Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ödem" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ödem ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ödem olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ödem olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ANJİYOÖDEM
PAPİLÖDEM
LENFÖDEM, MİKSÖDEM, NEFRÖDEM
ÖDEM
ÖDEM
Dokularda genellikle yüzde, ellerde, ayaklarda ve bazı iç organlarda aşırı miktarda sıvı birikmesi.
ANJİYOÖDEM
İmmunolojik reaksiyonlar sonucu, deride dermisin derin kısımlarında ve deri altı ve submukozal dokularda ani ve geçici, ağrısız, şişkinliklerle birlikte, kılcal damarların genişlemesi, geçirgenliğinin artması ve yerel ödemle belirgin damar reaksiyonu, anjiyonörotik ödem, dev ödem, dev kurdeşen, Quincke ödemi. Ürtikerden değişimlerin dermisin yüzeysel kısımlarında olmasıyla ayırt edilir ve tamamen aynı neden ve mekanizmalarla oluşur. Çoğunlukla atlarda ve köpeklerde, ara sıra domuzlarda ve ender olarak da kedi ve geviş getirenlerde rastlanır.
LENFÖDEM
Doğuştan veya kazanılmış nedenlerle, lenf sistemindeki bir bozukluk sonu vücudun herhangi bir kısmında fazla miktarda lenf sıvısının birikmesinden ileri gelen şişkinlik. Etkilediği bölgenin bakteriyel enfeksiyona duyarlı hâle gelmesine, yara iyileşmesinde gecikmeye ve fibrozise yol açar.
MİKSÖDEM
Tiroit bezi salgısındaki yetersizliğe bağlı olarak deri ve deri altı dokusuyla diğer dokularda aşırı miktarlarda müsin maddesinin birikmesi sonucu derinin, kuru, mum benzeri, şişkinliği. Yüz, dudak ve kulaklarda kalınlaşmalar biçimlenir. Erişkinlerde tiroit bezinin yetersizliği.
NEFRÖDEM
Böbrek ödemi.
PAPİLÖDEM
Görme sinirinin göz küresine girdiği bölgede, yani optik diskte, oluşan hidropik şişlik. Beyin-omurilik sıvı basıncının artışı veya damarlardan yerel sızıntılar nedeniyle oluşur.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖDEM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİYET
İslam hukukuna göre, öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu para veya mal, kan pahası, kan parası, kefaret. Sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni, perhiz, rejim.
HARÇ
Harcanan para, masraf. Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım. Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü. Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.
ÇARPILMAK
Çarpma işine konu olmak. Çarpık duruma gelmek. Bir yankesici tarafından eşyaları el çabukluğuyla çalınmak, soyulmak. Bir şeye ederinden fazla para ödemek. Aldatılmak. Çekiciliğine kapılmak, etkilenmek.
DÖVİZ
Ülkeler arası ödemelerde kullanılabilecek para, çek, poliçe vb. her türlü ödeme aracı. Herhangi bir konuyu tanıtma, duyurma, propaganda yapma amacıyla üzerine yazı yazılmış bez veya karton. Yabancı ülke parası.
EDA
Davranış, tavır. Verme, ödeme, yerine getirme. Naz, işve. Anlatış biçimi, tarzı.
BAYILMAK
Baygın duruma girmek, uyur gibi olmak, kendinden geçmek, kendini kaybetmek. Vermek, ödemek. Sıcak, açlık, susuzluk, yorgunluk vb. etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. Çok hoşlanmak, çok sevmek.
HARAÇ
Bir yerden, bir kimseden zorbalıkla alınan para. Osmanlı Devleti'nde Müslüman olmayanların devlete ödemekle yükümlü oldukları vergi. Osmanlı Türklerinde genellikle toprak sahiplerinden devletçe alınan vergi.
EŞELMOBİL
Üretilen mal değerlerinin iniş çıkışına göre tespit edilen ücret ödeme düzeni.
CEREME
Başkası tarafından yapılmış olan veya kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme.
BEDAVA
Karşılıksız, parasız. Herhangi bir bedel ödemeden. Çok ucuz. Bedavadan. Emeksiz, caba.
İCRA
Bir müzik eserini oluşturan notaları sese çevirme. Yapma, yerine getirme, bir işi yürütme. Adliyenin bu işle görevli dairesi. Borçlunun alacaklıya karşı yapmak veya ödemekle yükümlü bulunduğu bir şeyi adli bir kuruluş aracılığıyla yerine getirme.
AKONT
Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılmış olan kısmi ödeme.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
APEL
Anonim ortaklıklarda sermaye artırımı için yapılmış olan ödeme çağrısı.
BATAKÇI
Borcunu ödememeyi alışkanlık edinmiş (kimse). Eline geçen parayı batıran (kimse).
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
GEÇMELİK
Bazı yerlerden geçenlerin ödemek zorunda oldukları para, müruriye.
BELEŞTEN
Para ödemeden veya karşılık olarak, beleşe.
FATURALAMAK
Bir malın faturasını düzenlemek. Bir suçu birinin üzerine yüklemek. Ödemeyi bir kuruluşa ve kişiye havale etmek. Bir görevi birine yerine getirmesi için vermek.
İFA
Bir işi yapma, yerine getirme. Ödeme.