Kelimeler arşivi içinde; başında "yatır" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. yatır ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yatır ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yatır olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YATIRABİLMEK, YATIRIMCILIK
YATIRABİLME
YATIRILMAK
YATIRILMA, YATIRIMCI, YATIRTEPE, YATIRTMAK
YATIRCIK, YATIRGAÇ, YATIRMAK, YATIRTMA
YATIRIM, YATIRAN, YATIRMA
YATIRI
YATIR
YATIR
Doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan kimsenin mezarı.
YATIRILMAK
Yatırma işi yapılmak.
YATIRIMCILIK
Yatırımcı olma durumu.
YATIRTEPE
Şanlıurfa kenti, Suruç ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
YATIRGAÇ
Hamur tahtası.
YATIRCIK
Ocak demiri.
YATIRTMA
Yatırtmak işi. Üstünde lehim dökmek için kullanılan araç.
YATIRABİLME
Yatırabilmek işi.
YATIRIMCI
Yatırım yapan kimse.
YATIRMAK
Bir kimsenin bir yere yatmasını sağlamak. Bir yiyeceği korumak veya tatlandırmak amacıyla tuz, soğan, yağ vb.nde bir süre bekletmek. Harcamak. Parayı ödemek amacıyla bir kuruluşa vermek, teslim etmek. Eğmek, yatık duruma getirmek. Parayı, işletmek amacıyla bir yere vermek. Konuk etmek. Uyutmak. Başarısızlığa uğramasına yol açmak. Düzeltmek, bastırmak, yassıltmak.
YATIRABİLMEK
Yatırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YATIRILMA
Yatırılmak işi.
YATIRAN
mûdi' (bk. saklatan).
YATIRIM
Yatırma işi. Bir çıkar veya kazanç sağlamak için yapılmış olan davranış. Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılmış olan yeni eklemeler, envestisman. Parayı, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma, mevduat, plasman.
YATIRTMAK
Yatırma işini yaptırmak.
YATIRMA
Yatırmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde YATIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MUDİ
Bankaya para yatıran kimse. Emanet bırakan kimse.
DOLMEN
İkisi dikili, üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş Taş Devri mezarı.
ENVESTİSMAN
Yatırım.
KESENEK
Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para. Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi, iltizam.
BASTIRMAK
Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.
PALAMUTLAMAK
Deriyi, sepilemek için palamut doldurulmuş çukura yatırmak.
FALAKACI
Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçluyu falakaya yatıran görevli.
SANAYİCİ
Herhangi bir sanayi dalına yatırım yapmış olan ve o alanda iş gören kimse. Sanayiye önem veren.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
BELEMEK
Çocuğu kundaklamak. Beşiğe yatırıp bağlamak. Bulamak, bulaştırmak.
DEVRİK
Katlanıp kendi üzerine bükülmüş. Darbe ile makamından indirilmiş. Yatırılmış, yıkılmış, dik durumunu yitirmiş. Devrilmiş olan.
BRİYANTİN
Saçı parlatmak ve yatırmak için kullanılan güzel kokulu bir madde.
İMALE
Bir tarafa yatırma, eğme. Aruz vezninde kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma, zihaf karşıtı.
MEVDUAT
Belli bir süre sonunda veya istenildiğinde çekilmek üzere bankalara faizle yatırılan para, tevdiat. Yatırım.
SERMEK
Kurutmak için asmak. Boylu boyunca yere yatırmak, düşürmek ya da hırpalamak. Açarak yaymak veya döşemek. Göstermek amacıyla asmak veya yaymak. Düz bir yere yaymak. Boşlamak, savsaklamak.
İŞLETME
İşletmek işi. İş yeri. Tarım, sanayi, ticaret, bankacılık vb. iş alanlarında, kâr amacıyla bir sermaye yatırılarak kurulan kurum. Bir kuruluşu verimli bir duruma getirip kazanç sağlama yöntemi.
BEŞİK
Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola. Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma. Bir şeyin doğup geliştiği yer. Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü.
ÖDEMEK
Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek, tediye etmek. Bir işin, bir görevin karşılığını vermek. Bir alışverişte alınan şeyin karşılığını alacaklıya vermek. Bedelini vererek bir zararı karşılamak, tazmin etmek. Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak, itfa etmek. Bir şey karşısında fedakârlık etmek, bir şey elde etmek için özveride bulunmak.
PLASMAN
Yatırım.
ARKAÇ
Ağıl. Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz, rüzgâr almayan kuytu yer.