ÖNE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "öne" olan, toplam 73 adet kelime bulunmaktadır. öne ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu öne ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öne olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

ÖNEMSEYEBİLMEK

13 harfli kelimeler

ÖNEMSEYEBİLME, ÖNERİLEBİLMEK

12 harfli kelimeler

ÖNEMSEMEZLİK, ÖNERİLEBİLME

11 harfli kelimeler

ÖNEMSEMEZCE, ÖNEĞÜLENMEK, ÖNEĞÜLEŞMEK, ÖNEREBİLMEK

10 harfli kelimeler

ÖNEZİLEMEK, ÖNEMSENMEK, ÖNEMSETMEK, ÖNEMSİZLİK, ÖNEREBİLME, ÖNEZELEMEK

9 harfli kelimeler

ÖNEMSİZCE, ÖNEMSEYİŞ, ÖNERİLMEK, ÖNEMSETME, ÖNEMLEMEK, ÖNEMSENME, ÖNEMLİLİK, ÖNEMSENİŞ, ÖNEMSEMEK

8 harfli kelimeler

ÖNERİLME, ÖNESÜRÜŞ, ÖNEZEKÇİ, ÖNEZİMEK, ÖNEĞİLİM, ÖNEMLİCE, ÖNEMSEME, ÖNEĞÜLÜK

7 harfli kelimeler

ÖNETKEN, ÖNERLER, ÖNERMEK, ÖNEŞMEK, ÖNEMSİZ, ÖNELCİK, ÖNEZECİ, ÖNEMMEÇ

6 harfli kelimeler

ÖNERİŞ, ÖNEZCİ, ÖNESEK, ÖNERTİ, ÖNEZEK, ÖNERME, ÖNECİK, ÖNECEK, ÖNELEÇ, ÖNELME, ÖNERGE, ÖNEMLİ, ÖNEMEK, ÖNEKÇİ

5 harfli kelimeler

ÖNEDE, ÖNEZE, ÖNEYİ, ÖNEĞİ, ÖNESE, ÖNEZİ, ÖNERİ, ÖNEĞÜ, ÖNEGİ

4 harfli kelimeler

ÖNEÇ, ÖNEL, ÖNEM, ÖNEZ, ÖNEY, ÖNEŞ, ÖNEN, ÖNER, ÖNEK

3 harfli kelimeler

ÖNE

Bazı kelimelerin anlamları

ÖNE

Önce, ilkönce. Biraz ileri, öte. Öyle. Önce.

ÖNEMSEYEBİLMEK

Önemseme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÖNEREBİLME

Önerebilmek işi.

ÖNEZİLEMEK

Önüne çıkmak, yolunu kesmek. Sözünü kesmek : Lâfı önezileme.

ÖNEMSEMEZCE

Önemsemeyen bir biçimde.

ÖNEMSEYEBİLME

Önemseyebilmek işi.

ÖNEMSİZLİK

Önemsiz olma durumu, ehemmiyetsizlik.

ÖNERİLEBİLMEK

Önerilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÖNEZELEMEK

Önüne çıkmak, yolunu kesmek. Geçmek.

ÖNEMSETMEK

Önemseme işini yaptırmak.

ÖNEMSEMEZLİK

Önem vermezlik, mühimsemezlik.

ÖNEĞÜLEŞMEK

İnatlaşmak, önüne durmak, zıddına gitmek.

ÖNERİLEBİLME

Önerilebilmek işi.

ÖNEMSENMEK

Önem verilmek, üzerinde durulmak.

ÖNEĞÜLENMEK

Muannidane hareket etmek, inat etmeki aksilik etmek.

ÖNEREBİLMEK

Önerme imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında ÖNE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKROPOL

Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ALIŞTIRMA

Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

ADEMİMERKEZİYET

Yerinden yönetim.

ABARTMAK

Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

AĞBENEK

Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.

ALTIK

Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu: "Kimi insanlar fânidir" önermesi "Bütün insanlar fânidir" önermesinin altığı olur.

ALMAŞ

İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.

ALDIRMAZ

İlgisiz. Bir şeye önem vermeyen.

AĞIRŞAKLANMAK

Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

ADEMİMERKEZİYETÇİ

Yerinden yönetimci.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

AFAKİ

Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.

AĞIRSAMAK

Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.

ALDIRMAK

Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.

ABRAMAK

Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.

ALABACAK

Ayağında sekil olan (at, eşek vb.). Ara bozucu, dönek, uğursuz (kimse).

ALGI

Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.