YATIK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yatık" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. yatık ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yatık ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yatık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

YATIK

Dik olmayan, eğik, yatırılmış bir durumda olan. Çevrilmiş, devrik. Zamanla dayanıklılığını yitirmiş. Yayvan su kabı.

YATIKENT

Çok yoğun nüfuslu işleyim kuruluşlarının bir araya toplandığı işleyim bölgelerinde, nüfusun büyük bir bölümünü oluşturan işçilerin, çalışma saatleri dışında kalan süreylerini geçirdikleri, oturdukları, yemek yedikleri ve yattıkları konutlardan oluşan bir tür uydu-kent.

YATIKSIRT

Van kenti, Erçek bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

YATIKIN

Birkaç yıl sürülmeyip, güçlendirilmiş tarla. Alışkın, usta, becerikli.

  -   -   -  

Anlamında YATIK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YATIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DEKUMBENT

Yalnız dalların uç kısmı yukarı doğru yükselmiş, yerde yatık olarak gelişen bitki.

YANTİRİ

Titrek, doğru yürüyemeyen, yan yan yürüyen. Şaşı. Sonradan eklenen şey. Jandarma. Yaver, yardımcı, akıl verici. Aksi, kalabalıktan kaçan, içe kapanık. Utanmaz. Eğri, çarpık, yan yan yürüme için. Eğri, yana yatık.

AKARİNA

Eğimli, yatık yer, toprak.

FELE

Arkaya yatık kısa boynuz.

TABASTIRA

Kıyıları yatık ve geniş bakır kap.

TABASIRA

Kıyıları yatık ve geniş bakır kap.

YATKIN

Bir yana eğilmiş, yatık. Çok durmaktan sağlamlığını yitirmiş, çürük. Bir işte yeteneği, becerisi olan. Benimsemiş, alışmış, eğilimli.

ÇİNTEMANİ

Özellikle kumaşlara ve çinilere uygulanmış, ikisi altta biri üstte iç içe geçmiş halkalar ve şimşeği ifade eden iki yatık kıvılcımdan meydana gelen süsleme motifi, itayağı.

TEPE

Bir şeyin en üstteki bölümü. Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü. İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası. Yüksekliği genel olarak birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi. Birinin yanı başı, baş ucu. Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri. Bir yerin, bir nesnenin vb.nin üstü, hizası. Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri.

SOKOKEKEDİSİ

Kenya'dan köken alan, tüm evcil kedilerin atası olduğuna inanılan, kulak kenarından başlayarak göze doğru paralel olarak uzanan çizgileri yüzüne farklı bir anlam kazandıran, gözleri badem şeklinde, burna doğru yatık yerleşmiş ve kehribar ve açık yeşil renkte olabilen, tüyleri oldukça kısa ve karakteristik olarak alt tabakası bulunmayan, tüyleri tekir desende açık kahveden koyu kestaneye kadar tüm renklerde olabilen, suyla oynamaya bayılan, beden dilini ve sesini çok iyi kullanabilen, iyi yüzen ve iyi tırmanan, sahibinin ruh hâlini algılayabilen ve yansıtabilen duyarlılıkta, etkin, zeki ve meraklı, kısa tüylü kedi ırkı.

YATIRMAK

Bir kimsenin bir yere yatmasını sağlamak. Bir yiyeceği korumak veya tatlandırmak amacıyla tuz, soğan, yağ vb.nde bir süre bekletmek. Harcamak. Parayı ödemek amacıyla bir kuruluşa vermek, teslim etmek. Eğmek, yatık duruma getirmek. Parayı, işletmek amacıyla bir yere vermek. Konuk etmek. Uyutmak. Başarısızlığa uğramasına yol açmak. Düzeltmek, bastırmak, yassıltmak.

TALİK

Asma, yukarı kaldırma. Bir işin yapılmasını herhangi bir şarta bağlı tutma. Arap alfabesinde geliştirilen, yatık olarak yazılan yazı türlerinden biri. Bu tür yazı ile yazılmış. Belli bir zamana bırakma, erteleme.

BASTON

Yürürken dayanmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış olan araç. Geminin baş tarafındaki yatık direğin dışarıya doğru uzanan parçası.

TIRIKLI

Edepsiz, ağzı bozuk. Özürlü, yatık (kumaş için): Tırıklı bir basma almış. Sürgüne yakalanmış kişi.

TABANSIRA

Kıyıları yatık ve geniş bakır kap.

TALLIBİTKİLER

Kök, gövde, yaprak gibi ana örgenlerden yoksun bulunan ve çoğu asalak ya da çürükçül yaşayan ilkel bitkiler topluluğu; yatıkbitkiler.

SÖYE

Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve. 1.Ocak üstünde lamba koymaya yarayan yer. 2.Ocak içlerinde iki yana dikine konulan geniş, uzun, düz taşlar. Yatık, eğik : Saban söye derin sürmüyor. Ev direği.

DİZEY

Hesap ve kumanda işlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devre, matris. İstatistikte, bir elemanlar topluluğunun düzenlenmiş biçimi, matris. Gerçek ve karmaşık sayıların dikdörtgen biçiminde tablosu, matris. Dikdörtgen biçiminde yatık, dik sıralardan yapılmış iki boyutlu sayılar dizisi. Uzbilimsel öğelerin cebirsel kurallara uygun olarak dizi ve dikeçler biçiminde düzenlenmesi.

MİCİYH

Aşık oyununda aşığın yan yatmış, yarı yatık durumu.

DİK

Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. Sert, kalın, tok (ses). Ters, aksi (söz). Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş. Sert (bakış). Yatık durmayan, sert. Kaba, yersiz (davranış).