YAĞLI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yağlı" olan, toplam 24 adet kelime bulunmaktadır. yağlı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yağlı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yağlı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

YAĞLIISIRGAN, YAĞLIKUYUMCU

11 harfli kelimeler

YAĞLIMANCAR, YAĞLIKLAMAK

10 harfli kelimeler

YAĞLIBAYAT, YAĞLIPINAR, YAĞLIÇAYIR

9 harfli kelimeler

YAĞLIALAN, YAĞLIBOYA, YAĞLIDERE, YAĞLIKARA

8 harfli kelimeler

YAĞLIYAÇ, YAĞLITAŞ, YAĞLILIK, YAĞLILAR, YAĞLIKÇI, YAĞLIGÖZ, YAĞLICAK

7 harfli kelimeler

YAĞLILI, YAĞLICI, YAĞLICA

6 harfli kelimeler

YAĞLIK, YAĞLIH

5 harfli kelimeler

YAĞLI

Bazı kelimelerin anlamları

YAĞLI

Üzerinde ya da içinde yağı olan. Yağı çok olan. Yağdan kirlenmiş veya lekelenmiş olan. Bol ve kolay kazanç sağlayan. Yağla yapılmış. Besili, semiz.

YAĞLIALAN

Tokat ili, Turhal ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

YAĞLIPINAR

Ankara ilinde, Gölbaşı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Kayseri kenti, Pınarbaşı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

YAĞLIBOYA

Genel olarak, kuruyan yağlarla toprakboyaların karıştırılmasından elde edilen, koyu kıvamda sıvı. (Resim) Boya tozlarının, balmumlu keten ya da haşhaş yağı ile karıştırılmasıyla yapılan ve resimde kullanılan boya. a. bk. suluboya, kapatıcı boya, kazein boya, tutkallı boya, mumluboya.

YAĞLIBAYAT

Konya ilinde, Obruk nahiyesine bağlı bir bölge.

YAĞLIÇAYIR

Sivas ili, Akıncılar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

YAĞLIKUYUMCU

Giresun şehrinde, Tirebolu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

YAĞLILAR

Balıkesir şehrinde, İvrindi ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

YAĞLITAŞ

Adana ilinde, Kamışlı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

YAĞLIYAÇ

Ucuna bez takılmış, sac üzerinde ekmek yağlamaya yarayan değnek parçası.

YAĞLIMANCAR

Yemeği yapılan bir ot.

YAĞLIDERE

Giresun iline bağlı ilçelerden biri.

YAĞLIKLAMAK

Köpek cinsel azgınlık göstermek.

YAĞLIISIRGAN

Sukestane otu, Serophularıa, Scrophulariacıae.

YAĞLIKARA

Suç, kara.

YAĞLILIK

Yağlı olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında YAĞLI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YAĞLI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇEVRE

Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

GÖMME

Gömmek işi. Mayalı, mayasız, yağlı ya da yağsız olarak yapılmış olan bir tür kül pidesi. Güzün veya kışın ekilen ekin. Defnetme, tedfin. Üzerinde bulunduğu yüzeyin içine gömülmüş olan.

ÇIRA

Çam vb. reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümü. Lamba. Bu bölümden küçük küçük kesilerek hazırlanmış, tutuşturma ve aydınlatma işlerinde kullanılan parça.

GLİSERİN

Yağlı maddelerden, sabunlaştırma yoluyla çıkarılan, renksiz, tatlı şurup kıvamındaki sıvı (CH2 OH-CHOH-CH2 OH).

AÇMA

Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.

GÖMLEK

Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi. Göbek, batın. Kitap kapağına geçirilen kap, kılıf. Basamak, kat, derece. Kadınların giydikleri ince kumaştan yapılmış kolsuz, yakasız iç çamaşırı, kombinezon. Dosya kartonu. Vücudun üst kısmına giyilen iç çamaşırı. Memeli hayvanlarda bağırsakları dıştan saran yağlı zar. Beyaz ışık sağlamak için lambanın üzerine geçirilen amyanttan kılıf.

CEVİZ

Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç (Juglans regia). Bu ağacın kerestesinden yapılmış. Bu ağacın dışı kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemişi, koz.

GRAVYER

İsviçre'de yapılmış olan bir tür sarı, yağlı peynir.

FAVA

Bakla tanelerinin kabuğu soyulduktan sonra yapılmış olan zeytinyağlı yemek.

FINDIK

Kayıngillerden, kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genel olarak Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen, boyu 6-7 metre, yaygın tepeli bir ağaççık (Corylus avellana). Bu ağaççığın sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı ürünü. Hileli zar.

ÇÖREK

Az yağlı, bazen şekerli ve yumurtalı, gevrekçe bir hamur işi. Kurs.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

ÇİVİYUKARI

Yağlı güreşte hasmı ayaklarından yakalayıp tepesi üstü diktikten sonra sırtını yere getirerek yenme biçimi.

EBRU

Kâğıt süslemeciliğinde kitre, kola vb. yapıştırıcılarla yoğunlaştırılmış su üzerine, neft yağı ile sulandırılmış yağlı boya damlatılarak yapılmış olan ve kâğıda geçirilen süs.

ANTİOKSİDAN

Genellikle yağların, yağlı besinlerin uzun süre saklanabilmesi, beyaz renkli sebze ve meyvelerin kararmasının önlenmesi için kullanılan madde. Canlı organizmalardaki toksinleri atmaya yarayan madde.

BALÇIK

İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan çamur, mil. Güçlük çıkartan. İçindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak.

DESTE

Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam. Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri. Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı. Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri. Aynı cinsten onluk bir küme.

DARAĞACI

İdam cezası alanları asmak için kurulan sehpa, yağlı ip.

BOYA

Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Aldatıcı görünüş. Yazmak için kullanılan mürekkep. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.

ABDÜLLEZİZ

Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.