Kelimeler arşivinde; içinde "öncül" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öncül bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu öncül ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öncül olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖNCÜLÜK, ÖNCÜLLER
ÖNCÜLÜK, ÖNCÜLER
ÖNCÜLÜ
ÖNCÜL
ÖNCÜL
Önde giden, önde olan, artçıl karşıtı. Bir bilimsel çalışmada işe koyulurken, araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme. Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri, mukaddem. Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri, mukaddem. Kılavuz, öncü.
ÖNCÜLLER
Bir tasımda yargıya ulaştıran ilk iki önerme.
ÖNCÜLÜ
Önce gelen, birinci, başta giden. Önce. Diyarbakır şehrinde, Çınar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÖNCÜLÜK
Öncü olma durumu. Önderlik.
GÖNCÜLÜK
Göncünün yaptığı iş.
ÖNCÜLER
Bartın ilinde, Kumluca nahiyesine bağlı bir yer. Gaziantep ilinde, Karkamış ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa kenti, Harran belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Van şehrinde, Başkale ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNCÜL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇARHACI
Sakat. Güreş kızıştıran, yöneten. Yürüyüş halindeki Osmanlı ordusunun öncülüğünü yapan seçkin süvari gücü.
SORİT
Öncül sayısı ikiden çok olan tasımsal çıkarım.
PARASALCILIK
Fiyatlar genel düzeyi ve reel gayrisafi yurtiçi hasıladaki değişimlerin ana kaynağını para sunumundaki değişmeler olarak gören ve devletin ekonomiye müdahalesinin dengesizlik yaratacağını ileri süren, Milton Friedman öncülüğündeki iktisadi düşünce akımı.
METABOLİT
Metabolizmanın enzimle katalizlenen reaksiyonlarında oluşan madde. Herhangi bir maddenin doku ve organlarda yıkımı sonucu oluşan madde, yıkım ürünü, metabolizma artığı. Metabolik yol olarak adlandırılan ve ardı ardına gerçekleşen reaksiyonlarda öncül moleküller üzerinden oluşan ara ürünler.
MUKADDEM
Önce gelen, önceki. Öncül.
PİŞDAR
Öncü. Öncülük eden, önde giden kimse.
ÇARPIŞMA
Çarpışmak işi, müsademe, sadme. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma.
PEŞİREFÇİ
Bilip bilmediği konuda her işe karışan, öncülük eden.
DEKADAN
XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı. Edebiyatta, sanatta yozlaşma, gerileme.
İNTRON
Ökaryot genlerde kotlama yapmayan nükleotit dizileri olup RNA'ya kaydı yapılmakla beraber daha sonra mRNA ve diğer RNA'ların iş yapan kısmından uzaklaştırılır. Ökaryotik hücre DNA'sı üzerinde transkripsiyona uğrayan ancak translasyondan önce öncül mRNA'dan kesilmeyle uzaklaştırılıp mRNA'ya aktarılmayan bu nedenle translasyona uğramayan, herhangi bir şifre içermeyen, işlevi bilinmeyen yinelenen gen bölgeleri.
SENTEZ
Element veya başka maddeleri bir araya getirerek yapay olarak bileşik cisimler oluşturma, bireşim. Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, zorunludan olasıya, ilkeden onun uygulanmasına, genel yasadan bireysel duruma, nedenden etkiye, öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi, bireşim.
KÖSEMEN
Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç ya da teke. Yol gösteren kılavuz. Dövüşken iri koç veya teke. Borsada öncülük yapan hisse.
ÖNDERLİK
Önder olma durumu, öncülük, liderlik. Öndere yakışır davranış, öncülük, liderlik:.
ÖYCÜL
Öncül, işe ilk başlayan.
İLKE
Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip. Davranış kuralı. Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip. Öge, unsur. Temel bilgi.
ENTİMEM
Bir veya birden çok öncülü, önceden bilindiği varsayılarak kaldırılmış olan tasımsal çıkarım.
GELECEKÇİLİK
İtalyan şairi Marinetti'nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı, fütüristlik, fütürizm.
ÖNDÜL
Güreşte, at yarışlarında, yarışmalarda kazananlara verilen armağan. Düğünlerde götürülen armağan (eşya ya da koyun, keçi ve benzerleri hayvan). Yön. Amaç. Bahis. Birkaç öküz arabasını arka arkaya bağlayıp tekerleklerini yerinden oynamaz duruma getirdikten sonra öküzlere çektirerek güçlerini sınama yarışı. Ödül. Kız istemeye giden öncüler. Ağrı kenti, Tutak belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
OTOİMMÜNİTE
Selftoleransın zayıflaması ya da bozulması durumunda ortaya çıkan, bağışıklık cevabının kendi antijenlerine (vücutta oluşan) karşı oluştuğu anormal bir durum. Vücudun kendi organ ve dokularındaki antijene karşı antikor oluşturması durumu. Bağışıklık hücrelerinin veya antikorların vücudun normal dokularındaki biyokimyasal belirteçleri tanımayarak âdeta onu yabancı bir unsur olarak görmesi ve onunla reaksiyona girmesi, otoimmün cevap. Konak için zararlı, bağışıklık mekanizması yönünden amacından sapmış bir reaksiyondur. Otoimmün bir hastalık oluşumuna öncülük edebilecek graves hastalığı, miyastenia gravis, romatizmal ateş, glomerulonefritis ve benzerleri durumlar.
ASTASIM
Öncüllerinden biri önceki tasımın vargısı durumunda olan bir ek tasım.