Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ök" olan, toplam 44 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ök ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ök olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ök olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DEMİRKÖK, HASANLÖK, MACINGÖK, EMİCİKÖK, DERİNKÖK, DEMİRGÖK, SÜRENKÖK, KIZILKÖK
İNCEGÖK, SARIKÖK, KARAGÖK, DİNÇKÖK, DİRİKÖK, ÖYRİYÖK, KAREKÖK, GÜLÜTÖK
KÜPKÖK, GÖMGÖK, NURGÖK, SOYKÖK, STENÖK, TÖKTÖK, KIRDÖK, HOMOÖK, ARIKÖK, BİRKÖK
MÖŞÖK, ERGÖK, OTKÖK, YELÖK, ÜÇKÖK, ÖRİÖK, AYGÖK, ÖZKÖK
YOÖK, ÖNÖK, ÖKÖK
BÖK, SÖK, DÖK, TÖK, GÖK, LÖK
ÖK
ÖK
Anne. Anne ve baba. Deve çağırma ünlemi. Ek. Göğüs. Çayırda otlayan hayvanı ayaklarından bağlamaya yarayan ip. Acı ünlemi, of. Yeni yürümeye başlayan çocukları sakıncalı, korkulu şeylerden uzaklaştırmak için "cız" anlamında kullanılır. Akıl. Akciğer. İp, urgan. Anasız çocuk, öksüz. Akıl, hatır, zekâ, zihin.
SARIKÖK
Zencefilgillerden bir çeşit bitki, zerdeçal.
HASANLÖK
Gaziantep kenti, İslâhiye ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KARAGÖK
Üzerinde siyah benekleri olan beyaz at, bakla kırı.
MACINGÖK
Ham, olgunlaşmamış, ekşi.
DERİNKÖK
Soyu çok eskilere giden kimse.
DİRİKÖK
Sağlıklı bir soydan gelen kimse.
ÖYRİYÖK
Her türlü hayat şartlarında yaşayabilen organizmalar, karşıt. stenök.
DİNÇKÖK
Gücü ve sağlık durumu yerinde olan soydan gelen kimse. Şanlıurfa ili, Viranşehir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
EMİCİKÖK
Fidanların ucundaki ince kökler.
KIZILKÖK
Kökboyası.
KAREKÖK
Karesi verilen bir sayıya eşit olan sayı.
DEMİRGÖK
Tüyleri benekli olan at.
DEMİRKÖK
Güçlü, kuvvetli, sert kimse.
SÜRENKÖK
Ağrı ili, Diyadin ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
İNCEGÖK
İlkbaharda olan soğuk.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALÇALMA
Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.
AĞLAMAK
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.
ADAMOTU
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).
ABANDIRMAK
Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak. Bir hayvanı yere çöktürmek.
AKITMAK
Akmasını sağlamak, akmasına yol açmak, dökmek.
AFRİKALI
Afrika kökenli olan veya Afrika'da yaşayan kimse.
ALİZARİN
Kök boyası.
ALAİMİSEMA
Gökkuşağı.
ALAZA
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AKYUVAR
Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ALKIM
Gökkuşağı.
ALKİL
Alkol kökü.
AMİN
Amonyaktaki hidrojen yerine, tek değerli hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluşan ürünlerin genel adı.