Kelimeler arşivinde; içinde "çat" olan, toplam 302 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çat bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu çat ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çat olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇATALLANABİLMEK, ÇATALLAŞABİLMEK, ÇATIRDAYABİLMEK, ÇATIŞTIRABİLMEK, ÇATLATILABİLMEK
ÇATALLAŞTIRMAK, ÇATALLANABİLME, ÇATALLAŞABİLME, ÇATIRDAYABİLME, ÇATIŞTIRABİLME, ÇATLATILABİLME
ÇATALLAŞTIRMA, ÇATIŞMASIZLIK, ÇATIŞTIRILMAK, ÇATLATABİLMEK, ÇATLAYABİLMEK, ÇATLAYIVERMEK, OSMANİYEÇATAK, YILDIRIMÇATAK
ÇATILABİLMEK, ÇATIŞABİLMEK, ÇATIŞMACILIK, ÇATIŞMASIZCA, ÇATIŞTIRILMA, ÇATLATABİLME, ÇATLAYABİLME, ÇATLAYIVERME, PAMUKÇATMASI
ÇATALLANMAK, ÇATALLAŞMAK, ÇATALZEYTİN, ÇATIKLAŞMAK, ÇATIRDATMAK, ÇATIŞTIRMAK, ÇÖPÇATANLIK, KURÇATOVYUM, ÇATALKUYRUK, AŞAĞIÇATKÖY, BERÇİNÇATAK, ÇATALHARMAN, ÇATALLIÇAPA, ÇATANACILIK, ÇATILABİLME, ÇATIŞABİLME, ÇATIŞDIRMAH, ÇATIŞKINLIK, ÇATIŞTIRMAH, ÇATLATILMAK, SAYVANÇATAK, YUKARIÇATMA
ÇATALPINAR, ÇATILDAMAK, ÇATIRDAMAK, ÇATIŞILMAK, AKÇATOPRAK, AŞAĞIÇATAK, AŞAĞIÇATMA, BÜYÜKÇATAK, BÜYÜKÇATMA, ÇAMLIÇATAK, ÇARDAKÇATI, ÇATALCILIK, ÇATALÇEŞME, ÇATALHURMA, ÇATALHÜYÜK, ÇATALİPAŞA, ÇATALKÖPRÜ, ÇATALLAMAK, ÇATALLANIŞ, ÇATALLANMA, ÇATALLAŞMA, ÇATALSÖĞÜT, ÇATALTARLA, ÇATIDEMİRİ, ÇATIKLAŞMA, ÇATIRDATMA, ÇATIRDAYIŞ, ÇATIRGAMAH, ÇATIRTISIZ, ÇATIŞIKLIK, Devamını Oku »»
ÇATICILIK, ÇATILDAMA, ÇATIRDAMA, ÇATIRTILI, ÇATIŞILMA, ÇATKINLIK, ÇATLAKLIK, ÇATLATMAK, ÇATTIRMAK, ÇATALKARA, AKÇATARLA, AKÇATEKİR, AKÇATUTUK, ALTIÇATKI, ARDIÇATAK, BAĞÇATAĞI, BEŞİKÇATI, ÇADIRÇATI, ÇATALDERE, ÇATALELMA, ÇATALERİK, ÇATALKAYA, ÇATALKURT, ÇATALOLUK, ÇATALÖREN, ÇATALTEPE, ÇATALÜVEZ, ÇATALYAZI, ÇATALYURT, ÇATANAKLI, Devamını Oku »»
ÇATALLIK, ÇATANACI, ÇATIKLIK, ÇATILMAK, ÇATINMAK, ÇATIŞMAK, ÇATKILIK, ÇATKISIZ, ÇATLAMAK, ÇATLATIŞ, ÇATLATMA, ÇATLAYIŞ, ÇATTIRMA, ÇÖPÇATAN, AĞAÇÇATI, AKÇATEPE, ALÇATMAK, BAŞÇATAK, BEŞÇATAK, BEŞÇATKI, BÜYÜKÇAT, ÇATALÇAM, ÇATALDUT, ÇATALGÜL, ÇATALKÖY, ÇATALLAR, ÇATALOBA, ÇATALÖZÜ, ÇATALSIZ, ÇATALYOL, Devamını Oku »»
ÇATALCA, ÇATALLI, ÇATAPAT, ÇATILIŞ, ÇATILMA, ÇATINMA, ÇATIRTI, ÇATISIZ, ÇATIŞIK, ÇATIŞKI, ÇATIŞMA, ÇATKILI, ÇATLAMA, FALÇATA, ÜÇÇATAL, AKÇATAŞ, ALAÇATI, AYAKÇAT, ÇATALSU, ÇATAMAK, ÇATANAH, ÇATANAK, ÇATANEŞ, ÇATAYAK, ÇATAYAZ, ÇATBAŞI, ÇATÇENE, ÇATICAK, ÇATIKSU, ÇATILDI, Devamını Oku »»
ÇATANA, ÇATICI, ÇATILI, ÇATKIN, ÇATLAK, ÇATMAK, AKÇATI, ALAÇAT, ÇATARA, ÇATÇAT, ÇATKIK, ÇATKÖY, ÇATLAH, ÇATMAĞ, ÇATMAH, ÇATMIK, ÇATOVA, ÇATPAT, ÇATRAN, ÇATRIK, ÇATURA, ÇATYOL, ELÇATI, İÇATIM, SUÇATI
ÇATAK, ÇATAL, ÇATIK, ÇATIŞ, ÇATKI, ÇATMA, AKÇAT, ÇATAN, ÇATGI, ÇATIH, ÇATIR, ÇATLI, ÇATLU, ÇATMI, ÇATUK, ÇATUM, HAÇAT, KAÇAT
ÇATI, ÇATU
ÇAT
ÇAT
Sert bir şeyin kırılırken çıkardığı ses. İki yolun veya iki derenin birleştiği yer, kavşak. Erzurum iline bağlı ilçelerden biri.
