Kelimeler arşivi içinde; başında "çay" olan, toplam 100 adet kelime bulunmaktadır. çay ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çay ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çay olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇAYBAŞIFUADİYE, ÇAYBAŞIYENİKÖY
ÇAYIRMELİKESİ
ÇAYDEĞİRMENİ, ÇAYHANECİLİK
ÇAYIRLAŞMAK, ÇAYGÖKPINAR, ÇAYIRLANMAK, ÇAYIRGÜZELİ, ÇAYIRSEDEFİ
ÇAYIRÇİMEN, ÇAYIRLAŞMA, ÇAYIRALANI, ÇAYIRBEYLİ, ÇAYIRÇÖKEK, ÇAYARABASI, ÇAYIRLANMA, ÇAYIRLAMAK, ÇAYIRKÖPRÜ, ÇAYIRHİSAR, ÇAYIRÇUKUR
ÇAYIRDÜZÜ, ÇAYIRARDI, ÇAYIRALTI, ÇAYIRGÜLÜ, ÇAYIRBAĞI, ÇAYIRALAN, ÇAYIRBAŞI, ÇAYIRKENT, ÇAYHANECİ, ÇAYIRDERE, ÇAYGİLLER, ÇAYIRLAMA, ÇAYLAKLIK, ÇAYIRDAĞI, ÇAYCEVHER, ÇAYDANLIK, ÇAYDAÇIRA
ÇAYAĞACI, ÇAYIRCIK, ÇAYIRDAM, ÇAYIRSIZ, ÇAYIRBAĞ, ÇAYCILAR, ÇAYCILIK, ÇAYCOŞTU, ÇAYARASI, ÇAYILLIH, ÇAYHİSAR, ÇAYHATAP, ÇAYANASI, ÇAYIRLAR, ÇAYDOĞAN, ÇAYIRKÖY, ÇAYLAKÇA, ÇAYGEÇİT, ÇAYGELDİ, ÇAYDAMAR, ÇAYIRLIK, ÇAYGÖREN, ÇAYIRİÇİ, ÇAYIRHAN
ÇAYBAĞI, ÇAYALTI, ÇAYAĞZI, ÇAYBAŞI, ÇAYDİBİ, ÇAYBEĞİ, ÇAYBEYİ, ÇAYBOYU, ÇAYKARA, ÇAYIRCA, ÇAYBÜKÜ, ÇAYCOŞU, ÇAYCUMA, ÇAYÇATI, ÇAYHANE, ÇAYĞARA, ÇAYGARA, ÇAYDAŞI, ÇAYDÜZÜ, ÇAYIRLI, ÇAYDERE
ÇAYLAK, ÇAYLIK, ÇAYHAN, ÇAYEVİ, ÇAYELİ, ÇAYDOŞ, ÇAYDAM, ÇAYCOŞ, ÇAYBÜK, ÇAYANA
ÇAYIR, ÇAYCI, ÇAYCA, ÇAYAN, ÇAYLI
ÇAYA
ÇAY
ÇAY
Çaygillerden, nemli iklimlerde yetişen bir ağaççık (Thea chinensis). Müzikli toplantı. Bu yaprağın demlenmesiyle elde edilen güzel kokulu ve sarımtırak kırmızı renkli içecek. Çeşitli bitkilerin yaprak veya çiçeklerinin demlenmesiyle elde edilen bir içecek türü. Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı. Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu. Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri. Konukların içecek ve börek, pasta vb. yiyeceklerle ağırlandığı toplantı.
ÇAYIRÇİMEN
Ardahan şehri, Eminbey bucağına bağlı bir bölge.
ÇAYIRGÜZELİ
Buğdaygillerden bir bitki (Erogrostis major).
ÇAYIRLANMAK
Hayvan, çayırda otlamak.
ÇAYIRMELİKESİ
Keçisakalı.
ÇAYHANECİLİK
Çayhanecinin yaptığı iş.
ÇAYIRBEYLİ
Erzurum şehri, Karayazı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ÇAYIRLAŞMAK
Çayır durumuna gelmek.
ÇAYGÖKPINAR
Bolu şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÇAYIRÇÖKEK
Samsun ilinde, Tekkeköy ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ÇAYBAŞIYENİKÖY
Sakarya şehri, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ÇAYBAŞIFUADİYE
Sakarya ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
ÇAYIRLAŞMA
Çayırlaşmak işi.
ÇAYIRALANI
Mardin kenti, Ömerli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
ÇAYIRSEDEFİ
Düğün çiçeğigillerden, sulak yerlerde yetişen, kökü iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki (Thalictrum).
ÇAYDEĞİRMENİ
Zonguldak şehri, Devrek belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇAYGİLLER
İki çeneklilerden, yapraklarından çay yapılmış olan bir bitki familyası.
AYIRMAK
Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
ARAPÇALAŞTIRMAK
Arapçaya çevirmek. Arap dili özelliği kazandırmak.
CEKET
Erkeklerin ve kadınların giydiği, genellikle önden düğmeli, kalçayı örten, kollu üst giysisi.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
AKKUYRUK
Tadını artırmak için çay harmanına katılan beyaz bir tür çay.
BÖLEN
Bir bölme işleminde bölünen sayının kaç eşit parçaya ayrıldığını gösteren sayı.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
ÇAYHANE
Çayevi.
BÖLMEK
Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayırmak, taksim etmek. Birliğin bozulmasına yol açmak, parçalamak. Bir niceliği iki veya daha çok eşit parçaya ayırmak.
BUĞDAYGİLLER
Bir çeneklilerden, örneği buğday, yulaf, arpa, pirinç, çavdar, mısır, ayrık ve çayır otları, kamış, bambu olan, çiçekleri başak durumunda büyük bir bitki familyası.
ÇAYDANLIK
Çay hazırlamak için kullanılan mutfak eşyası.
ÇAYCILIK
Çaycının yaptığı iş.
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
BİÇENEK
Her yıl belirli bir süre otlatıldıktan sonra yeniden gelişen bitkilerin biçilerek değerlendirildiği doğal çayır.
AKAK
Yatak. Eğimi, inişi fazla olan yer. Suyun ivinti yeri. Irmak, dere, çay, küçük akarsu.
BİBLİYOGRAFİK
Kaynakçayla ilgili.
ÇAYCI
Çay demleyip satan kimse. Çay içmeye düşkün, çay tiryakisi. Çay demlenip satılan yer. Çay yetiştiricisi.
AĞIZLAMAK
Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.