Kelimeler arşivi içinde; başında "ök" olan, toplam 139 adet kelime bulunmaktadır. ök ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ök ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ök olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖKSÜZOĞLANÇİĞDEMİ
ÖKSÜZOĞLANÇİÇEĞİ
ÖKSÜZLERSOFRASI, ÖKSÜZSEVİNDİREN
ÖKSÜZYAMALIĞI
ÖKSÜZÇİĞDEMİ, ÖKSÜZDOYURAN, ÖKSÜZTAKKASI
ÖKSÜZPARMAK, ÖKÜZBAKLASI, ÖKÜZDOYURAN, ÖKÜZHELVASI, ÖKÜZSALYASI, ÖKÜZTOMBAYI
ÖKARYOTLAR, ÖKÇEDEMİRİ, ÖKSÜZOĞLAN, ÖKSÜZPALAN, ÖKSÜZUŞAĞI, ÖKÜRTÜLMEK, ÖKÜZGÖBEĞİ, ÖKÜZKÜTÜĞÜ, ÖKÜZUYUDAN
ÖKATROPİN, ÖKÇELEMEK, ÖKELENMEK, ÖKROMATİN, ÖKSELEMEK, ÖKSÜRTMEK, ÖKSÜRÜKLÜ, ÖKSÜZDERE, ÖKSÜZİĞNE, ÖKÜLENMEK, ÖKÜZBURNU, ÖKÜZEMEĞİ, ÖKÜZSEMEK, ÖKÜZUYUMU, ÖKÜZÜNÜĞÜ
ÖKÇEÇENE, ÖKELEKLİ, ÖKSELEME, ÖKSELMEK, ÖKSÜRMEK, ÖKSÜRTME, ÖKSÜZALİ, ÖKSÜZDİL, ÖKSÜZLER, ÖKSÜZLÜK, ÖKÜZDİLİ, ÖKÜZGÖTÜ, ÖKÜZGÖZÜ, ÖKÜZKÖTÜ, ÖKÜZTÜYÜ
ÖKARYOT, ÖKÇELİK, ÖKÇESİZ, ÖKENCEK, ÖKENMEK, ÖKLEMEK, ÖKMENER, ÖKÖNCÜK, ÖKSELEK, ÖKSEMEK, ÖKSEOTU, ÖKSİMEK, ÖKSÜMEK, ÖKSÜRME, ÖKSÜRÜÇ, ÖKSÜRÜK, ÖKSÜRÜŞ, ÖKSÜZCE, ÖKSÜZÇE, ÖKSÜZLE, ÖKSÜZLÜ, ÖKTEMER, ÖKTENER, ÖKÜNMEK, ÖKÜRMEK, ÖKÜZLÜK
ÖKCELİ, ÖKCÜLÜ, ÖKÇELİ, ÖKELİK, ÖKKEZE, ÖKSEĞE, ÖKSEĞİ, ÖKSEKİ, ÖKSEME, ÖKSEVE, ÖKSEVİ, ÖKSÖĞÜ, ÖKSÖVİ, ÖKSÜĞÜ, ÖKŞOHA, ÖKTÜRK, ÖKUNDİ, ÖKÜNÜK, ÖKÜZLÜ
ÖKCÜL, ÖKÇÜL, ÖKEER, ÖKEZE, ÖKĞEL, ÖKKEŞ, ÖKLÜK, ÖKMEK, ÖKMEN, ÖKÖTÜ, ÖKREN, ÖKSEK, ÖKSİZ, ÖKSÜN, ÖKSÜT, ÖKSÜZ, ÖKTEM, ÖKTEN, ÖKÜNÇ, ÖKÜRE, ÖKÜŞA
ÖKBE, ÖKÇE, ÖKEÇ, ÖKEN, ÖKER, ÖKİZ, ÖKLÜ, ÖKÖK, ÖKPE, ÖKRE, ÖKSE, ÖKSİ, ÖKSÜ, ÖKTE, ÖKÜN, ÖKÜZ
ÖKE, ÖKŞ, ÖKÜ
ÖK
ÖK
Anne. Anne ve baba. Deve çağırma ünlemi. Ek. Göğüs. Çayırda otlayan hayvanı ayaklarından bağlamaya yarayan ip. Acı ünlemi, of. Yeni yürümeye başlayan çocukları sakıncalı, korkulu şeylerden uzaklaştırmak için "cız" anlamında kullanılır. Akıl. Akciğer. İp, urgan. Anasız çocuk, öksüz. Akıl, hatır, zekâ, zihin.
