Kelimeler arşivinde; içinde "öne" olan, toplam 270 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öne bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu öne ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öne olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DÖNENCELERARASI, DÖNERBOYUNLULAR
BAŞYÖNETMENLİK, ÖNEMSEYEBİLMEK, YÖNETİLEBİLMEK
GÖNENDİRİLMEK, İÇEYÖNELİKLİK, ÖNEMSEYEBİLME, ÖNERİLEBİLMEK, YÖNELTEBİLMEK, YÖNETİLEBİLME
GÖNENDİRİLME, ANAYÖNETİLEN, DEMİRDÖNEGEN, DÖNERBASAMAK, ÖNEMSEMEZLİK, ÖNERİLEBİLME, YÖNELEBİLMEK, YÖNELTEBİLME, YÖNETEBİLMEK
BAŞYÖNETMEN, GÖNENDİRMEK, SIKIYÖNETİM, YÖNELTİLMEK, YÖNETİCİLİK, YÖNETMENLİK, BAŞYÖNETİCİ, DÖNENCEALTI, DÖNENDİRMEK, GÖNELLENMEK, GÖNENMEKLİK, IŞILÖNELCİK, KÜLDÜRKÖNES, ÖNEĞÜLENMEK, ÖNEĞÜLEŞMEK, ÖNEMSEMEZCE, ÖNEREBİLMEK, YÖNELDÜRMEK, YÖNELEBİLME, YÖNETEBİLME, YÖNETSİZLİK, YÖNETTİRMEK
DÖNERCİLİK, ÖNEMSENMEK, ÖNEMSİZLİK, YANARDÖNER, YÖNELTİLME, YÖNETİLMEK, YÖNETİMSEL, YÖNETMELİK, DÖNEBİLMEK, DÖNEMÇİZİT, DÖNEMEÇSİZ, DÖNERBOYUN, DÖNERDÖVER, GÖNENDİRME, GÖNENLEMEK, KÖNEZLEMEK, ÖNEMSETMEK, ÖNEREBİLME, ÖNEZELEMEK, ÖNEZİLEMEK, ÖZYÖNELTİM, YÖNELTMELİ, YÖNETTİRME
DÖNELEMEK, DÖNENCELİ, ÖNEMSEMEK, ÖNEMSENİŞ, ÖNEMSENME, ÖNEMSEYİŞ, ÖNEMSİZCE, YÖNELMELİ, YÖNELTMEK, YÖNETİLME, ÇÖNELTMEK, DÖNEBİLME, DÖNEMEÇLİ, DÖNERCELİ, DÖNERDERE, EŞYÖNELİM, ÖNEMLEMEK, ÖNEMLİLİK, ÖNEMSETME, ÖNERİLMEK, ÖZYÖNETİM, YAYLAGÖNE, YÖNELTİCİ, YÖNETİŞİM
DÖNEKLİK, DÖNELEME, DÖNELMEK, DÖNENCEL, DÖNENMEK, GÖNENÇLİ, GÖNENMEK, ÖNEMLİCE, ÖNEMSEME, PARTÖNER, RÖNESANS, YÖNELMEK, YÖNELTEÇ, YÖNELTİM, YÖNELTME, YÖNETİCİ, YÖNETMEK, YÖNETMEN, YÖNETSEL, YÖNEYLEM, BÖLYÖNET, ALAGÖNEN, AYGÖNENÇ, CÖNERLİK, ÇÖNELMEK, ÇÖNEŞMEK, DÖNEMBEÇ, DÖNEMÖNÜ, DÖNEMSEL, DÖNEMSİZ, Devamını Oku »»
DÖNEKÇE, DÖNELME, DÖNEMEÇ, DÖNENCE, DÖNENME, DÖNERCİ, GÖNENME, ÖNEMSİZ, ÖNERMEK, YÖNELİK, YÖNELİM, YÖNELİŞ, YÖNELME, YÖNERGE, YÖNETİM, YÖNETİŞ, YÖNETME, ÇÖNENME, ÇÖNETİR, DÖNECEK, DÖNEGEN, DÖNEĞEÇ, DÖNEĞEN, DÖNEKLE, DÖNELEK, DÖNELGE, DÖNEMEK, DÖNEMEZ, DÖNEMLİ, DÖNENGİ, Devamını Oku »»
GÖNENÇ, ÖNEMLİ, ÖNERGE, ÖNERİŞ, ÖNERME, ÖNERTİ, CÖNEGE, ÇÖNEKE, ÇÖNEPE, GÖNECE, GÖNELİ, GÖNEZİ, KÖNEFE, KÖNENE, MIŞÖNE, ÖNECEK, ÖNECİK, ÖNEKÇİ, ÖNELEÇ, ÖNELME, ÖNEMEK, ÖNESEK, ÖNEZCİ, ÖNEZEK, YÖNEĞİ, YÖNETİ
DÖNEÇ, DÖNEK, DÖNEL, DÖNEM, DÖNER, GÖNEN, ÖNERİ, ÖNEZE, BÖNED, BÖNET, BÖNEZ, CÖNEK, CÖNER, ÇÖNEN, DÖNEN, GÖNEÇ, GÖNEK, GÖNEM, GÖNER, KÖNEK, KÖNER, KÖNES, KÖNEZ, ÖNEDE, ÖNEGİ, ÖNEĞİ, ÖNEĞÜ, ÖNESE, ÖNEYİ, ÖNEZİ, Devamını Oku »»
ÖNEL, ÖNEM, BÖNE, ÇÖNE, DÖNE, GÖNE, HÖNE, ÖNEÇ, ÖNEK, ÖNEN, ÖNER, ÖNEŞ, ÖNEY, ÖNEZ, YÖNE
