Kelimeler arşivi içinde; başında "yağma" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. yağma ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yağma ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yağma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YAĞMALAYABİLMEK
YAĞMALAYABİLME
YAĞMALANMAK, YAĞMALATMAK
YAĞMAPINAR, YAĞMACILIK, YAĞMALAMAK, YAĞMALANMA, YAĞMALATMA
YAĞMALAMA
YAĞMACUR, YAĞMAÇUR, YAĞMANAZ
YAĞMATI, YAĞMACI
YAĞMAK
YAĞMA
YAĞMA
Yağmak işi. Birçok kişinin zor kullanarak ele geçirdikleri malı alıp kaçması, talan. Baskın veya zor kullanarak elde edilmiş olan. Akıncıların düşman topraklarına yaptıkları baskın, çapul.
YAĞMALAYABİLME
Yağmalayabilmek işi.
YAĞMACILIK
Yağma etme işi.
YAĞMALAMAK
Yağma etmek.
YAĞMACUR
Bir nevi tatlı.
YAĞMALAMA
Yağmalamak işi.
YAĞMALANMAK
Yağma edilmek.
YAĞMALAYABİLMEK
Yağmalama imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAĞMAÇUR
Ekmek, yağ, pekmezle yapılan bir yemek.
YAĞMALATMAK
Yağmalama işini yaptırmak.
YAĞMANAZ
Gönülleri çalan, yağma eden güzel.
YAĞMACI
Yağma eden kimse veya ordu.
YAĞMALATMA
Yağmalatmak işi.
YAĞMALANMA
Yağmalanmak işi.
YAĞMAPINAR
Konya şehri, Karapınar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
YAĞMATI
Cila yaparken fazla yağ kullanma sonucu oluşan mat görüntü.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAĞMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇİSELEMEK
Yağmur yavaşça yağmak.
YAĞMURSUZ
Yağmuru olmayan, yağmur yağmayan.
APARTMAK
Aparma işini yaptırmak. Çalmak, aşırmak, alıp kaçmak, habersiz götürmek, gizlice almak. Götürmek, alıp götürmek. Kaldırmak. Aldatmak, kandırmak. Çaldırtmak. Yağma etmek. Yemek atıştırmak, obur gibi yemek. Bir işin hakkından gelmek, becermek. Kendi çıkarına çalışmak, el altından iş yapmak. Vaz geçirmek, caydırmak. Mübalâğalı konuşmak, mübalâğa etmek. Uğrulamak, çalmak.
YAĞIŞ
Yağma işi. Yağan yağmur ya da kar miktarı. Havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı veya katı durumda yere düşmesi, ağış karşıtı. Yağmur.
ÇAPULLAMAK
Bir yeri soymak, yağmalamak.
SERPİŞTİRMEK
Yağmur veya kar azar azar, ince ince yağmak, serpmek. Gelişigüzel serpmek.
YAĞDIRMAK
Yağmasını sağlamak. Bir şeyi aralıksız ve ısrarlı bir biçimde yapmak. Çok sayıda ortaya koymak, sürmek. Bol miktarda vermek, sağlamak. Vermek, söylemek.
GANİMET
Savaşta düşmandan zorla ele geçirilen mal. Yağma sonrasında elde kalan mal, çalıntı. Bir rastlantı sonucu ele geçen kazanç veya imkân.
APARMADUH
Yağma edilmemiş, alınıp götürülmemiş.
DİNMEK
Sona ermek, bitmek, durmak. Kar ve yağmurun yağması, rüzgârın esmesi kesilmek veya durmak. İyileşmek.
SERPMEK
Bir şeyi dağılacak biçimde dökmek, saçmak. Belli bir yere dağılacak biçimde dökmek. Vermek, saçmak. Yağmur veya kar azar azar, ince ince yağmak, serpiştirmek.
DOYUMLUK
Doyulacak miktarda olan. Çapul, yağma.
SEPELEMEK
Kısa süreler içinde ve serpinti hâlinde yağmak, dökülmek, serpelemek.
İĞTİNAM
Ganimet yoluyla alma, yağmalama.
ÇİYLEMEK
Yağmur, hafif ve ince yağmak.
KARLAMAK
Kar yağmak.
DÜŞMEK
Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.
SERPELEMEK
Seyrek damlalar durumunda yağmak. Sürekli olarak ve az serpmek.
ÇAPUL
Soygunculuk, plaçka. Yağma.
TALAN
Yağma.