Kelimeler arşivi içinde; başında "yatı" olan, toplam 42 adet kelime bulunmaktadır. yatı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yatı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yatı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YATIŞTIRABİLMEK
YATIŞTIRABİLME, YATIŞTIRICILIK
YATIRIMCILIK, YATIRABİLMEK
YATIŞTURMAK, YATIŞTIRMAK, YATIRABİLME, YATIŞTIRICI
YATIVERMEK, YATIRILMAK, YATIŞTIRMA
YATIRTMAK, YATIKSIRT, YATIRTEPE, YATIVERME, YATIRILMA, YATIRIMCI
YATIKENT, YATIRTMA, YATIRMAK, YATIŞMAK, YATIMKAR, YATIRGAÇ, YATIRCIK, YATILMAK, YATIMINA
YATIRIM, YATIŞMA, YATISIZ, YATIRMA, YATIRAN, YATIMLI, YATILMA, YATIKIN
YATI
Gidilen yerde geceyi geçirme.
YATIVERMEK
Ansızın yatmak.
YATIKSIRT
Van kenti, Erçek bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
YATIŞTIRICI
Yatıştırma özelliği olan, yatıştıran, sakinleştiren. Ağrıyı, sızıyı gideren (ilaç), müsekkin, trankilizan.
YATIRILMAK
Yatırma işi yapılmak.
YATIRABİLME
Yatırabilmek işi.
YATIŞTURMAK
Yatıştırmak.
YATIRIMCILIK
Yatırımcı olma durumu.
YATIŞTIRABİLME
Yatıştırabilmek işi.
YATIŞTIRICILIK
Yatıştırıcı olma durumu.
YATIŞTIRABİLMEK
Yatıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YATIŞTIRMAK
Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak. Ölçülü, ılımlı, sakin davranmasını sağlamak, sakinleştirmek. Yumuşatmak, razı etmek.
YATIŞTIRMA
Yatıştırmak işi.
YATIRTEPE
Şanlıurfa kenti, Suruç ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
YATIRABİLMEK
Yatırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YATIRTMAK
Yatırma işini yaptırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YATI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BENCİLİK
Benci olma durumu, hodpesentlik, egoizm. Kendi benini ve çıkarını hayatın mutlak ilkesi yapan anlayış. İnsanın bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş olduğunu, buna göre ahlaklılığın da yalnızca kendini koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğunu ileri süren öğreti.
ALTILI
Altı parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden altı tane bulunan. Altılı ganyan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul. Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
ALATURKA
Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).
BALAYI
Evlilik hayatının ilk ayı veya ilk günleri.
ANAERKİLLİK
Kadının üstünlüğüne dayalı toplumsal örgütlenme düzeni, maderşahilik. Ananın egemen olduğu aile hayatı.
AĞINMAK
Hayvan yere yatıp yuvarlanmak.
BASTIRMAK
Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.
ARKAÇ
Ağıl. Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz, rüzgâr almayan kuytu yer.
AĞNAMAK
Hayvan, yere yatıp yuvarlanmak.
BALON
Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç. Aslı olmayan, palavra şey. Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak. Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap. Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılmış olan çocuk oyuncağı. Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken.
ARAÇÇILIK
Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.
AVUTMAK
Bir kimsenin acısını veya sıkıntısını yatıştırmak, teselli etmek. Oyalamak.
BASTON
Yürürken dayanmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış olan araç. Geminin baş tarafındaki yatık direğin dışarıya doğru uzanan parçası.
BELEMEK
Çocuğu kundaklamak. Beşiğe yatırıp bağlamak. Bulamak, bulaştırmak.
BAHARİYE
Divan edebiyatında, bahar tasviri ile başlayan kaside.
ALAFRANGA
Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı. Avrupa kültürüne özgü olan. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse).
ARABİST
Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.