Kelimeler arşivi içinde; sonunda "vezi" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu vezi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında vezi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde vezi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
CENİKVEZİ
GÖVEZİ, GÜVEZİ
ÖVEZİ
VEZİ
VEZİ
Kaşık oyunu.
ÖVEZİ
Bir çeşit üzüm.
GÖVEZİ
Koyu kırmızı, vişne çürüğü renk. Gök mavisi.
CENİKVEZİ
Üvez.
GÜVEZİ
Koyu kırmızı, vişne çürüğü renk. Yeşilimsi, morumsu.
Bu bölümde tanımı içerisinde VEZİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
VEZARET
Vezirlik.
DEVLETLİ
Mutluluk ve refah içinde olan (kimse). Osmanlı Devleti'nde paşa, vezir vb. devlet adamlarına verilen unvan.
KALAFAT
Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi. Aşağısı dar, yukarısı geniş bir tür yeniçeri başlığı. Onarma, tamir etme. Osmanlı Devleti'nde vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık.
BUYRULTU
Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan buyruk.
ATABEY
Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.
VÜZERA
Vezirler.
ÖLÇÜLÜ
Ölçüsü alınmış, ölçülmüş. Dikkatli, düşünerek. Ilımlı. Belli bir ölçüye göre düzenlenmiş olan (manzume, düzyazı), vezinli, mevzun. Belirli bir ölçüde olan. Dar.
LALA
Çocuğun bakım, eğitim ve öğretimiyle görevli kimse. Şehzadelerin özel eğitmenleri. Padişahların vezirlerine seslenirken kullandıkları bir söz.
KUBBEALTI
Osmanlı vezirlerinin devlet işlerini görüşmek için toplandıkları Topkapı Sarayı'ndaki alan, Divanhane.
ÖLÇÜ
Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Belirlenmiş boyut. Değer, itibar. Ölçme sonucu bulunan rakam. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Ölçüt.
ÖLÇÜSÜZ
Ölçülmemiş, ölçüsü alınmamış olan. Pek çok, aşırı, gelişigüzel, rastgele. Nereye varacağı düşünülmeksizin, yerli yersiz. Ölçüsü olmayan, vezinsiz.
MÜTEFERRİKA
Küçük giderler için ayrılan para. Padişah, vezir ve daha başka devlet büyüklerinin yanında, türlü hizmetlerde çalışan kimse. Güvenlik kuruluşlarında şüpheli kimselerin ilgili yerlere gönderilmek için geçici olarak barındırıldıkları bölüm.
VEZİRLİK
Vezir olma durumu, vezaret.
FERZ
Satranç oyununda vezir.
SADRAZAM
Osmanlı Devleti'nde başbakan, veziriazam, sadır.
KALLAVİ
Vezir ve sadrazamların giydikleri bir tür kavuk. Çok iri, kocaman.
SERASKER
Sadrazamlık göreviyle yükümlü olmayan ve Osmanlı ordusunun komutanlığını yapan vezirin unvanı.
TUĞ
Sorguç. Padişahların ve vezirlerin başlarına taktıkları başlıkların ön tarafında bulunan tüy veya püskül biçimindeki süs.
SAADETLİ
Mutlu. Osmanlı döneminde korgeneral ile albay arasındaki rütbeli subaylara ve bu derecedeki vezirlere verilen unvan.
BAHİR
Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.