ÖNE
ÖNE
Önce, ilkönce. Biraz ileri, öte. Öyle. Önce.
DÖNERBASAMAK
(Mimarlık) Bir eksen çevresinde dönerek çıkan merdivenin her basamağı.
BAŞYÖNETMENLİK
Başyönetmen olma durumu, başrejisörlük. Başyönetmenin yaptığı iş, başrejisörlük.
DÖNERBOYUNLULAR
Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, kaplumbağalar (Testudinata) takımından, tatlı sularda yaşayan, boyunları dinlenme hâlinde iken içeri çekilmeyip sırt kabuğunun altına doğru kıvrılan, çamurcul kaplumbağagiller (Pelomedusidae) ve yılan boyunlu kaplumbağagiller (Chelidae) familyaları bulunan bir alt takım. (Pleurodira), familyalarını içine alır.
DEMİRDÖNEGEN
Yularda çenenin yanına rastlayan kısım.
YÖNETİLEBİLMEK
Yönetilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖNENDİRİLMEK
Gönenme işi yaptırılmak.
ÖNERİLEBİLMEK
Önerilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
YÖNETİLEBİLME
Yönetilebilmek işi.
İÇEYÖNELİKLİK
Gerçeklerden kaçınarak imgesel olaylara bağlılığı geliştirme ve düşünceleri daha çok dileklerin yönetmesine bırakma durumu.
ANAYÖNETİLEN
Bir karmaşık deyimin anayöneteninin bir araya getirdiği düzgün deyimlerden her biri. anabileşen.
ÖNEMSEYEBİLME
Önemseyebilmek işi.
YÖNELTEBİLMEK
Yöneltme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÖNENCELERARASI
Yeryuvarı üzerinde Oğlak ve Yengeç dönenceleri (23° 27' K ve 23° 27' G) arasında kalan, genellikle sıcak iklimlerin egemen olduğu kuşağın yayılma alanı, bkz, dönence, Oğlak dönencesi, Yengeç dönencesi.
ÖNEMSEYEBİLMEK
Önemseme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖNENDİRİLME
Gönderilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
ALABACAK
Ayağında sekil olan (at, eşek vb.). Ara bozucu, dönek, uğursuz (kimse).
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
AĞIRŞAKLANMAK
Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.
ADEMİMERKEZİYET
Yerinden yönetim.
AFAKİ
Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.
ALTIK
Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu: "Kimi insanlar fânidir" önermesi "Bütün insanlar fânidir" önermesinin altığı olur.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
AĞBENEK
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.
ADEMİMERKEZİYETÇİ
Yerinden yönetimci.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
ALDIRMAZ
İlgisiz. Bir şeye önem vermeyen.
ALIŞTIRMA
Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AKROPOL
Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale.