ÇAT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "çat" olan, toplam 228 adet kelime bulunmaktadır. çat ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu çat ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

ÇATALLANABİLMEK, ÇATALLAŞABİLMEK, ÇATIRDAYABİLMEK, ÇATIŞTIRABİLMEK, ÇATLATILABİLMEK

14 harfli kelimeler

ÇATALLANABİLME, ÇATALLAŞABİLME, ÇATALLAŞTIRMAK, ÇATIRDAYABİLME, ÇATIŞTIRABİLME, ÇATLATILABİLME

13 harfli kelimeler

ÇATALLAŞTIRMA, ÇATIŞMASIZLIK, ÇATIŞTIRILMAK, ÇATLATABİLMEK, ÇATLAYABİLMEK, ÇATLAYIVERMEK

12 harfli kelimeler

ÇATILABİLMEK, ÇATIŞABİLMEK, ÇATIŞMACILIK, ÇATIŞMASIZCA, ÇATIŞTIRILMA, ÇATLATABİLME, ÇATLAYABİLME, ÇATLAYIVERME

11 harfli kelimeler

ÇATALHARMAN, ÇATALKUYRUK, ÇATALLANMAK, ÇATALLAŞMAK, ÇATALLIÇAPA, ÇATALZEYTİN, ÇATANACILIK, ÇATIKLAŞMAK, ÇATILABİLME, ÇATIRDATMAK, ÇATIŞABİLME, ÇATIŞDIRMAH, ÇATIŞKINLIK, ÇATIŞTIRMAH, ÇATIŞTIRMAK, ÇATLATILMAK

10 harfli kelimeler

ÇATALCILIK, ÇATALÇEŞME, ÇATALHURMA, ÇATALHÜYÜK, ÇATALİPAŞA, ÇATALKÖPRÜ, ÇATALLAMAK, ÇATALLANIŞ, ÇATALLANMA, ÇATALLAŞMA, ÇATALPINAR, ÇATALSÖĞÜT, ÇATALTARLA, ÇATIDEMİRİ, ÇATIKLAŞMA, ÇATILDAMAK, ÇATIRDAMAK, ÇATIRDATMA, ÇATIRDAYIŞ, ÇATIRGAMAH, ÇATIRTISIZ, ÇATIŞIKLIK, ÇATIŞILMAK, ÇATIŞMASIZ, ÇATIŞTIRMA, ÇATIVERMEK, ÇATKÖSEDAĞ, ÇATLATILIŞ, ÇATLATILMA, ÇATMACILIK, Devamını Oku »»

9 harfli kelimeler

ÇATALDERE, ÇATALELMA, ÇATALERİK, ÇATALKARA, ÇATALKAYA, ÇATALKURT, ÇATALOLUK, ÇATALÖREN, ÇATALTEPE, ÇATALÜVEZ, ÇATALYAZI, ÇATALYURT, ÇATANAKLI, ÇATDANKUŞ, ÇATIAĞACI, ÇATIAŞIĞI, ÇATICILIK, ÇATILAMAK, ÇATILDAMA, ÇATIRAYAZ, ÇATIRBEZİ, ÇATIRDAMA, ÇATIRTILI, ÇATIŞILMA, ÇATIŞMACI, ÇATIVERME, ÇATIYARMA, ÇATKINLIK, ÇATLAKLIK, ÇATLANGOZ, Devamını Oku »»

8 harfli kelimeler

ÇATALÇAM, ÇATALDUT, ÇATALGÜL, ÇATALKÖY, ÇATALLAR, ÇATALLIK, ÇATALOBA, ÇATALÖZÜ, ÇATALSIZ, ÇATALYOL, ÇATANACI, ÇATANGIR, ÇATAPATA, ÇATAŞMAK, ÇATBAHÇE, ÇATBAYIR, ÇATIKLIK, ÇATILMAK, ÇATINMAK, ÇATIPATI, ÇATIRGAÇ, ÇATIRKAÇ, ÇATIRTMA, ÇATIŞKAN, ÇATIŞMAĞ, ÇATIŞMAH, ÇATIŞMAK, ÇATKILIK, ÇATKISIZ, ÇATLAĞUÇ, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

