Kelimeler arşivi içinde; başında "çiş" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. çiş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çiş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çiş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇİŞDİRMEK, ÇİŞELEMEK
ÇİŞLEMEK, ÇİŞNEMEK
ÇİŞENGİ, ÇİŞENTİ
ÇİŞDEN, ÇİŞMEK, ÇİŞTAN, ÇİŞTEN
ÇİŞAN, ÇİŞİK, ÇİŞME
ÇİŞE, ÇİŞİ
ÇİŞ
ÇİŞ
Çocuk dilinde idrar. İşeme, bevl.
ÇİŞTAN
Şımarık kişi.
ÇİŞAN
Sarmaşık.
ÇİŞİK
Tavşan yavrusu.
ÇİŞTEN
Şımarık kişi.
ÇİŞE
İnce yağmur. Çise, yağmur serpintisi.
ÇİŞİ
Kişi.
ÇİŞLEMEK
Ocakta, yanmakta olan yaş odunların dışarda kalan uçları cızıltılı ses çıkarmak. Çocuk işemek.
ÇİŞDEN
Şımarık kişi.
ÇİŞNEMEK
Yağmur çiselemek.
ÇİŞME
Çeşme. Arının kovana girdiği delik.
ÇİŞELEMEK
Yağmur çiselemek.
ÇİŞDİRMEK
Çözdürmek.
ÇİŞENGİ
İnce yağmur.
ÇİŞMEK
Meyvaların dallarına tutunduğu sap. Çözmek.
ÇİŞENTİ
İnce yağmur.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇİŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GEÇİŞTİRME
Geçiştirmek işi.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
HULUL
Gelme, gelip çatma. Tanrı ruhunun herhangi bir bedene girdiğine inanma. Girme, sinme. Geçişim. Geçişme.
İNTİKAL
Bir yerden başka bir yere geçme, geçiş. Miras olarak babadan çocuğuna kalma. Anlama, kavrama. Öteleme. Geçişim.
DİFÜZYON
Geçişme. Yayılım.
GAMSIZ
Kaygısı, tasası, sıkıntısı, üzüntüsü olmayan. Olayları kendine dert etmeden geçiştiren, aldırış etmeyen, tasasız, vurdumduymaz.
GENELLEME
Genellemek işi. Bir işlemin sonucu olan genel kavram, yargı, bilim yasası veya kuram. Zihnin genel düşünceler yapması işlemi veya özelden genele geçiş, tamim.
GEÇİŞİM
Geçişme işi, tedahül. Belirli bir işi yapma yeterliliğinin ilişkili veya bağlantılı başka bir işi yapma sonucunda artması, intikal. Yarı geçirgen bir zarla birbirinden ayrılmış iki sıvının karşılıklı geçerek birbirine karışması, hulul, ozmoz.
DEVİNİM
Devinme işi, hareket. Zaman içinde durum değiştirme. Bir toplumdaki olayların ana özelliğini, varlık biçimini belirleyen toplumsal süreçlerin bütünü. Bir düşünce sürecinin başlaması, hareket. Durağan bir noktaya göre devinmekte olan bir nesnenin durumu, devim, hareket. Bir ruh durumundan başka bir ruh durumuna geçiş.
İNKILAP
Toplum düzenini ve yapısını daha iyi duruma getirmek için yapılmış olan köklü değişiklik, iyileştirme, devrim, reform. Bir durumdan başka bir duruma geçiş, dönüşüm.
DUYGULANIM
Etkilenme, duygulanma. İstenç ve anlıktan ayrı görülen, duygusal tepkiler gösterme durumu. Bir ruh durumunun dış sebeplerle değişmesi. Tutkudan daha düzenli ancak daha güçsüz olan seçkin bir eğilim. Duyarlığın harekete geçişi.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
GEÇİŞTİRİLME
Geçiştirilmek işi.
GEÇİŞLİLİK
Geçişli olma durumu.
GÖNDERİM
Birtakım bilgileri içeren, kişiden kişiye veya kurumlar arası bilginin geçişini sağlayan belge.
GEÇİŞME
Geçişmek işi. Yarı geçirgen bir çeperin iki yanına yerleştirilmiş, derişikliği farklı iki sıvıdan oluşan yer değiştirme olayı, hulul, ozmoz. Moleküllerin kinetik enerjileri sebebiyle çok yoğun bir bölgeden az yoğun bir bölgeye hareketleri, difüzyon.
BOŞALMA
Boşalmak işi. Elektrik yükünün başka bir iletkene geçişi veya sıfıra düşmesi, deşarj. Derdini birine açarak ferahlama, rahatlama, deşarj.
İÇİM
İçme işi, içiş. Bir yudumda içilecek miktarda olan. Bir şey içilirken alınan tat.
ATLATMAK
Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.
GEÇİŞTİRİLMEK
Geçiştirme işi yapılmak.