Kelimeler arşivinde; içinde "yatır" olan, toplam 21 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yatır bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yatır ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yatır olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TAŞYATIRLANMAK
YATIRABİLMEK, YATIRIMCILIK
YATIRABİLME
YATIRILMAK
YATIRTMAK, YATIRTEPE, YATIRIMCI, YATIRILMA
YATIRMAK, HANYATIR, TAŞYATIR, ULUYATIR, YATIRCIK, YATIRGAÇ, YATIRTMA
YATIRMA, YATIRIM, YATIRAN
YATIRI
YATIR
YATIR
Doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan kimsenin mezarı.
YATIRMAK
Bir kimsenin bir yere yatmasını sağlamak. Bir yiyeceği korumak veya tatlandırmak amacıyla tuz, soğan, yağ vb.nde bir süre bekletmek. Harcamak. Parayı ödemek amacıyla bir kuruluşa vermek, teslim etmek. Eğmek, yatık duruma getirmek. Parayı, işletmek amacıyla bir yere vermek. Konuk etmek. Uyutmak. Başarısızlığa uğramasına yol açmak. Düzeltmek, bastırmak, yassıltmak.
YATIRIMCILIK
Yatırımcı olma durumu.
YATIRTEPE
Şanlıurfa kenti, Suruç ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
TAŞYATIRLANMAK
Bir şey incelenerek sonucu anlaşılmak : Gezmeye gittikleri taşyatırlandı.
YATIRILMAK
Yatırma işi yapılmak.
YATIRGAÇ
Hamur tahtası.
YATIRABİLME
Yatırabilmek işi.
YATIRIMCI
Yatırım yapan kimse.
ULUYATIR
Gaziantep ili, Nizip ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
YATIRTMAK
Yatırma işini yaptırmak.
YATIRCIK
Ocak demiri.
YATIRABİLMEK
Yatırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TAŞYATIR
Unutulma, anılmama.
YATIRILMA
Yatırılmak işi.
HANYATIR
Hazıra konan, tembel.
Bu bölümde tanımı içerisinde YATIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İŞLETME
İşletmek işi. İş yeri. Tarım, sanayi, ticaret, bankacılık vb. iş alanlarında, kâr amacıyla bir sermaye yatırılarak kurulan kurum. Bir kuruluşu verimli bir duruma getirip kazanç sağlama yöntemi.
ENVESTİSMAN
Yatırım.
DOLMEN
İkisi dikili, üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş Taş Devri mezarı.
FALAKACI
Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçluyu falakaya yatıran görevli.
DEVRİK
Katlanıp kendi üzerine bükülmüş. Darbe ile makamından indirilmiş. Yatırılmış, yıkılmış, dik durumunu yitirmiş. Devrilmiş olan.
BRİYANTİN
Saçı parlatmak ve yatırmak için kullanılan güzel kokulu bir madde.
BEŞİK
Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola. Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma. Bir şeyin doğup geliştiği yer. Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü.
İMALE
Bir tarafa yatırma, eğme. Aruz vezninde kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma, zihaf karşıtı.
PALAMUTLAMAK
Deriyi, sepilemek için palamut doldurulmuş çukura yatırmak.
SERMEK
Kurutmak için asmak. Boylu boyunca yere yatırmak, düşürmek ya da hırpalamak. Açarak yaymak veya döşemek. Göstermek amacıyla asmak veya yaymak. Düz bir yere yaymak. Boşlamak, savsaklamak.
BELEMEK
Çocuğu kundaklamak. Beşiğe yatırıp bağlamak. Bulamak, bulaştırmak.
KESENEK
Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para. Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi, iltizam.
MUDİ
Bankaya para yatıran kimse. Emanet bırakan kimse.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
MEVDUAT
Belli bir süre sonunda veya istenildiğinde çekilmek üzere bankalara faizle yatırılan para, tevdiat. Yatırım.
SANAYİCİ
Herhangi bir sanayi dalına yatırım yapmış olan ve o alanda iş gören kimse. Sanayiye önem veren.
ÖDEMEK
Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek, tediye etmek. Bir işin, bir görevin karşılığını vermek. Bir alışverişte alınan şeyin karşılığını alacaklıya vermek. Bedelini vererek bir zararı karşılamak, tazmin etmek. Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak, itfa etmek. Bir şey karşısında fedakârlık etmek, bir şey elde etmek için özveride bulunmak.
BASTIRMAK
Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.
PLASMAN
Yatırım.
ARKAÇ
Ağıl. Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz, rüzgâr almayan kuytu yer.