ÇATALCA, ÇATALLI, ÇATALSU, ÇATAMAK, ÇATANAH, ÇATANAK, ÇATANEŞ, ÇATAPAT, ÇATAYAK, ÇATAYAZ, ÇATBAŞI, ÇATÇENE, ÇATICAK, ÇATIKSU, ÇATILDI, ÇATILIK, ÇATILIŞ, ÇATILMA, ÇATINMA, ÇATINTI, ÇATIRIK, ÇATIRIM, ÇATIRTI, ÇATISIZ, ÇATIŞIK, ÇATIŞKI, ÇATIŞMA, ÇATITMA, ÇATKALE, ÇATKARA, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

ÇATANA, ÇATARA, ÇATÇAT, ÇATICI, ÇATILI, ÇATKIK, ÇATKIN, ÇATKÖY, ÇATLAH, ÇATLAK, ÇATMAĞ, ÇATMAH, ÇATMAK, ÇATMIK, ÇATOVA, ÇATPAT, ÇATRAN, ÇATRIK, ÇATURA, ÇATYOL

5 harfli kelimeler

ÇATAK, ÇATAL, ÇATAN, ÇATGI, ÇATIH, ÇATIK, ÇATIR, ÇATIŞ, ÇATKI, ÇATLI, ÇATLU, ÇATMA, ÇATMI, ÇATUK, ÇATUM

4 harfli kelimeler

ÇATI, ÇATU

3 harfli kelimeler

ÇAT

Bazı kelimelerin anlamları

ÇAT

Sert bir şeyin kırılırken çıkardığı ses. İki yolun veya iki derenin birleştiği yer, kavşak. Erzurum iline bağlı ilçelerden biri.

ÇATIŞTIRABİLMEK

Çatıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇATALLAŞABİLMEK

Çatallaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇATALLAŞTIRMA

Çatallaştırmak işi.

ÇATIŞMASIZLIK

Çatışma olmama durumu.

ÇATALLANABİLME

Çatallanabilmek işi.

ÇATLATILABİLME

Çatlatılabilmek işi.

ÇATALLAŞABİLME

Çatallaşabilmek işi.

ÇATLATABİLMEK

Çatlatmak imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇATIŞTIRABİLME

Çatıştırabilmek işi.

ÇATALLAŞTIRMAK

Çatallaşmasına yol açmak.

ÇATIRDAYABİLMEK

Çatırdama olasılığı bulunmak.

ÇATALLANABİLMEK

Çatallanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇATIRDAYABİLME

Çatırdayabilmek işi.

ÇATIŞTIRILMAK

Çatıştırma işi yapılmak.

ÇATLATILABİLMEK

Çatlatılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında ÇAT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

AĞAÇÇIK

Taflan gibi dalları dibinden başlayarak çatallanan küçük ağaç.

AYARLAMAK

Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltmek, doğrulamak. Bir aygıtı belli bir iş yapabilecek duruma getirmek. Kandırmak. Düzenlemek. İşleri birbiriyle çatışmayacak veya zamanında bitirecek bir biçimde düzenlemek.

BEŞİKÖRTÜSÜ

İki yana akıntısı olan çatı, eşeksırtı.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

AŞIRMA

Aşırmak işi. Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas. Küçük kazan, kova, bakraç. Aşırılmış. Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal. Yapı çatılarında uzun mertek, aşık.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

BİTÜM

Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde.

ARBEDE

Çatışma, patırtı.

ALFENİT

İçinde bakır, çinko, nikel bulunan ve çatal bıçak takımı yapımında kullanılan gümüşlü bir alaşım.

BEL

İşaret. İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm. Bardak, şişe, vazo vb.nin ortasındaki dar bölüm. Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası. Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı. Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer. Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi. Ses şiddetiyle ilgili birim. Geminin orta bölümü. Meni.

BALIKÇIN

Perde ayaklılardan, uzunca gagalı, uzun ve çatal kuyruklu, deniz kıyılarında yaşayan bir kuş cinsi, deniz kırlangıcı (Sterna hirundo).

ARDILMAK

Birisinin sırtına asılmak. Sataşmak, çatmak. Musallat olmak, asılmak, takılmak.

BACA

Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.

BABA

Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.

ANTİNOMİ

Çatışkı.

ABUS

Somurtkan (kimse). Çatık, asık (yüz). Garip, acayip.

BİNA

Yapı. Çatı. Arapça fiil çatısını konu edinen bilim veya kitap.

BOYNUZ

Bazı hayvanların başında bulunan, tırnaksı bir maddeden, uzun, kıvrık veya çatallı korunma organı. Bu organdan yapılmış. Kurşun borudan kol alma işleminde kullanılan demirden yapılmış alet.

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.