Kelimeler arşivinde; içinde "ötek" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ötek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ötek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ötek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KUZYAKAÖTEKÖY
ÖTEKTOİDÜSTÜ, ÖTEKTOİDALTI
ÖTEKTİKÜSTÜ, ÖTEKTİKALTI, ÖTEKİLEŞMEK
KÖTEKLEMEK, ÖTEKİLEŞME
ÖTEKİLERİ
ÖTEKTOİT, ÖTEKTOİD
ÖTEKTİK, KÖTEKLİ, BİRÖTEK, ÖTEKİSİ
ÖTEKÖY
ÖTEKİ, KÖTEK
ÖTEK
ÖTEK
Korkak. Çok öten kuş. Çok öten, çok ses çıkaran : Ötek araba. Geyik. Sürekli su çıkan yer.
ÖTEKİLERİ
Ötede bulunanlar, diğerleri, başkaları.
ÖTEKİLEŞME
Ötekileşmek durumu.
ÖTEKTOİDALTI
Ötektoid bileşiminin altındaki bileşimlere ilişkin olan.
ÖTEKTOİD
Ötektoid tepkimeli.
KUZYAKAÖTEKÖY
Karabük ilinde, Safranbolu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ÖTEKİLEŞMEK
Dışlanmak.
ÖTEKTOİDÜSTÜ
Ötektoid bileşiminin üstündeki bileşimlere ilişkin olan.
KÖTEKLİ
Muğla kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ÖTEKTİKÜSTÜ
Ötektik bileşiminin üstünteki bileşimlere ilişkin olan.
ÖTEKİSİ
Ötede bulunan, diğeri, başkası.
ÖTEKTOİT
Bir faz diyagramında üç katı fazın birlikte dengede bulunma hali.
ÖTEKTİK
Ötektik tepkimeli.
ÖTEKTİKALTI
Ötektik bileşiminin altındaki bileşimlere ilişkin olan.
KÖTEKLEMEK
Tutup fırlatmak, atmak.
BİRÖTEK
Çok bilen.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖTEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇEVİRMEK
Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.
DAYAK
Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi, sopa, patak, kötek. Evlerin kapısının açılmaması için kapının arkasına konulan kol, destek, sürgü. Bir şeyin yıkılmaması için dayanan ağaç, destek, payanda.
BÜTÇE
Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü. Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar.
BAŞKASI
Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.
BELİT
Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme, mütearife, aksiyom.
ÇAĞRIŞIM
Bir düşünce, görüntü vb.nin bir başkasını hatırlatması. Davranışlar, düşünceler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girdiğinde ötekini de bilince çekmesi olayı, tedai.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
BUZKIRAN
Donmuş deniz, göl veya ırmaklarda ulaşımı öteki gemilere kolaylaştırmakta kullanılan, buzları kırarak yol açmak için yapılmış gemi.
DİĞER
Başka, özge, öteki, öbür.
AHİRET
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.
BAĞLILAŞIK
Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
DENKLEM
İçinde yer alan bazı niceliklere ancak uygun bir değer verildiği zaman sağlanabilen eşitlik, muadele. Bir yanında olaya giren çeşitli maddelerin formülleri, öteki yanında da tepkime sonucu oluşan yeni maddelerin formülleri bulunan eşitlik.
ASANSÖR
İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç.
AZINLIK
Bir toplulukta kendine özgü nitelikler bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar, azlık, ekalliyet, çoğunluk karşıtı. Bir ülkede ayrı soydan veya inançtan olan ve sayıca az bulunan topluluk, ekalliyet. Bir oylama sırasında sayıca az olma durumu.
ÇİÇEKLİK
Koparılmış çiçekleri koymaya yarar kap. Eski evlerde süs eşyası konulan raflı duvar oyuğu. Çiçek saksılarını koymaya veya çiçek yetiştirmeye ayrılmış yer. Çiçeğin üzerinde çanak, taç ve öteki organlarının bulunduğu parça.
ELEKTRODİYALİZ
Birtakım koloitlerin ortamdaki öteki parçacıklara oranla gözenekli zarlardan daha kolay geçmesi özelliğine dayanan kimyasal arıtma yönteminin elektrik enerjisiyle hızlandırılmış türü.
DİĞERİ
Ötekisi, başkası.