ÖVE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "öve" olan, toplam 41 adet kelime bulunmaktadır. öve ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu öve ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öve olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ÖVEYİKBUĞDAYI

11 harfli kelimeler

ÖVENDİRELİK

10 harfli kelimeler

ÖVEÇELEMEK, ÖVELLENMEK

9 harfli kelimeler

ÖVEBİLMEK, ÖVETLEMEK, ÖVELENMEK

8 harfli kelimeler

ÖVEBİLME, ÖVEYKKIR, ÖVENDİRE, ÖVENDERE, ÖVELEMEK, ÖVELEMEÇ

7 harfli kelimeler

ÖVELEME, ÖVEYANA, ÖVELMEK, ÖVERSEK, ÖVEÇLER, ÖVERMEK, ÖVERLER, ÖVENLER, ÖVERGEN

6 harfli kelimeler

ÖVELEK, ÖVECEK, ÖVEYİK, ÖVECİK, ÖVERCE, ÖVENEK, ÖVEÇLİ

5 harfli kelimeler

ÖVEDİ, ÖVEKE, ÖVEYŞ, ÖVEZE, ÖVEZİ

4 harfli kelimeler

ÖVER, ÖVEÇ, ÖVET, ÖVEN, ÖVEK, ÖVEZ

3 harfli kelimeler

ÖVE

Bazı kelimelerin anlamları

ÖVE

Üvey.

ÖVELLENMEK

Donacak kadar üşümek. Soğuktan tüyler diken diken olmak.

ÖVEYKKIR

Kır renk.

ÖVELEMEÇ

Unla et suyundan yapılan çorba.

ÖVELEME

Ekmek kırıntılarından yapılan çorba.

ÖVEBİLME

Övebilmek işi.

ÖVELEMEK

İki parçayı avucun içinde birbirine sürte sürte ovmak: Çamaşırın kirli yerlerini iyice övele. Ezip ovarak, iki şeyi birbirine sürterek ufalamak, mısır koçanlarını tanelemek. Hamuru topak yapmak için yuvarlamak. Hamuru özleştirmek için iyice yoğurmak. Karnı elle ovmak. Suçluyu cezalandırmak. Ufalamak, parçalamak. Sözleri anlaşılmaz biçimde söylemek, gevelemek. Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların üreme organları bölgesindeki kılları kesmek. Ezip ovarak, iki şeyi birbirine sürterek ufalamak, tanelemek.

ÖVENDİRELİK

Üvendire yapmaya yarayan ağaç dalı.

ÖVEÇELEMEK

Dağılan ateşi toplamak.

ÖVEYANA

Isırdığı zaman çok acıtan, ince, karıncaya benzeyen bir böcek.

ÖVEYİKBUĞDAYI

Açık sarı renkli, iri taneli, sert bir çeşit buğday.

ÖVENDERE

Hayvan dürtmeye yarayan ucu bizli değnek, üvendire. Üvendire. Çift sürülürken sabanın ökçe kısmında biriken çamurları temizlemek üzere bir ucunda üçgen biçiminde küçük demir plaka; diğer ucunda çift hayvanlarını nodullamak için çivi bulunan deynek.

ÖVEBİLMEK

Övme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÖVENDİRE

Hayvan dürtmeye yarayan ucu bizli değnek, üvendire.

ÖVELENMEK

Can sıkıntısı ve üzüntüden el ovuşturmak. Elle parçalanmak, ezilmek, ufaltılmak. Dövülmek.

ÖVETLEMEK

Ezip ovarak, iki şeyi birbirine sürterek ufalamak, mısır koçanlarını tanelemek. İvmek. Akıl vermek. Yüreklendirmek.

  -   -   -  

Anlamında ÖVE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖVE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BENBENCİ

Kendini çok öven, hep kendinden söz eden, kibirli, gururlu.

GÖVERİŞ

Göverme işi.

BİÇERDÖVER

Ekin biçen, döven, taneleri ayıran, samanı deste veya balya durumuna getiren makine.

KOÇAKLAMA

Halk edebiyatında biçimi ne olursa olsun, konusu yiğitlik, savaş, kahramanlık olan veya bir kahramanı öven, kahramanlık duygularını canlandıran şiir, yiğitleme.

SEBZE

Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat.

MÜNACAT

Yakarış. Divan edebiyatında Tanrı'yı öven şiir türü veya şiirin bir bölümü.

ÖNCELEMEK

Bir şeyi önceden yapmak, geri bırakmamak, öne almak, takdim etmek. Tanıtmak, yönlendirmek amacıyla överek öne çıkarmak, lanse etmek.

MEDDAH

Taklitler yaparak, hoş hikâyeler anlatarak halkı eğlendiren sanatçı. Öven, aşırı övgüde bulunan kimse.

ŞARLATAN

Kendi bilgi ve niteliklerini veya mallarını överek karşısındakini kandıran, dolandıran kimse. Bilir geçinen kimse.

YÜKSÜK

Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç. Köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum, kalensöve.

AHALEK

Döveni boyunduruğa tutturan, iki başı delik odun.

AGDIRMA

Kağnı, araba, saban, döven ve benzerleri gibi rençber takımlarını koymak için yapılan üstü örtülü yer, sundurma.

GÖVERME

Gövermek işi.

BENCİK

Kendini beğenmiş, kendini öven, gururlu, kibirli, şımarık. Şımarık, fazla yüz bulmuş (çocuk hakkında). Hareketleriyle etrafı sıkan kimse. Bencil. Muğla şehrinde, Yatağan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

DÖVMECİ

Kullanılmadan önce dövülmesi gereken maden filizlerini veya diğer maddeleri döven işçi. Vücuda dövme yapan kimse.

SÖVGÜCÜ

Söven, küfreden, sövücü.

ÖVGÜCÜ

Birini veya bir şeyi öven kimse, övücü. Birini gereği yokken veya aşırı olarak öven kimse.

ALIÇ

Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.

ŞAKŞAKÇI

Bir kimseyi veya onun yaptığı her şeyi doğru bularak öven ve başkalarına da kabul ettirmeye çalışan kimse, alkışçı, zilli bebek. Para karşılığında alkış tutan kimse, goygoycu. Özellikle tiyatroda oyunu alkışlamak için parayla tutulan kimse.

ATAZLAMAK

Cildi, döverek kızartmak: Bahçeme giren çocukları yakaladıkça atazlıyorum. Asitli otlar cildi kızartmak: Bak ısırgan elimi atazladı.