ÇATALLANABİLMEK
Çatallanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇATLATILABİLMEK
Çatlatılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇATIRDAYABİLMEK
Çatırdama olasılığı bulunmak.
ÇATLATILABİLME
Çatlatılabilmek işi.
ÇATALLAŞABİLMEK
Çatallaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇATALLAŞTIRMAK
Çatallaşmasına yol açmak.
ÇATLATABİLMEK
Çatlatmak imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇATALLANABİLME
Çatallanabilmek işi.
ÇATIRDAYABİLME
Çatırdayabilmek işi.
ÇATIŞTIRABİLME
Çatıştırabilmek işi.
ÇATIŞTIRILMAK
Çatıştırma işi yapılmak.
ÇATIŞMASIZLIK
Çatışma olmama durumu.
ÇATALLAŞABİLME
Çatallaşabilmek işi.
ÇATALLAŞTIRMA
Çatallaştırmak işi.
ÇATIŞTIRABİLMEK
Çatıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AŞIRMA
Aşırmak işi. Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas. Küçük kazan, kova, bakraç. Aşırılmış. Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal. Yapı çatılarında uzun mertek, aşık.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
BİNA
Yapı. Çatı. Arapça fiil çatısını konu edinen bilim veya kitap.
AYARLAMAK
Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltmek, doğrulamak. Bir aygıtı belli bir iş yapabilecek duruma getirmek. Kandırmak. Düzenlemek. İşleri birbiriyle çatışmayacak veya zamanında bitirecek bir biçimde düzenlemek.
ARDILMAK
Birisinin sırtına asılmak. Sataşmak, çatmak. Musallat olmak, asılmak, takılmak.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
BEL
İşaret. İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm. Bardak, şişe, vazo vb.nin ortasındaki dar bölüm. Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası. Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı. Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer. Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi. Ses şiddetiyle ilgili birim. Geminin orta bölümü. Meni.
BALIKÇIN
Perde ayaklılardan, uzunca gagalı, uzun ve çatal kuyruklu, deniz kıyılarında yaşayan bir kuş cinsi, deniz kırlangıcı (Sterna hirundo).
ALFENİT
İçinde bakır, çinko, nikel bulunan ve çatal bıçak takımı yapımında kullanılan gümüşlü bir alaşım.
ABUS
Somurtkan (kimse). Çatık, asık (yüz). Garip, acayip.
BACA
Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.
BOYNUZ
Bazı hayvanların başında bulunan, tırnaksı bir maddeden, uzun, kıvrık veya çatallı korunma organı. Bu organdan yapılmış. Kurşun borudan kol alma işleminde kullanılan demirden yapılmış alet.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
BİTÜM
Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde.
AĞAÇÇIK
Taflan gibi dalları dibinden başlayarak çatallanan küçük ağaç.
ANTİNOMİ
Çatışkı.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
ARBEDE
Çatışma, patırtı.
BEŞİKÖRTÜSÜ
İki yana akıntısı olan çatı, eşeksırtı.