ÖNCÜL ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "öncül" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. öncül ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu öncül ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öncül olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ÖNCÜL

Önde giden, önde olan, artçıl karşıtı. Bir bilimsel çalışmada işe koyulurken, araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme. Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri, mukaddem. Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri, mukaddem. Kılavuz, öncü.

ÖNCÜLER

Bartın ilinde, Kumluca nahiyesine bağlı bir yer. Gaziantep ilinde, Karkamış ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa kenti, Harran belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Van şehrinde, Başkale ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

ÖNCÜLLER

Bir tasımda yargıya ulaştıran ilk iki önerme.

ÖNCÜLÜ

Önce gelen, birinci, başta giden. Önce. Diyarbakır şehrinde, Çınar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

ÖNCÜLÜK

Öncü olma durumu. Önderlik.

  -   -   -  

Anlamında ÖNCÜL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNCÜL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

METABOLİT

Metabolizmanın enzimle katalizlenen reaksiyonlarında oluşan madde. Herhangi bir maddenin doku ve organlarda yıkımı sonucu oluşan madde, yıkım ürünü, metabolizma artığı. Metabolik yol olarak adlandırılan ve ardı ardına gerçekleşen reaksiyonlarda öncül moleküller üzerinden oluşan ara ürünler.

ASTASIM

Öncüllerinden biri önceki tasımın vargısı durumunda olan bir ek tasım.

İLKE

Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip. Davranış kuralı. Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip. Öge, unsur. Temel bilgi.

ÇARPIŞMA

Çarpışmak işi, müsademe, sadme. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma.

ÖNDERLİK

Önder olma durumu, öncülük, liderlik. Öndere yakışır davranış, öncülük, liderlik:.

DEKADAN

XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı. Edebiyatta, sanatta yozlaşma, gerileme.

PEŞİREFÇİ

Bilip bilmediği konuda her işe karışan, öncülük eden.

SORİT

Öncül sayısı ikiden çok olan tasımsal çıkarım.

SENTEZ

Element veya başka maddeleri bir araya getirerek yapay olarak bileşik cisimler oluşturma, bireşim. Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, zorunludan olasıya, ilkeden onun uygulanmasına, genel yasadan bireysel duruma, nedenden etkiye, öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi, bireşim.

PARASALCILIK

Fiyatlar genel düzeyi ve reel gayrisafi yurtiçi hasıladaki değişimlerin ana kaynağını para sunumundaki değişmeler olarak gören ve devletin ekonomiye müdahalesinin dengesizlik yaratacağını ileri süren, Milton Friedman öncülüğündeki iktisadi düşünce akımı.

ÇARHACI

Sakat. Güreş kızıştıran, yöneten. Yürüyüş halindeki Osmanlı ordusunun öncülüğünü yapan seçkin süvari gücü.

KÖSEMEN

Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç ya da teke. Yol gösteren kılavuz. Dövüşken iri koç veya teke. Borsada öncülük yapan hisse.

ENTİMEM

Bir veya birden çok öncülü, önceden bilindiği varsayılarak kaldırılmış olan tasımsal çıkarım.

PİŞDAR

Öncü. Öncülük eden, önde giden kimse.

ÖNDÜL

Güreşte, at yarışlarında, yarışmalarda kazananlara verilen armağan. Düğünlerde götürülen armağan (eşya ya da koyun, keçi ve benzerleri hayvan). Yön. Amaç. Bahis. Birkaç öküz arabasını arka arkaya bağlayıp tekerleklerini yerinden oynamaz duruma getirdikten sonra öküzlere çektirerek güçlerini sınama yarışı. Ödül. Kız istemeye giden öncüler. Ağrı kenti, Tutak belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

ÖYCÜL

Öncül, işe ilk başlayan.

OTOİMMÜNİTE

Selftoleransın zayıflaması ya da bozulması durumunda ortaya çıkan, bağışıklık cevabının kendi antijenlerine (vücutta oluşan) karşı oluştuğu anormal bir durum. Vücudun kendi organ ve dokularındaki antijene karşı antikor oluşturması durumu. Bağışıklık hücrelerinin veya antikorların vücudun normal dokularındaki biyokimyasal belirteçleri tanımayarak âdeta onu yabancı bir unsur olarak görmesi ve onunla reaksiyona girmesi, otoimmün cevap. Konak için zararlı, bağışıklık mekanizması yönünden amacından sapmış bir reaksiyondur. Otoimmün bir hastalık oluşumuna öncülük edebilecek graves hastalığı, miyastenia gravis, romatizmal ateş, glomerulonefritis ve benzerleri durumlar.

İNTRON

Ökaryot genlerde kotlama yapmayan nükleotit dizileri olup RNA'ya kaydı yapılmakla beraber daha sonra mRNA ve diğer RNA'ların iş yapan kısmından uzaklaştırılır. Ökaryotik hücre DNA'sı üzerinde transkripsiyona uğrayan ancak translasyondan önce öncül mRNA'dan kesilmeyle uzaklaştırılıp mRNA'ya aktarılmayan bu nedenle translasyona uğramayan, herhangi bir şifre içermeyen, işlevi bilinmeyen yinelenen gen bölgeleri.

MUKADDEM

Önce gelen, önceki. Öncül.

GELECEKÇİLİK

İtalyan şairi Marinetti'nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı, fütüristlik, fütürizm.