Kelimeler arşivi içinde; sonunda "vi" olan, toplam 266 adet kelime bulunmaktadır. Sonu vi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında vi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde vi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DÜŞKÜNLEREVİ
SAYRILAREVİ, MERDİVENEVİ, ÖĞRETMENEVİ, RADYOTEDAVİ
GÜMÜŞSERVİ, RANDEVUEVİ, DAĞITIMEVİ, DAMITIMEVİ, SIĞINMAEVİ, İKİZLEREVİ, OLUKLUÇİVİ
ARITIMEVİ, GÖZLEMEVİ, MENKIBEVİ, MÜTENEVVİ, SAĞLIKEVİ, TERBİYEVİ, ÜRETİMEVİ, DERNEKEVİ, TAZİYEEVİ, BUZDOLAVİ, CÜNÜTSEVİ, GEZENGEVİ, NAMAZLAVİ, ŞAYTANEVİ, TANDIREVİ, VAFTİZEVİ, YILANKAVİ
BAKIMEVİ, BASIMEVİ, DOĞUMEVİ, DOYUMEVİ, DÜNYAEVİ, EFSANEVİ, ERKEKEVİ, GİYİMEVİ, HUZUREVİ, ISLAHEVİ, KİTABEVİ, KONUKEVİ, MUCİZEVİ, OĞLANEVİ, SANATEVİ, TECİMEVİ, TUTUKEVİ, YAPIMEVİ, YARGIEVİ, ZAVİYEVİ, BIÇKIEVİ, ÇİÇEKEVİ, DİKİMEVİ, DÖKÜMEVİ, DÜĞÜNEVİ, DÜMENEVİ, HAKİMEVİ, HEKİMEVİ, KADINEVİ, KAHVEEVİ, Devamını Oku »»
ABİDEVİ, ANANEVİ, BABAEVİ, BİSKÜVİ, CEZAEVİ, DAİREVİ, DÜNYEVİ, EZİMEVİ, HALKAVİ, HALKEVİ, İMAMEVİ, KALLAVİ, KİMYEVİ, MASMAVİ, MESNEVİ, MEVLEVİ, MODAEVİ, MUHTEVİ, MUKAVVİ, MÜNZEVİ, MÜSTEVİ, ORDUEVİ, BUĞUEVİ, CİLTEVİ, BİTTEVİ, CUMAEVİ, ÇAHÇAVİ, ÇARHEVİ, ÇEKÇİVİ, ÇİFTEVİ, Devamını Oku »»
AİLEVİ, ARHAVİ, BEDEVİ, BİTEVİ, CANEVİ, CEMEVİ, DEMEVİ, GÖKEVİ, GÖZEVİ, KALEVİ, KAZEVİ, KIZEVİ, KÜREVİ, MANEVİ, MİDEVİ, MUSEVİ, MÜDAVİ, MÜSAVİ, NEBEVİ, SEMAVİ, SENEVİ, ŞEHEVİ, TEDAVİ, UHREVİ, CAMEVİ, ÇAYEVİ, ÖLÜEVİ, SAZEVİ, AİNEVİ, BAĞEVİ, Devamını Oku »»
ALEVİ, AŞEVİ, AYEVİ, CEVVİ, İSEVİ, SERVİ, ALAVİ, AVAVİ, ESEVİ, GELVİ, İNEVİ, İTEVİ, KEZVİ, NERVİ, ÖSEVİ, SELVİ, SİRVİ, SUAVİ, SUEVİ, UNEVİ, ZELVİ
ÇİVİ, HAVİ, KAVİ, KİVİ, MAVİ, SEVİ, ULVİ, UZVİ, BAVİ, BÜVİ, DAVİ, DEVİ, GAVİ, GEVİ, GİVİ, KEVİ, NEVİ, NÜVİ, RAVİ, REVİ, SİVİ, TEVİ, VİVİ, YAVİ
AVİ, UVİ
Vİ
Vİ
Üzüntü, şaşma bildiren ünlem. ünlemler.
RANDEVUEVİ
Gizli fuhuş amacıyla işletilen yer.
MERDİVENEVİ
Binalarda merdivenden yapılmış olan duvarlarla çevrili kısım.
OLUKLUÇİVİ
Büyük başlı çivi.
DAĞITIMEVİ
Dağıtım işiyle uğraşan kuruluş merkezi.
ÖĞRETMENEVİ
Öğretmenlerin barınma, yemek, eğlence vb. gereksinimlerini karşılamak üzere yapılmış bina.
MENKIBEVİ
Efsanevi.
DAMITIMEVİ
Damıtma işlemlerinin yapıldığı yer.
SAYRILAREVİ
Hastane.
İKİZLEREVİ
Orion takımyıldızının a yıldızı, aori.
DÜŞKÜNLEREVİ
Çalışma gücünden yoksun, kazancı olmayan yoksul kimselerin barındırıldığı toplumsal bir yardım kuruluşu, bakım yurdu, darülaceze.
ARITIMEVİ
Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer, tasfiyehane, rafineri.
SIĞINMAEVİ
Korunmaya muhtaç kişilerin barındırıldıkları yer.
RADYOTEDAVİ
Hastalıklı dokulara beta, gamma ve X ışınları gibi radyoaktif ışınlarla sağaltılması.
GÜMÜŞSERVİ
Ayın suya yansımasıyla oluşan parıltılı görünüm.
GÖZLEMEVİ
Gök gözlemleri yapan, gök cisimlerini ve olaylarını inceleyen yer, rasathane, observatuvar.
Bu bölümde tanımı içerisinde Vİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ABLACI
Sevici.
AHBAP
Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü.
AHİT
Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant. Devir, zaman. Antlaşma.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
AĞLAMAK
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
ABLACILIK
Sevicilik.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
AÇISAL
Açı ile ilgili, zaviyevi.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ADAMOTU
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ACE
servis sayısı.
ACIMIK
Mavikantaron.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.