Kelimeler arşivi içinde; sonunda "usan" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu usan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında usan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde usan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BALKUSAN
DOKUSAN, DURUSAN
ULUSAN
PUSAN, SUSAN
USAN
USAN
Gafil, gevşek, tembel. İsteksiz.
DURUSAN
Temiz tanınmış kimse.
SUSAN
Tatsız. (yiyecekler için) Tatsız, su tadında, su gibi. Susam.
BALKUSAN
Karaman şehri, Ermenek ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ULUSAN
Adı yüce tanınmış kişi.
PUSAN
Sis. Kütahya ilinde, Altıntaş belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
DOKUSAN
Doksan.
Bu bölümde tanımı içerisinde USAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
MUACCİZ
Sıkıntı veren, taciz eden, bıktıran, usandıran. Yapışkan, sırnaşık, ukala (kimse).
BEZDİRMEK
Bıktırmak, usandırmak, bıkkınlık vermek.
FARIMAK
Güçsüz düşmek, yorulmak. Eskimek, yıpranmak. Vazgeçmek, usanmak. Kocamak, yaşlanmak, ihtiyarlamak.
EY
Kendisine söz söylenilen kimse veya kimselerin dikkati çekilmek istendiğinde adın başına getirilen ve uzatılabilen bir seslenme sözü. Usanç anlatan bir seslenme sözü.
BIKILMAK
Usanılmak.
BIKMAK
Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek, usanmak. Dayanamaz duruma gelmek.
GINA
Zenginlik, bolluk. Bıkma, usanma.
ALBASTI
Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.
FÜTUR
Bezginlik, umutsuzluk, usanç.
BIKKIN
Çok bıkmış, usanmış, bezmiş.
OCAK
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. Şömine. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Ev, aile, soy. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Yılın birinci ayı, kânunusani.
BIKTIRMAK
Bıkmasına yol açmak, bıkkınlık vermek, usandırmak.
AMAN
Yardım istenildiğini anlatan bir söz. Dikkat çekmek için kullanılan bir söz. Bir suçun bağışlanmasının istendiğini anlatan bir söz. Şaşma anlatan bir söz. Rica anlatan bir söz. Çok beğenmeyi anlatan bir söz: Aman ne güzel şey! Bu anlamda kullanıldığında buna da edatı da getirilebilir. (ama:n) Usanç ve öfke anlatan bir söz.
BEZMEK
Bezgin duruma gelmek, bezginlik getirmek, bıkıp usanmak.
CIRLAMAK
İnce ve usandırıcı ses çıkarmak.
KANIKSAMAK
Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez olmak, alışmak. Bıkkınlık getirmek, usanmak.
BEZGİNLİK
Bezgin olma durumu, usanç, yorgunluk.
MELAL
Can sıkıntısı, usanç. Üzüntü, hüzün, dert.
BİZAR
Tedirgin, bezmiş, usanmış, bezginlik getirmiş bir biçimde.