Kelimeler arşivi içinde; başında "yava" olan, toplam 50 adet kelime bulunmaktadır. yava ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yava ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yava olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YAVAŞLAYABİLMEK, YAVAŞLATABİLMEK
YAVAŞLAYABİLME, YAVAŞLATABİLME, YAVANLAŞTIRMAK
YAVANLAŞTIRMA, YAVAŞLATILMAK
YAVAŞLATILMA
YAVAŞSINMAK, YAVANLAŞMAK, YAVAŞLATICI, YAVAŞLATMAK
YAVAŞCALAN, YAVAŞLATIM, YAVAŞLATMA, YAVAŞLAMAK, YAVAŞITMAK, YAVAŞÇACIK, YAVALANMAK, YAVANLAŞMA, YAVANSAMAK, YAVANSIMAK, YAVANCIMAK, YAVAŞLİYİN
YAVAŞCANA, YAVAŞILIK, YAVAŞIMAK, YAVAŞLAMA
YAVAŞLIK, YAVAŞTIN, YAVAŞMAK, YAVAŞLAR, YAVAŞBEY, YAVANNIH, YAVANLIK
YAVALIK, YAVAŞAK, YAVAŞIK, YAVAŞÇA, YAVAŞLI
YAVAŞI, YAVAŞU, YAVAŞA, YAVANI, YAVACI
YAVAŞ, YAVAS, YAVAR, YAVAN
YAVA
YAVA
Peltek, kekeme. Geveze. Sürüden ayrılan hayvan. Yitik. Dışardan gelip bir yere yerleşen. İşsiz. Kaplumbağa. Yahu. Zayi, yitik, kaybolmuş. Başıboş gezen, sahipsiz. Muğla kenti, Yatağan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
YAVAŞLATABİLME
Yavaşlatabilmek işi.
YAVAŞLATABİLMEK
Yavaşlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAVAŞLAYABİLMEK
Yavaşlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAVANLAŞTIRMA
Yavanlaştırmak işi.
YAVANLAŞMAK
Yavan duruma gelmek. Yozlaşmak.
YAVAŞLATMA
Yavaşlatmak işi.
YAVAŞLATMAK
Yavaşlamasını sağlamak, yavaşlamasına yol açmak, hızını kesmek.
YAVAŞSINMAK
Yavaşlar gibi olmak.
YAVAŞCALAN
Yavaşça.
YAVAŞLATIM
Bir fiziksel ya da kimyasal olayın yürümesini engelleme ya da durdurma.
YAVAŞLATILMA
Yavaşlatılmak işi.
YAVAŞLAYABİLME
Yavaşlayabilmek işi.
YAVANLAŞTIRMAK
Yavan duruma getirmek.
YAVAŞLATICI
Bir kimyasal tepkimenin hızını yavaşlatmak ve kimi zaman da durdurmak için kullanılan kimyasal özdek. Nötronların hızlarını azaltabilen fakat nötron tutma eğilimi olmayan (ağır su içinde döteryum, berilyum, grafit gibi) düşük atom kütleli maddeler. Fizyon tepkimesinde ortaya çıkan yüksek enerjili nötronları yavaşlatarak, fizyonu azaltan madde. (moderatör) Zincir tepkimesinin en iyi koşullarda oluşmasını sağlamak amacıyla, hızlı nötron yayınımını yavaşlatarak 20000 km/ s'den 2 km/s'ye indirmeye yarayan grafit, hafif su ya da ağır su oluşumlu madde.
YAVAŞLATILMAK
Yavaşlatma işi yapılmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAVA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BALATA
Soğuk ve sıcakta büyük bir sürtünme katsayısına sahip olan, suya ve yağa dayanıklı, yavaş aşınan madde. Motorlu araçlarda fren yapmayı sağlayan, tekerlek mili üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki alet.
FRENLEMEK
Bir taşıtın, mekanizmanın hareketini fren yardımıyla yavaşlatmak veya durdurmak. Bir gidişin, bir tutumun aşırılığını önlemek, gemlemek.
GİDEREK
Yavaş yavaş, derece derece, gittikçe, tedricî olarak, tedricen.
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.
BUKALEMUNGİLLER
Sürüngenler sınıfının renklerini bulundukları yerin rengine uyduran, hareketleri yavaş, bukalemun türlerini içine alan bir familyası.
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
ÇABUK
Hızlı, müstacel, yavaş karşıtı. Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda, tez, yavaş karşıtı. "Acele et, oyalanma" anlamlarında bir seslenme sözü.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
BURUNDURUK
Hayvanları nallarken ısırmaması için dudaklarını kıstırmaya yarayan kıskaç, yavaşa.
AHESTE
Yavaş, ağır. Yavaş, ağır bir biçimde.
AĞIRCANLILIK
Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.
AVLAMA
Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.
ANDANTE
Adacyo ile andantino arası, yarı yavaş bir biçimde (çalınmak).
ÇİSELEMEK
Yağmur yavaşça yağmak.
BİNDİRİM
Zam. İlk çekimin son görüntülerinin yavaş yavaş silikleştirilmesi, ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlendirilmesinden sonra belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste gelmesi ve en sonunda ikinci çekimin görüntülerinin belirginleşmesi tekniği. Melodiye sadık kalınarak bir parçanın yeniden değişik ritimlerde çalınması.
DUYUMSAMAZLIK
Duygusuzluk az ve yavaş tepki gösteren, bunun sonucu duygulandırıcı sebeplere karşı ilgisiz kalan insanın niteliği. Düzgülü olarak türlü durumların harekete getirdiği ilgi ve duygulardan yoksun olma durumu.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AHMAKISLATAN
Yavaş yavaş ve ince ince yağan yağmur, çisenti.
DAĞILMAK
Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak. Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak. Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak. Birliği, beraberliği bozulmak.