÖNÜLGÜCÜ, GÖRÜNGÜCÜ, SÜYDÜRÜCÜ, YÜZDÜRÜCÜ, SÖNDÜRÜCÜ, ÇÖKTÜRÜCÜ, GÜLDÜRÜCÜ, GÜRÜLTÜCÜ, HOŞGÖRÜCÜ

8 harfli kelimeler

SÜPÜRÜCÜ, GÖÇÜRÜCÜ, GÜCÜGÜCÜ, GÖTÜRÜCÜ, DÜŞÜNÜCÜ, ÖNÜRDÜCÜ, DÖŞÜRÜCÜ, YÜRÜTÜCÜ, TÜRKGÜCÜ, TÜYÜŞÜCÜ, YÖRÜYÜCÜ, ÜDÜRGÜCÜ, ÖLDÜRÜCÜ, SÖMÜRÜCÜ

7 harfli kelimeler

TÜRKÜCÜ, GÖRGÜCÜ, MUMGÜCÜ, ÖĞÜTÜCÜ, KÖPRÜCÜ, SÖVGÜCÜ, SÜRGÜCÜ, SERGÜCÜ

6 harfli kelimeler

ÖNGÜCÜ, ÖRGÜCÜ, YÖRÜCÜ, İŞGÜCÜ, BÜYÜCÜ, ÜNGÜCÜ, KÜNÜCÜ, ÇÖZÜCÜ, ÖNKÜCÜ, BÜKÜCÜ, ÖRTÜCÜ, ÖZGÜCÜ, POÇÜCÜ, DÖKÜCÜ, ÜLKÜCÜ, YÜZÜCÜ, ALKÜCÜ, SÜRÜCÜ, SÖVÜCÜ, BÖLÜCÜ, GÜNÜCÜ, ÖYKÜCÜ, ÖVGÜCÜ, GÜDÜCÜ, DÜZÜCÜ, ENGÜCÜ, ERGÜCÜ, GÖMÜCÜ, GÖÇÜCÜ, GÖRÜCÜ

5 harfli kelimeler

ÖRÜCÜ, ÖTÜCÜ, ÜTÜCÜ, ÜZÜCÜ, ÖYÜCÜ, ÖVÜCÜ

4 harfli kelimeler

SÜCÜ, BÜCÜ, KÜCÜ, GÜCÜ

3 harfli kelimeler

ÜCÜ

Bazı kelimelerin anlamları

ÜCÜ

Umacı. Kısa boylu (insan için). Ölü yıkayıcı.

KARŞIKÖPÜRÜCÜ

Karşıköpürme olayını yaratmak için kullanılan kimyasal özdek.

GERÇEKÜSTÜCÜ

Gerçeküstücülükten yana olan, sürrealist. Gerçeküstücülükle ilgili olan (görüş, eser vb.), sürrealist.

DUYARLIKÖLÇÜCÜ

Duyarlıkölçeri kullanan kimse, duyarlıkölçümü uzmanı.

SÜPRÜNTÜCÜ

Herhangi bir yerin süprüntüsünü temizleyen kimse. Her şeyin en kötüsünü alan veya satan kimse.

DÜŞÜNDÜRÜCÜ

Düşünmeye sebep olan, düşünmeye yol açan. Tasalandıran, kaygılandıran.

DÜĞÜMÇÖZÜCÜ

Düğümlenmiş verileri çözmeye yarayan aygıt ya da yordam.

DOĞAÜSTÜCÜ

Doğaüstücülük yanlısı, tabiatüstücü, sürnatüralist.

DÖNÜŞTÜRÜCÜ

Aynı frekansta fakat yoğunluğu, gerilimi genel olarak farklı olan bir veya birçok değişik akım dizgesini, değişik bir akım dizgesine dönüştüren elektromanyetik indükleçli duruk araç, trafo, transformatör.

BEYGİRGÜCÜ

Bir saniyede 75 kg/ m. lik iş yapabilme gücü. (736 W). Bir saniyede 550 ft-lb. (76.04 kg/ m.) iş yapabilme gücü. (746 W.).

HABARBÖCÜCÜ

Siyah üzerine mavi benekli, beyaz kanatlı bir çeşit böcek.

DENEYÜSTÜCÜ

Deneyüstücülük yanlısı, transandantalist.

TABİATÜSTÜCÜ

Doğaüstücü.

GÜNDÜŞÜRÜCÜ

Güneşin günlük devimine uygun olarak dönen, bir düzlem ayna yardımıyla Güneş resmini düşey duran bir ırakgörürün içine düşüren düzen (çok kullanılmaz).

PÜSKÜRTÜCÜ

Püskürtme işini yapan araç, sprey.

TİTREŞİRGÜCÜ

Öğeciklerin belli dalga boyundaki ışıkları soğurma, salma olasılığını ölçen nicelik.

  -   -   -  

Anlamında ÜCÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜCÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANDROPOZ

Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek eksilmesi sonucu cinsel gücün azalması, yaş dönümü.

AKIŞKANLIK

Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.

AKIL

Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.

ALAKARGA

Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş, kestane kargası (Garrulus glandarius). Saksağan.

ANAVAŞYA

Göçücü balıkların Akdeniz'den Karadeniz'e çıkması, katavaşya karşıtı.

ANCAK

"Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir. "Lakin, ama, fakat, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz. "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün. En erken.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

ACİZ

Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.

ALIŞTIRMA

Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.

ARAÇ

Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.

ANLIK

Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.

AFSUNCULUK

Büyücülük.

AFSUNCU

Büyücü.

ACIKLI

Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.

ALKIŞÇI

Alkışlayan kimse. Şakşakçı, dalkavuk, yüze gülücü, yağcı kimse.

AKHARDAL

Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanılan hardal türlerinden biri (Sinapis alba).

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

ANLAMLI

Anlamı olan, manalı. İçeriği olan. Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar.

AMANSIZCA

Öldürücü bir durumda, acımasız olarak, amansızcasına. Hoşgörüsüz olarak, amansızcasına.