Kelimeler arşivinde; içinde "örene" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde örene bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu örene ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında örene olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KUZÖRENEMİRLER
GÖRENEKSİZLİK
GÖRENEKÇİLİK
GÖRENEKSEL, GÖRENEKSİZ
GÖRENEKÇİ, GÖRENEKLİ
GÖRENEYH
GÖRENEK, TÖRENEK
ÖRENEL, TÖRENE
ÖRENE
ÖRENE
Şehir ya da ev yıkıntısı, kalıntı. Taş yığını. Taşla yapılan duvar. Yemek topluluğu. Otlak.
GÖRENEKÇİ
Göreneklere bağlı kimse.
GÖRENEKÇİLİK
Görenekçi olma durumu.
GÖRENEKSİZLİK
Göreneksiz olma durumu.
GÖRENEKSEL
Görenekle ilgili.
TÖRENE
Alışkı, âdet.
GÖRENEYH
Davranışları başkalarına benzemeyen, acayip kişi.
GÖRENEK
Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı, âdet.
GÖRENEKLİ
Göreneklerine bağlı, göreneği olan.
ÖRENEL
Eliyle bir şeyler ören kimse.
GÖRENEKSİZ
Göreneği olmayan. Görgüsüz. Gelenek göreneğe uymayan.
TÖRENEK
Töre.
KUZÖRENEMİRLER
Bolu ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRENE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ELDURAN
Dağlarda yetişen ve çayı pişirilen bir çeşit ot. Bayramlarda kabir taşlarına bağlanması görenek olan bir çiçek.
AVSUNNAMAK
Hastaları iyileştirmek için okuyup üflemek, bir takım göreneksel işlemler yapmak.
AVSUNLAMAK
Avuç dolusu almak. Hasta bir kimseyi ya da hayvanı din yoluyla, okuyarak iyileştirmek. Aldatmak, kandırmak, oyalamak, gafil avlamak. Fındık kabuklarını kabartmak, sıkışık durumdan kurtarmak. Hastaları iyileştirmek için okuyup üflemek, bir takım göreneksel işlemler yapmak. Zehirli hayvan sokmalarına karşı okuyup üfleyerek bağışıklık kazandırmak, şerbetlemek. Hastalık bulaştırmak. Kaba biçimde vurarak okşamak.
KURTARIMCILIK
Dil, gelenek, görenek ve çeşitli kültür değerleri bakımından bir birlik gösterdiği hâlde ana yurt dışında kalmış halkın yaşadığı toprakları ana yurt sınırları içine almak düşüncesi, irredantizm.
GORENEK
Görenek.
ROMAN
İnsanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî tür. Çingene. Bu türde yazılmış eser.
KURTARIMCI
Dil, gelenek, görenek ve çeşitli kültür değerleri bakımından bir birlik gösterdiği hâlde ana yurt dışında kalmış halkın yaşadığı toprakları ana yurt sınırları içine almak isteyen, irredantist.
KALIT
Miras. Görenekler yoluyla yerleşmiş olan tutum veya davranış biçimi. Kalıtım yoluyla geçmiş olan şey.
TÖRE
Bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü, âdet. Bir toplumdaki ahlaki davranış biçimleri, adap.
İRFAZA
Töre, görenek.
YERGİ
Bir kimseyi, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi, bir göreneği yermek için yazılmış yazı veya söylenmiş söz, hicviye, hiciv, satir.
BEHİR
Nizam, âdet, görenek.
ADAT
Adet. Gelenek, görenek, bk. adet, edet. Faiz hesaplamalarında kullanılan ve faize esas olan anapara miktarı ile gün sayısının çarpılıp yüze bölünmesi sonucu bulunan tutar.
AHBAZ
Göreneğe aykırı derecede çıplak giymen, açık saçık giyinen kadın.
HALKBİLİM
Belli bir ülkede yaşayan halkın kültür ürünlerini; geleneklerini, törelerini, inanışlarını, müziğini, oyunlarını, masallarını, efsanelerini, türkülerini, geleneksel tiyatrosunu, halk hekimliğini, konut yapımını, araç-gereçlerini ve benzerleri inceleyen bilim. a. bk. bölgesel budunbilim. Toplumların, halk katmanlarının tinsel ve özdeksel kültürlerini; tarihsel, toplumsal ve coğrafyasal boyutlarıyla bu boyutların birbirleriyle ilişkilerini saptayarak kaynak, evrim, yayılım, değişim, etkileşim gibi daha birçok sorunlarını kendine özgü yöntemler yardımıyla çözmeye, bu arada, bu oluşumlarla ilgili sonuç, kural, kuram ve yasaları bulmaya çalışan bilim dalı. bk. halk yaşambilimi, halk kültürbilimi, halkçizim. Halk bilgisini inceleyen bilim dalı. Bir toplulukta yaşayan kişileri, onların gelenek ve göreneklerini masal, atasözü, türkü ve benzerleri yazın ürünlerini araştırıp o toplumun yaşayış ve duygularını inceleyen bilim. (Daha kısa bir söyleyişle, bir toplumun tinsel uygarlığını ve zenginliğini inceleyen bilim dalı.).
AVSUNNAMAH
Hastaları iyileştirmek için okuyup üflemek, bir takım göreneksel işlemler yapmak. Zehirli hayvan sokmalarına karşı okuyup üfleyerek bağışıklık kazandırmak, şerbetlemek.
ALATURKA
Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).
MİLLET
Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus. Benzer özellikleri olan topluluk. Bir yerde bulunan kimselerin bütünü, herkes.
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
DOĞULULUK
Doğulu olma durumu, Şarklılık. Doğu ahlak, görenek ve geleneklerine bağlı olma durumu.