Kelimeler arşivinde; içinde "yatı" olan, toplam 71 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yatı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yatı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yatı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YATIŞTIRABİLMEK
YATIŞTIRABİLME, YATIŞTIRICILIK, TAŞYATIRLANMAK, BOYATILABİLMEK, DAYATILABİLMEK
BOYATILABİLME, DAYATILABİLME
YATIRABİLMEK, DAYATIVERMEK, YATIRIMCILIK, BOYATIVERMEK
YATIŞTURMAK, YATIŞTIRICI, YATIŞTIRMAK, BOYATIVERME, DAYATIVERME, KARAYATILIG, YATIRABİLME
DAYATILMAK, EDİPYATIYA, YATIŞTIRMA, YATIVERMEK, DAYATIŞMAK, BOYATILMAK, YATIRILMAK
DAYATILIŞ, YATIKSIRT, NAYATINDA, DAYATIŞMA, DAYATILMA, YATIRILMA, YATIRTEPE, BOYATILIŞ, YATIRIMCI, YATIRTMAK, YATIVERME, BOYATILMA
YATIŞMAK, YATIRTMA, YATIMINA, YATIKENT, ULUYATIR, YATIMKAR, TAŞYATIR, HANYATIR, YATIRMAK, YATILMAK, YATIRCIK, YATIRGAÇ
YATIMLI, YATIRAN, DAYATIŞ, YATIŞMA, YATISIZ, ARAYATI, YATILMA, YATIRMA, BOYATIŞ, YATIKIN, YATIRIM
YATIRI, BAYATI, BOYATI, YATILI, HAYATI
YATIR, YATIM, YATIK, YATIŞ
YATI
YATI
Gidilen yerde geceyi geçirme.
BOYATILABİLME
Boyatılabilmek işi.
YATIŞTIRICILIK
Yatıştırıcı olma durumu.
YATIŞTIRMAK
Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak. Ölçülü, ılımlı, sakin davranmasını sağlamak, sakinleştirmek. Yumuşatmak, razı etmek.
YATIRIMCILIK
Yatırımcı olma durumu.
BOYATIVERMEK
Çabucak boyatmak.
DAYATILABİLME
Dayatılabilmek işi.
YATIŞTIRABİLMEK
Yatıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DAYATIVERMEK
Ansızın veya çabucak dayatmak.
BOYATILABİLMEK
Boyatılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YATIŞTIRICI
Yatıştırma özelliği olan, yatıştıran, sakinleştiren. Ağrıyı, sızıyı gideren (ilaç), müsekkin, trankilizan.
YATIŞTURMAK
Yatıştırmak.
YATIŞTIRABİLME
Yatıştırabilmek işi.
DAYATILABİLMEK
Dayatılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TAŞYATIRLANMAK
Bir şey incelenerek sonucu anlaşılmak : Gezmeye gittikleri taşyatırlandı.
YATIRABİLMEK
Yatırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YATI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALAFRANGA
Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı. Avrupa kültürüne özgü olan. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse).
AVUTMAK
Bir kimsenin acısını veya sıkıntısını yatıştırmak, teselli etmek. Oyalamak.
ARABİST
Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse.
BALAYI
Evlilik hayatının ilk ayı veya ilk günleri.
BENCİLİK
Benci olma durumu, hodpesentlik, egoizm. Kendi benini ve çıkarını hayatın mutlak ilkesi yapan anlayış. İnsanın bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş olduğunu, buna göre ahlaklılığın da yalnızca kendini koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğunu ileri süren öğreti.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
ANAERKİLLİK
Kadının üstünlüğüne dayalı toplumsal örgütlenme düzeni, maderşahilik. Ananın egemen olduğu aile hayatı.
BELEMEK
Çocuğu kundaklamak. Beşiğe yatırıp bağlamak. Bulamak, bulaştırmak.
BAHARİYE
Divan edebiyatında, bahar tasviri ile başlayan kaside.
ARAÇÇILIK
Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.
ALATURKA
Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
ALTILI
Altı parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden altı tane bulunan. Altılı ganyan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul. Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi.
BASTON
Yürürken dayanmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış olan araç. Geminin baş tarafındaki yatık direğin dışarıya doğru uzanan parçası.
ARKAÇ
Ağıl. Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz, rüzgâr almayan kuytu yer.
AĞNAMAK
Hayvan, yere yatıp yuvarlanmak.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
BASTIRMAK
Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.
AĞINMAK
Hayvan yere yatıp yuvarlanmak.
BALON
Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç. Aslı olmayan, palavra şey. Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak. Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap. Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılmış olan çocuk oyuncağı. Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken.