Kelimeler arşivi içinde; sonunda "öncül" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu öncül ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında öncül olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde öncül olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÖNCÜL
ÖNCÜL
Önde giden, önde olan, artçıl karşıtı. Bir bilimsel çalışmada işe koyulurken, araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme. Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri, mukaddem. Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri, mukaddem. Kılavuz, öncü.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNCÜL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇARPIŞMA
Çarpışmak işi, müsademe, sadme. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma.
ÖNDÜL
Güreşte, at yarışlarında, yarışmalarda kazananlara verilen armağan. Düğünlerde götürülen armağan (eşya ya da koyun, keçi ve benzerleri hayvan). Yön. Amaç. Bahis. Birkaç öküz arabasını arka arkaya bağlayıp tekerleklerini yerinden oynamaz duruma getirdikten sonra öküzlere çektirerek güçlerini sınama yarışı. Ödül. Kız istemeye giden öncüler. Ağrı kenti, Tutak belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
PARASALCILIK
Fiyatlar genel düzeyi ve reel gayrisafi yurtiçi hasıladaki değişimlerin ana kaynağını para sunumundaki değişmeler olarak gören ve devletin ekonomiye müdahalesinin dengesizlik yaratacağını ileri süren, Milton Friedman öncülüğündeki iktisadi düşünce akımı.
KÖSEMEN
Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç ya da teke. Yol gösteren kılavuz. Dövüşken iri koç veya teke. Borsada öncülük yapan hisse.
METABOLİT
Metabolizmanın enzimle katalizlenen reaksiyonlarında oluşan madde. Herhangi bir maddenin doku ve organlarda yıkımı sonucu oluşan madde, yıkım ürünü, metabolizma artığı. Metabolik yol olarak adlandırılan ve ardı ardına gerçekleşen reaksiyonlarda öncül moleküller üzerinden oluşan ara ürünler.
İNTRON
Ökaryot genlerde kotlama yapmayan nükleotit dizileri olup RNA'ya kaydı yapılmakla beraber daha sonra mRNA ve diğer RNA'ların iş yapan kısmından uzaklaştırılır. Ökaryotik hücre DNA'sı üzerinde transkripsiyona uğrayan ancak translasyondan önce öncül mRNA'dan kesilmeyle uzaklaştırılıp mRNA'ya aktarılmayan bu nedenle translasyona uğramayan, herhangi bir şifre içermeyen, işlevi bilinmeyen yinelenen gen bölgeleri.
ASTASIM
Öncüllerinden biri önceki tasımın vargısı durumunda olan bir ek tasım.
ENTİMEM
Bir veya birden çok öncülü, önceden bilindiği varsayılarak kaldırılmış olan tasımsal çıkarım.
OTOİMMÜNİTE
Selftoleransın zayıflaması ya da bozulması durumunda ortaya çıkan, bağışıklık cevabının kendi antijenlerine (vücutta oluşan) karşı oluştuğu anormal bir durum. Vücudun kendi organ ve dokularındaki antijene karşı antikor oluşturması durumu. Bağışıklık hücrelerinin veya antikorların vücudun normal dokularındaki biyokimyasal belirteçleri tanımayarak âdeta onu yabancı bir unsur olarak görmesi ve onunla reaksiyona girmesi, otoimmün cevap. Konak için zararlı, bağışıklık mekanizması yönünden amacından sapmış bir reaksiyondur. Otoimmün bir hastalık oluşumuna öncülük edebilecek graves hastalığı, miyastenia gravis, romatizmal ateş, glomerulonefritis ve benzerleri durumlar.
PİŞDAR
Öncü. Öncülük eden, önde giden kimse.
ÖYCÜL
Öncül, işe ilk başlayan.
DEKADAN
XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı. Edebiyatta, sanatta yozlaşma, gerileme.
SORİT
Öncül sayısı ikiden çok olan tasımsal çıkarım.
SENTEZ
Element veya başka maddeleri bir araya getirerek yapay olarak bileşik cisimler oluşturma, bireşim. Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, zorunludan olasıya, ilkeden onun uygulanmasına, genel yasadan bireysel duruma, nedenden etkiye, öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi, bireşim.
GELECEKÇİLİK
İtalyan şairi Marinetti'nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı, fütüristlik, fütürizm.
PEŞİREFÇİ
Bilip bilmediği konuda her işe karışan, öncülük eden.
ÇARHACI
Sakat. Güreş kızıştıran, yöneten. Yürüyüş halindeki Osmanlı ordusunun öncülüğünü yapan seçkin süvari gücü.
ÖNDERLİK
Önder olma durumu, öncülük, liderlik. Öndere yakışır davranış, öncülük, liderlik:.
İLKE
Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip. Davranış kuralı. Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip. Öge, unsur. Temel bilgi.
MUKADDEM
Önce gelen, önceki. Öncül.