İçinde ÖRENE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "örene" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde örene bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu örene ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında örene olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KUZÖRENEMİRLER

13 harfli kelimeler

GÖRENEKSİZLİK

12 harfli kelimeler

GÖRENEKÇİLİK

10 harfli kelimeler

GÖRENEKSEL, GÖRENEKSİZ

9 harfli kelimeler

GÖRENEKÇİ, GÖRENEKLİ

8 harfli kelimeler

GÖRENEYH

7 harfli kelimeler

GÖRENEK, TÖRENEK

6 harfli kelimeler

ÖRENEL, TÖRENE

5 harfli kelimeler

ÖRENE

Bazı kelimelerin anlamları

ÖRENE

Şehir ya da ev yıkıntısı, kalıntı. Taş yığını. Taşla yapılan duvar. Yemek topluluğu. Otlak.

GÖRENEKÇİ

Göreneklere bağlı kimse.

GÖRENEKÇİLİK

Görenekçi olma durumu.

GÖRENEKSİZLİK

Göreneksiz olma durumu.

GÖRENEKSEL

Görenekle ilgili.

TÖRENE

Alışkı, âdet.

GÖRENEYH

Davranışları başkalarına benzemeyen, acayip kişi.

GÖRENEK

Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı, âdet.

GÖRENEKLİ

Göreneklerine bağlı, göreneği olan.

ÖRENEL

Eliyle bir şeyler ören kimse.

GÖRENEKSİZ

Göreneği olmayan. Görgüsüz. Gelenek göreneğe uymayan.

TÖRENEK

Töre.

KUZÖRENEMİRLER

Bolu ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında ÖRENE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRENE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ELDURAN

Dağlarda yetişen ve çayı pişirilen bir çeşit ot. Bayramlarda kabir taşlarına bağlanması görenek olan bir çiçek.

AVSUNNAMAK

Hastaları iyileştirmek için okuyup üflemek, bir takım göreneksel işlemler yapmak.

AVSUNLAMAK

Avuç dolusu almak. Hasta bir kimseyi ya da hayvanı din yoluyla, okuyarak iyileştirmek. Aldatmak, kandırmak, oyalamak, gafil avlamak. Fındık kabuklarını kabartmak, sıkışık durumdan kurtarmak. Hastaları iyileştirmek için okuyup üflemek, bir takım göreneksel işlemler yapmak. Zehirli hayvan sokmalarına karşı okuyup üfleyerek bağışıklık kazandırmak, şerbetlemek. Hastalık bulaştırmak. Kaba biçimde vurarak okşamak.

KURTARIMCILIK

Dil, gelenek, görenek ve çeşitli kültür değerleri bakımından bir birlik gösterdiği hâlde ana yurt dışında kalmış halkın yaşadığı toprakları ana yurt sınırları içine almak düşüncesi, irredantizm.

GORENEK

Görenek.

ROMAN

İnsanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî tür. Çingene. Bu türde yazılmış eser.

KURTARIMCI

Dil, gelenek, görenek ve çeşitli kültür değerleri bakımından bir birlik gösterdiği hâlde ana yurt dışında kalmış halkın yaşadığı toprakları ana yurt sınırları içine almak isteyen, irredantist.

KALIT

Miras. Görenekler yoluyla yerleşmiş olan tutum veya davranış biçimi. Kalıtım yoluyla geçmiş olan şey.

TÖRE

Bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü, âdet. Bir toplumdaki ahlaki davranış biçimleri, adap.

İRFAZA

Töre, görenek.

YERGİ

Bir kimseyi, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi, bir göreneği yermek için yazılmış yazı veya söylenmiş söz, hicviye, hiciv, satir.

BEHİR

Nizam, âdet, görenek.

ADAT

Adet. Gelenek, görenek, bk. adet, edet. Faiz hesaplamalarında kullanılan ve faize esas olan anapara miktarı ile gün sayısının çarpılıp yüze bölünmesi sonucu bulunan tutar.

AHBAZ

Göreneğe aykırı derecede çıplak giymen, açık saçık giyinen kadın.

HALKBİLİM

Belli bir ülkede yaşayan halkın kültür ürünlerini; geleneklerini, törelerini, inanışlarını, müziğini, oyunlarını, masallarını, efsanelerini, türkülerini, geleneksel tiyatrosunu, halk hekimliğini, konut yapımını, araç-gereçlerini ve benzerleri inceleyen bilim. a. bk. bölgesel budunbilim. Toplumların, halk katmanlarının tinsel ve özdeksel kültürlerini; tarihsel, toplumsal ve coğrafyasal boyutlarıyla bu boyutların birbirleriyle ilişkilerini saptayarak kaynak, evrim, yayılım, değişim, etkileşim gibi daha birçok sorunlarını kendine özgü yöntemler yardımıyla çözmeye, bu arada, bu oluşumlarla ilgili sonuç, kural, kuram ve yasaları bulmaya çalışan bilim dalı. bk. halk yaşambilimi, halk kültürbilimi, halkçizim. Halk bilgisini inceleyen bilim dalı. Bir toplulukta yaşayan kişileri, onların gelenek ve göreneklerini masal, atasözü, türkü ve benzerleri yazın ürünlerini araştırıp o toplumun yaşayış ve duygularını inceleyen bilim. (Daha kısa bir söyleyişle, bir toplumun tinsel uygarlığını ve zenginliğini inceleyen bilim dalı.).

AVSUNNAMAH

Hastaları iyileştirmek için okuyup üflemek, bir takım göreneksel işlemler yapmak. Zehirli hayvan sokmalarına karşı okuyup üfleyerek bağışıklık kazandırmak, şerbetlemek.

ALATURKA

Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).

MİLLET

Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus. Benzer özellikleri olan topluluk. Bir yerde bulunan kimselerin bütünü, herkes.

ACAYİP

Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.

DOĞULULUK

Doğulu olma durumu, Şarklılık. Doğu ahlak, görenek ve geleneklerine bağlı olma durumu.