ÖTEK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ötek" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. ötek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ötek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ötek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

ÖTEKTOİDALTI, ÖTEKTOİDÜSTÜ

11 harfli kelimeler

ÖTEKİLEŞMEK, ÖTEKTİKALTI, ÖTEKTİKÜSTÜ

10 harfli kelimeler

ÖTEKİLEŞME

9 harfli kelimeler

ÖTEKİLERİ

8 harfli kelimeler

ÖTEKTOİD, ÖTEKTOİT

7 harfli kelimeler

ÖTEKİSİ, ÖTEKTİK

6 harfli kelimeler

ÖTEKÖY

5 harfli kelimeler

ÖTEKİ

4 harfli kelimeler

ÖTEK

Bazı kelimelerin anlamları

ÖTEK

Korkak. Çok öten kuş. Çok öten, çok ses çıkaran : Ötek araba. Geyik. Sürekli su çıkan yer.

ÖTEKTOİDÜSTÜ

Ötektoid bileşiminin üstündeki bileşimlere ilişkin olan.

ÖTEKİ

Diğeri, öbürü. Öbür, diğer. Sözü edilen veya benzer iki nesneden önem ve konum bakımından uzakta olan. Mevcut kültürün içinde dışlanmış olan.

ÖTEKİLEŞME

Ötekileşmek durumu.

ÖTEKÖY

Antalya şehri, Alanya ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

ÖTEKİLEŞMEK

Dışlanmak.

ÖTEKTİKÜSTÜ

Ötektik bileşiminin üstünteki bileşimlere ilişkin olan.

ÖTEKTİKALTI

Ötektik bileşiminin altındaki bileşimlere ilişkin olan.

ÖTEKTOİDALTI

Ötektoid bileşiminin altındaki bileşimlere ilişkin olan.

ÖTEKİLERİ

Ötede bulunanlar, diğerleri, başkaları.

ÖTEKTOİT

Bir faz diyagramında üç katı fazın birlikte dengede bulunma hali.

ÖTEKTOİD

Ötektoid tepkimeli.

ÖTEKİSİ

Ötede bulunan, diğeri, başkası.

ÖTEKTİK

Ötektik tepkimeli.

  -   -   -  

Anlamında ÖTEK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖTEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DİĞERİ

Ötekisi, başkası.

AHİRET

Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.

BELİT

Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme, mütearife, aksiyom.

BÜTÇE

Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü. Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar.

DAYAK

Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi, sopa, patak, kötek. Evlerin kapısının açılmaması için kapının arkasına konulan kol, destek, sürgü. Bir şeyin yıkılmaması için dayanan ağaç, destek, payanda.

ÇAĞRIŞIM

Bir düşünce, görüntü vb.nin bir başkasını hatırlatması. Davranışlar, düşünceler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girdiğinde ötekini de bilince çekmesi olayı, tedai.

DİĞER

Başka, özge, öteki, öbür.

ÇİÇEKLİK

Koparılmış çiçekleri koymaya yarar kap. Eski evlerde süs eşyası konulan raflı duvar oyuğu. Çiçek saksılarını koymaya veya çiçek yetiştirmeye ayrılmış yer. Çiçeğin üzerinde çanak, taç ve öteki organlarının bulunduğu parça.

BAŞKASI

Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.

ÇEVİRMEK

Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

BUZKIRAN

Donmuş deniz, göl veya ırmaklarda ulaşımı öteki gemilere kolaylaştırmakta kullanılan, buzları kırarak yol açmak için yapılmış gemi.

BAĞLILAŞIK

Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu.

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

AZINLIK

Bir toplulukta kendine özgü nitelikler bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar, azlık, ekalliyet, çoğunluk karşıtı. Bir ülkede ayrı soydan veya inançtan olan ve sayıca az bulunan topluluk, ekalliyet. Bir oylama sırasında sayıca az olma durumu.

ALMAŞ

İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.

ELEKTRODİYALİZ

Birtakım koloitlerin ortamdaki öteki parçacıklara oranla gözenekli zarlardan daha kolay geçmesi özelliğine dayanan kimyasal arıtma yönteminin elektrik enerjisiyle hızlandırılmış türü.

DENKLEM

İçinde yer alan bazı niceliklere ancak uygun bir değer verildiği zaman sağlanabilen eşitlik, muadele. Bir yanında olaya giren çeşitli maddelerin formülleri, öteki yanında da tepkime sonucu oluşan yeni maddelerin formülleri bulunan eşitlik.

ASANSÖR

İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.