Kelimeler arşivi içinde; başında "öy" olan, toplam 113 adet kelime bulunmaktadır. öy ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu öy ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öy olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖYKELENDİRMEK, ÖYKÜLEŞTİRMEK, ÖYÜNLENDİRMEK
ÖYKÜLEŞTİRME, ÖYKÜNMECİLİK
ÖYLENDİRMEK
ÖYKELENMEK, ÖYKROMATİN, ÖYKÜLEYİCİ, ÖYKÜNLEMEK, ÖYLEMECENE, ÖYLEMESİYE, ÖYLESİNDEN, ÖYÜRLEŞMEK, ÖYÜRTLEMEK, ÖYÜŞTÜRMEK
ÖYKÜCÜLÜK, ÖYKÜLEMEK, ÖYKÜNMECİ, ÖYLEDENCE, ÖYLELEMEK, ÖYLELEYİN, ÖYLELİKLE, ÖYRİHALİN, ÖYÜKLEMEK, ÖYÜNLEMEK
ÖYDÜRMEK, ÖYENDERE, ÖYENDİRE, ÖYGÜNMEK, ÖYĞÜNMEK, ÖYKENMEK, ÖYKÜLEME, ÖYKÜNMEK, ÖYLENNİK, ÖYLESİNE, ÖYLEYŞİN, ÖYMEŞMEK, ÖYRENMEK, ÖYRİHİGR, ÖYRİTERM, ÖYÜRTMEK, ÖYÜTARKI
ÖYCÜMAL, ÖYELİYH, ÖYEŞMEK, ÖYKENCE, ÖYKÜCÜK, ÖYKÜLEM, ÖYKÜNCE, ÖYKÜNME, ÖYKÜNÜM, ÖYLELİK, ÖYLEMEK, ÖYLENCİ, ÖYRİFAG, ÖYRİYÖK, ÖYSEMEK, ÖYÜKMEK, ÖYÜLMEK, ÖYÜNNÜK, ÖYÜŞMEK
ÖYKMEK, ÖYKÜCÜ, ÖYLECE, ÖYLESİ, ÖYLÜLÜ, ÖYSÜCE, ÖYÜBET, ÖYÜMCE, ÖYÜNLE
ÖYBET, ÖYCÜL, ÖYDÜL, ÖYEDE, ÖYGEN, ÖYGÜN, ÖYGÜR, ÖYKEN, ÖYKÜN, ÖYLEK, ÖYLEN, ÖYLÜK, ÖYMEÇ, ÖYMEK, ÖYMEN, ÖYNEL, ÖYNER, ÖYNÜK, ÖYREK, ÖYREN, ÖYSEM, ÖYSEN, ÖYSEY, ÖYSÜN, ÖYSÜZ, ÖYÜCÜ, ÖYÜNT, ÖYVEN
ÖYEK, ÖYFE, ÖYİR, ÖYKE, ÖYKÜ, ÖYLE, ÖYLÜ, ÖYÖN, ÖYÜÇ, ÖYÜK, ÖYÜN, ÖYÜR, ÖYÜT
ÖY
ÖY
Ön. Ev.
ÖYKÜLEŞTİRME
Öyküleştirmek işi.
ÖYKÜLEŞTİRMEK
Öykü durumuna getirmek.
ÖYKÜNMECİLİK
Öykünmeci olma durumu.
ÖYLEMECENE
O biçimde, öyle.
ÖYKÜNLEMEK
Tarla ve benzerleri in sulamak.
ÖYÜRTLEMEK
Ayırmak, ayıklamak, seçmek, temizlemek.
ÖYKELENDİRMEK
Öfkelendirmek, hiddetlendirmek.
ÖYLESİNDEN
Öyle vaktından.
ÖYÜNLENDİRMEK
Bir kimseye az az yemek yedirmek.
ÖYKROMATİN
Kromozomun faal genleri kapsadığı düşünülen bölgesi. Çekirdek dinlenme halinde iken az boya tutar. Bölünen çekirdekte, bölünme ilerledikçe boyanma özelliği artar, bölünmenin sonuna doğru tekrar azalır.
ÖYLENDİRMEK
Evlendirmek.
ÖYÜRLEŞMEK
Birbirine alışmak, dost olmak, birbirinden ayrılmayacak derecede sevişip anlaşmak.
ÖYKÜLEYİCİ
Öykülemeyi yapan kimse.
ÖYKELENMEK
Öfkelenmek, kızmak. Öfkelenmek.
ÖYLEMESİYE
O biçimde, öyle.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALO
Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.
AĞITÇI
Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.
ALİMALLAH
Söylenen bir sözün doğruluğuna inandırmak için "en iyisini Allah bilir" anlamında kullanılan bir söz.
AKSAN
Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği. Vurgu.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
AGUCUK
Süt çocuğunu sevmek için söylenen bir söz.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AHFEŞ
"Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak" anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
AH
İlenme, beddua. (a:h) Ağrı, acı duyulduğunda söylenen bir söz. (a:h) Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme, sevgi vb. duygular anlatan bir söz.
AFERİN
Övme, takdir, beğenme vb. duyguları belirtmek için söylenen söz, bravo. Öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı.
ALINMAK
Alma işi yapılmak. Uyarlanmak. Elde edilmek. Bir sözün, bir davranışın kendisine söylediğini veya yapıldığını sanarak incinmek, kırılmak.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AĞABEY
Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
AKILLI
Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil. Uyanık geçinen. Karşısındakini küçümseme amacıyla söylenen bir söz.
AÇIKÇASI
Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.