Kelimeler arşivi içinde; başında "usu" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. usu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu usu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde usu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
USULSÜZLÜK
USULLACIK, USULCACIK, USULCACIM
USUNBİKE, USULHANE, USULAMAK, USULÜNCE
USULSÜZ, USULDEN, USULDAN, USULADA, USUMUNA, USUKMAK, USUNMAK
USULUK, USULEN, USULLU, USULCA, USUĞMA
USUM, USUL, USUN, USUK
USU
USU
Su.
USULDAN
Yavaşça, sessizce.
USULSÜZLÜK
Yöntemsizlik. Yolsuzluk.
USULCACIM
Yavaşça, sessizce.
USULCACIK
Yavaşça, belli etmeden, usullacık, yavaşçacık.
USULLACIK
Usulcacık.
USUMUNA
Yersiz, gereksiz: Kardeşim beni usumuna eve kadar yordu.
USULADA
Usulca, usulcacık.
USULHANE
Mutfakta su dökmeye yarayan yer.
USUNMAK
Yeğnilmek.
USULDEN
Usule dayalı olarak. Öylesine.
USUKMAK
Uslanmak. Bir suçtan, öfkeden sonra sessizleşmek, uslu görünmek. Ağrısı azalmak, dinmek. Şaşkınlıktan susup kalmak, konuşamamak. Susmak. Yeğnilenmek. Aklı erecek hale gelmek.
USULÜNCE
Yerli yerinde, gereğince.
USULSÜZ
Yöntemsiz. Yasalara aykırı olan.
USUNBİKE
Hüzünlü kadın.
USULAMAK
Uslanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde USU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AGORAFOBİ
Alan korkusu.
AÇELYA
Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki (Rhododendron).
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
ARAFAT
Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepe.
AKSAK
Aksayan, hafifçe topallayan. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen. Türk müziğinde kıvrak bir usul. Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.
ANNE
Çocuğu olan kadın, ana, valide, kocakarı, mader, nene, aba. Yavrusu olan dişi hayvan.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ANA
Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.
AF
Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama. Görevden çıkarılma.
AKTÜALİTE
Güncellik. Günün olayı veya konusu.
ANHİDRİT
Genellikle kaya tuzu ve alçı taşıyla birlikte bulunan doğal, susuz kalsiyum sülfat.
ALAMERİKAN
Amerikan usulü.
AKINCI
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.
ANALIK
Anne olma durumu. Üvey ana. Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın. Anaca davranış. Anne olma duygusu.
ALBATROS
Fırtına kuşugillerden, 1 metre uzunluğunda, Atlantik Okyanusu'nda yaşayan iri bir tür kuş (Diomedea exulans).
ARANILMAK
Arama işine konu olmak. Söz konusu olmak.
ACIMASIZ
Acıma duygusu olmayan, katı yürekli, merhametsiz. Acıma duygusu olmadan, merhametsizce.
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
ALTIK
Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu: "Kimi insanlar fânidir" önermesi "Bütün insanlar fânidir" önermesinin altığı olur.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.