ÖKSÜZOĞLANÇİÇEĞİ
Çorap boğazbağı gibi elörgülerinde görülen bir motif. (Yenikent Aksaray Niğde).
ÖKSÜZTAKKASI
Lapa lapa yağan kar.
ÖKÜZTOMBAYI
Arabaya, yüke koşulan manda.
ÖKÜZSALYASI
Pekmezin yoğunluğu, koyuluğu için: Bu yıl katı pekmezi az yapıp çoğunu öküzsalyası yaptım.
ÖKÜZDOYURAN
Kışın en soğuk günlerinde, akşam ezanı doğudan doğan çok parlak yıldız.
ÖKSÜZPARMAK
Araba tekerleğinde ağaç parmaklar arasında görülen demir çubuklardan herbiri. (Ortayazı Senirkent Isparta).
ÖKSÜZYAMALIĞI
Lapa lapa yağan kar.
ÖKSÜZSEVİNDİREN
Değeri az, cicili bicili şey.
ÖKARYOTLAR
Protozoonlar, mantarlar, hayvanlar ve bitkiler gibi bir zarla çevrili çekirdeğe sahip, bir hücreden ya da hücrelerden oluşan, DNA ile histonların bir araya gelerek kromozomlan oluşturduğu, hücresel faaliyetlerinin birçoğu mitokondri, kloroplâst, Golgi kompleksi, endoplâzmik retikulum gibi zarla çevrili organeller tarafından yürütülen, protein iplikleri ve tüpçüklerinden oluşan yaygın bir hücre iskeletine sahip canlılara verilen genel ad. Protozoonlar, mantarlar, hayvanlar ve bitkiler gibi bir zarla çevrili çekirdeğe sahip, bir hücreden veya hücrelerden oluşan DNA'yla histonların bir araya gelerek kromozomları oluşturduğu, hücresel faaliyetlerinin birçoğu mitokondri, kloroplast, golgi kompleksi, endoplazmik retikulum gibi zarla çevrili organeller tarafından yürütülen, protein iplikleri ve tüpçüklerinden oluşan yaygın bir hücre yapısına sahip canlılara verilen genel ad.
ÖKSÜZDOYURAN
Çok büyük bardak, çanak ve bunların içindeki yiyecek ve içecek.
ÖKSÜZÇİĞDEMİ
Çiğdem.
ÖKÜZBAKLASI
Karabakla. Bir çeşit yabanıl bakla.
ÖKSÜZLERSOFRASI
Halka biçiminde dizilmiş yıldızlar kümesi.
ÖKSÜZOĞLANÇİĞDEMİ
Afyon bitkisi.
ÖKÜZHELVASI
Cevizli helva.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALÇALMA
Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.
ALKİL
Alkol kökü.
ADAMOTU
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
ALAİMİSEMA
Gökkuşağı.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
ABANDIRMAK
Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak. Bir hayvanı yere çöktürmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AFRİKALI
Afrika kökenli olan veya Afrika'da yaşayan kimse.
AMİN
Amonyaktaki hidrojen yerine, tek değerli hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluşan ürünlerin genel adı.
ALAZA
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.
ALİZARİN
Kök boyası.
AĞLAMAK
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AKYUVAR
Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit.
AKITMAK
Akmasını sağlamak, akmasına yol açmak, dökmek.
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
ALKIM
Gökkuşağı.