Kelimeler arşivi içinde; başında "öne" olan, toplam 73 adet kelime bulunmaktadır. öne ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu öne ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öne olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖNEMSEYEBİLMEK
ÖNEMSEYEBİLME, ÖNERİLEBİLMEK
ÖNEMSEMEZLİK, ÖNERİLEBİLME
ÖNEMSEMEZCE, ÖNEĞÜLENMEK, ÖNEĞÜLEŞMEK, ÖNEREBİLMEK
ÖNEZİLEMEK, ÖNEMSENMEK, ÖNEMSETMEK, ÖNEMSİZLİK, ÖNEREBİLME, ÖNEZELEMEK
ÖNEMSİZCE, ÖNEMSEYİŞ, ÖNERİLMEK, ÖNEMSETME, ÖNEMLEMEK, ÖNEMSENME, ÖNEMLİLİK, ÖNEMSENİŞ, ÖNEMSEMEK
ÖNERİLME, ÖNESÜRÜŞ, ÖNEZEKÇİ, ÖNEZİMEK, ÖNEĞİLİM, ÖNEMLİCE, ÖNEMSEME, ÖNEĞÜLÜK
ÖNETKEN, ÖNERLER, ÖNERMEK, ÖNEŞMEK, ÖNEMSİZ, ÖNELCİK, ÖNEZECİ, ÖNEMMEÇ
ÖNERİŞ, ÖNEZCİ, ÖNESEK, ÖNERTİ, ÖNEZEK, ÖNERME, ÖNECİK, ÖNECEK, ÖNELEÇ, ÖNELME, ÖNERGE, ÖNEMLİ, ÖNEMEK, ÖNEKÇİ
ÖNEDE, ÖNEZE, ÖNEYİ, ÖNEĞİ, ÖNESE, ÖNEZİ, ÖNERİ, ÖNEĞÜ, ÖNEGİ
ÖNEÇ, ÖNEL, ÖNEM, ÖNEZ, ÖNEY, ÖNEŞ, ÖNEN, ÖNER, ÖNEK
ÖNE
ÖNE
Önce, ilkönce. Biraz ileri, öte. Öyle. Önce.
ÖNEMSEYEBİLME
Önemseyebilmek işi.
ÖNEMSEMEZLİK
Önem vermezlik, mühimsemezlik.
ÖNEMSİZLİK
Önemsiz olma durumu, ehemmiyetsizlik.
ÖNEMSEMEZCE
Önemsemeyen bir biçimde.
ÖNEĞÜLENMEK
Muannidane hareket etmek, inat etmeki aksilik etmek.
ÖNEMSEYEBİLMEK
Önemseme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖNEREBİLMEK
Önerme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖNEĞÜLEŞMEK
İnatlaşmak, önüne durmak, zıddına gitmek.
ÖNERİLEBİLME
Önerilebilmek işi.
ÖNEZELEMEK
Önüne çıkmak, yolunu kesmek. Geçmek.
ÖNEMSENMEK
Önem verilmek, üzerinde durulmak.
ÖNEREBİLME
Önerebilmek işi.
ÖNEZİLEMEK
Önüne çıkmak, yolunu kesmek. Sözünü kesmek : Lâfı önezileme.
ÖNEMSETMEK
Önemseme işini yaptırmak.
ÖNERİLEBİLMEK
Önerilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
ALABACAK
Ayağında sekil olan (at, eşek vb.). Ara bozucu, dönek, uğursuz (kimse).
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.
AFAKİ
Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
ADEMİMERKEZİYETÇİ
Yerinden yönetimci.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
AKROPOL
Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale.
AĞIRŞAKLANMAK
Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.
ADEMİMERKEZİYET
Yerinden yönetim.
ALDIRMAZ
İlgisiz. Bir şeye önem vermeyen.
ALTIK
Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu: "Kimi insanlar fânidir" önermesi "Bütün insanlar fânidir" önermesinin altığı olur.
ALIŞTIRMA
Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
AĞBENEK
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.