Kelimeler arşivi içinde; sonunda "öve" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. Sonu öve ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında öve olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde öve olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KALENSÖVE
RÖLÖVE
BRÖVE, ELÖVE
SÖVE, BÖVE, DÖVE, GÖVE, HÖVE, KÖVE
ÖVE
ÖVE
Üvey.
SÖVE
Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve. Avlu kapısının iki yanına konan uzun taşlar. Pencere ve kapı kenarlarındaki süs kalıpları.
HÖVE
Dokuma tezgâhlarında düğümleri sıkıştırmak için kullanılan tahta dişli aygıt. (Çıldır Kars).
BÖVE
İri ve zehirli örümcek.
BRÖVE
Belli bir eğitimden sonra uçak kullanabilecek veya paraşütle atlayabilecek duruma gelmiş kimselere verilen yeterlik belgesi.
RÖLÖVE
Eski bir sanat eserinin, bir yapının çizilerek veya boyanarak hazırlanan kopyası. Bir yapının bütün boyutlarını ölçerek plan, kesit ve görünüşünü yeniden çıkarma.
KALENSÖVE
Sivri tepeli külah. Yüksük.
GÖVE
Gökyüzü. Yünlü kumaşları ve dokumaları yiyen bir çeşit böcek, güve. Güya. Sinop kenti, Boyabat belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
DÖVE
Boğaya gelmemiş iki üç yaşında dişi dana, düve.
KÖVE
Kadın giysilerinin eteğine enine konan 5 cm.lik siyah parça.
ELÖVE
Övülen, beğenilen kişi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖVE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÖVERME
Gövermek işi.
KOÇAKLAMA
Halk edebiyatında biçimi ne olursa olsun, konusu yiğitlik, savaş, kahramanlık olan veya bir kahramanı öven, kahramanlık duygularını canlandıran şiir, yiğitleme.
MÜNACAT
Yakarış. Divan edebiyatında Tanrı'yı öven şiir türü veya şiirin bir bölümü.
BENBENCİ
Kendini çok öven, hep kendinden söz eden, kibirli, gururlu.
AGDIRMA
Kağnı, araba, saban, döven ve benzerleri gibi rençber takımlarını koymak için yapılan üstü örtülü yer, sundurma.
SEBZE
Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat.
MEDDAH
Taklitler yaparak, hoş hikâyeler anlatarak halkı eğlendiren sanatçı. Öven, aşırı övgüde bulunan kimse.
ŞAKŞAKÇI
Bir kimseyi veya onun yaptığı her şeyi doğru bularak öven ve başkalarına da kabul ettirmeye çalışan kimse, alkışçı, zilli bebek. Para karşılığında alkış tutan kimse, goygoycu. Özellikle tiyatroda oyunu alkışlamak için parayla tutulan kimse.
YÜKSÜK
Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç. Köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum, kalensöve.
BENCİK
Kendini beğenmiş, kendini öven, gururlu, kibirli, şımarık. Şımarık, fazla yüz bulmuş (çocuk hakkında). Hareketleriyle etrafı sıkan kimse. Bencil. Muğla şehrinde, Yatağan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
GÖVERİŞ
Göverme işi.
AHALEK
Döveni boyunduruğa tutturan, iki başı delik odun.
BİÇERDÖVER
Ekin biçen, döven, taneleri ayıran, samanı deste veya balya durumuna getiren makine.
SÖVGÜCÜ
Söven, küfreden, sövücü.
DÖVMECİ
Kullanılmadan önce dövülmesi gereken maden filizlerini veya diğer maddeleri döven işçi. Vücuda dövme yapan kimse.
ÖNCELEMEK
Bir şeyi önceden yapmak, geri bırakmamak, öne almak, takdim etmek. Tanıtmak, yönlendirmek amacıyla överek öne çıkarmak, lanse etmek.
ŞARLATAN
Kendi bilgi ve niteliklerini veya mallarını överek karşısındakini kandıran, dolandıran kimse. Bilir geçinen kimse.
ATAZLAMAK
Cildi, döverek kızartmak: Bahçeme giren çocukları yakaladıkça atazlıyorum. Asitli otlar cildi kızartmak: Bak ısırgan elimi atazladı.
ALIÇ
Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.
ÖVGÜCÜ
Birini veya bir şeyi öven kimse, övücü. Birini gereği yokken veya aşırı olarak öven kimse.