Kelimeler arşivi içinde; sonunda "yüğ" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu yüğ ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında yüğ olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde yüğ olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YÜĞ
Ovadaki küçük yükselti, hüyük.
BEYÜĞ
Büyük.
Bu bölümde tanımı içerisinde YÜĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALAADDİN
Bingöl ili, Servi bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Dinin yücesi, ulusu, büyüğü.
KALYON
Yelkenle ve kürekle yol alan savaş gemilerinin en büyüğü.
MESAJ
Bir devlet büyüğünün, bir sorumlunun belirli bir olay veya durum dolayısıyla ilgililere gönderdiği bildiri. Yazı veya sözle anlatılması amaçlanan duygu, düşünce. İleti.
JÜPİTER
Gezegenlerin en büyüğü ve Güneş'e yakınlık bakımından beşincisi, Erendiz, Müşteri.
AŞIM
Aşma işi. Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi. Hayvanda cinsel ilgi. Çulda tek inen nakış. Sıfırdan ayrımlı bir dizey için, belirteci sıfıra eşit olmayan dördül altdizeylerinin basamaklarının en büyüğü; sıfır dizeyi için, sıfır sayısı. E, F doğrusal uzayları ile doğrusal dönüşümü, için L (E) altuzayının boyutu. Erkek hayvanın dişiyle çiftleşmesi, çiftleştirme.
PİÇ
Anası ile babası arasında evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk, haramzade, veledizina. Terbiyesiz, arsız çocuk. Kalleş, kurnaz, kötü niyetli kimse. Bir bitkinin çevresinde yeniden beliren sürgün ve filiz. Her şeyin küçüğü, büyüğü ile aynı nitelikte olmayan. Babası belli olmayan çocuk.
HOROZBİNA
Horozbinagillerden, kıyılara yakın alglerin içinde yaşayan, sırt yüzgeci tek parça ve uzun, burun ucu yuvarlak, en büyüğü 5 santimetre kadar olan küçük bir balık (Blennius gattorugine).
BÜYÜCEK
Biraz büyük, büyüğe yakın.
HİNDİ
Tavukgillerden, XV. yüzyılda evcilleştirilerek Amerika'dan bütün dünyaya yayılan, boyun ve başı çıplak, parlak, yeşil ve esmer tüylü, kümes hayvanlarının en büyüğü, mısırtavuğu (Meleagris gallopavo). Aptal, şaşkın.
ŞEYH
Tarikat kurucusu, bir tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış olan kimse. Arap kabile ve aşireti başkanı. Tarikat büyüğü veya tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
LEYLEKGAGASI
Bir çizimin oranları bozulmadan daha küçük veya daha büyüğünün çizilmesi için kullanılan araç.
SUİKAST
Gizlice cana kıyma ve kötülük etmeye kalkışma. Bir devlet büyüğünü veya önemli bir kişiyi plan kurarak öldürme.
ORTANCA
Yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasında bulunan. Taşkırangillerden, kırmızı, pembe veya mor renkli çiçeklerini yaz başında açan, gölgelik yerlerde yetiştirilen bir süs bitkisi (Hydrangea hortensia). Büyüklük, irilik bakımından üç nesne arasında sondan veya baştan ikinci gelen.
BÜYÜKSÜ
Büyüğü andıran, büyüğe benzeyen, büyük gibi.
HANEDAN
Hükümdar, devlet büyüğü vb. bir kişiye dayanan soy, büyük aile. Konuksever. Belli ve köklü bir soydan gelen, soylu.
ÇİTARİ
İzmaritgillerden, üzerinde sarı çizgiler bulunan, en büyüğü yarım kiloyu aşmayan, kılçıklı bir balık (Boxsalpa). İpek ve pamukla dokunan bir tür çizgili kumaş.
SUNGU
Bir büyüğe sunulan armağan. Bir tanrıya veya tapınağa yapılmış olan bağış.
SUNMAK
Bir büyüğe veya nezaket gereğince bir kimseye bir şeyi vermek, arz etmek, yollamak, göndermek, takdim etmek. Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı takdim etmek. Tanıtmak, bilgi vermek amacıyla çeşitli yöntemler kullanarak bir konuyu dinleyenlere aktarmak.
KORTEJ
Bir devlet büyüğünün yanında bulunan kimseler, maiyet. Alay (I).