Sonu ÖREME ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "öreme" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu öreme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında öreme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde öreme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

6 harfli kelimeler

GÖREME, TÖREME, YÖREME

5 harfli kelimeler

ÖREME

Bazı kelimelerin anlamları

ÖREME

Harç koymadan taştan örülen duvar. Yıkılacak gibi eğik duvar. Meyilli; yamaç.

GÖREME

Nevşehir ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

TÖREME

Torun.

YÖREME

Kağnı tekerinin ağaç bölümleri. Parmakta çıkan dolama. Kanser. Kolan ipi olarak da kullanılan, kaba, kalın ip. Örtü. Hafif bayır. Kağnı tekerleğini oluşturan tahta parçaları. (Akçaşar Yalvaç, Köke Gelendost Isparta; Yenikent Aksaray Niğde).

  -   -   -  

Anlamında ÖREME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖREME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

PRESBİTLİK

Gözde uyum gücünün azalması yüzünden, yakındaki nesneleri net görememe durumu.

ASTİGMATİZM

Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.

UYKU

Dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu. Gerçeği görememe, aymazlık. Çevrede olup bitenin farkında olmama, gaflet, aymazlık. Doğada görülen sükûnet durumu.

ELAĞUNA

Göremeden bir şey arama, el yordamı.

TİTREŞİM

Küçük ve hızlı salınım, ihtizaz, vibrasyon, rezonans. Bir noktanın gözün göremeyeceği kadar kısaca kımıldanışı, ihtizaz.

GARIH

Tarh, bölüm (tarla için). Bahçe ve bostanlarda, sulama için açılan ark, hendek. Sınır çizgisi; tarlayı garıh etmek. Eski türkçe karak: göz ağrısı; kara bakmaktan gözlerin kızarıp iyi görememesi. Karık, sebze ekilmek için hazırlanmış olan yer.

EMSEM

İlâç, merhem. Boş inan. Düzenlik, güvenlik. Sersem: Bu adam emsemdir, her işi göremez.

HİPERMETROP

Cisimlerin görüntüleri ağ tabakanın gerisinde kaldığı için yakını iyi göremeyen (göz). Gözleri böyle olan (kimse).

BEREVİ

Az ışıkta görememe hastalığı. Yaramaz, haylaz.

BEĞRE

Hiç bir yer: Ben dediğini beğrede göremedim. Malatya ili, Doğanşehir belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

GARAHIMAH

Kararmak, görememek: Gözüm garahıdı. Göz iyi görememek, kararmak.

MİYOP

Nesnelerin görüntüleri ağ tabakanın ön tarafında kaldığı için uzağı iyi göremeyen (göz). Gözleri uzağı iyi göremeyen (kimse).

AMBALE

"Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek" anlamlarındaki ambale etmek ve "çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek" anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.

AŞIT

Siper, kuytu yer. Aşılacak yer. Dağ geçidi. Sırt ve bayırların geri tarafı, görünmiyen yüzeyi. Uzak, gözün göremediği yer: Buradan aşıt yere gitme. Dağ ve tepelerin üzerinden arka kısma aşılacak yer. Zahire koymak için, ev içinde yere kazılan ya da duvara yapılan kuyu. Yatak ve yorgan konan ambarların bölmesi. Gizli: Benden aşıt iş yapma. Çevik, cesur, işgüzar. Çığ. Geçit: Aşıdı aşdı getdi. Ateş. Van kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

BASİRETSİZLİK

Gerçekleri, ileriyi ve uzağı görememe, sağgörüsüzlük.

AYRUK

Artık: Kavuşmadan dönemem, onu ayruk göremem. Başka. Muhalif. Ayrık, bir çeşit bitki.

ANDER

Ölüden kalan eşya, sahipsiz kalan eşya, soyka. İnsan ve hayvanlara ilenç yerine, sahipsiz kal anlamında kullanılır: Ander kalsın yaşmağın, göremedim yüzünü. Pis, iğrenç, hantal, kötü, uğursuz, çirkin, miskin, tembel. Erkeklik organı. Kadının cinsiyet organı. Uğursuz, sahipsiz, metruk.

TUTUK

Akıcı, rahat konuşamayan. Durgun, çekingen, sıkılgan. Kapalı, tıkalı. Kısılmış, kesik. Tutuklu. Sıkıntılı. Bir organ hareket edemez olmuş. Olması gereken gibi olmayan. Eski işlevini göremez duruma gelmiş.

ELAVI

Göremeden bir şey arama, el yordamı.

ÇÜRÜK

Çürümüş olan. Sakat. Vurma veya sıkıştırma yüzünden vücutta oluşan mor leke. İş göremez, hastalıklı. Sağlam bir temele veya kanıtlara dayanmayan. Sağlam ve dayanıklı olmayan.