TUŞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tuş" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. tuş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tuş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tuş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

TUŞAKLAMAK, TUŞURLAMAK

8 harfli kelimeler

TUŞLAMAK

7 harfli kelimeler

TUŞLAMA, TUŞUMAK

6 harfli kelimeler

TUŞİYH, TUŞKUN, TUŞŞAK

5 harfli kelimeler

TUŞAK, TUŞAŞ, TUŞBA, TUŞEK, TUŞİK

4 harfli kelimeler

TUŞE

3 harfli kelimeler

TUŞ

Bazı kelimelerin anlamları

TUŞ

Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı. Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi. Güreşte oyun sırasında iki omzun aynı anda yere değmesiyle oluşan yenilgi. Eskrimde kılıcın ucunun karşı oyuncunun göğüs ve karın bölgesini koruyan özel giysinin bir bölümüne değmesi.

TUŞEK

Değirmen taşını kaldırıp indirmeye yarayan taşın altındaki kaldıraç.

TUŞUMAK

Kurumaya yüz tutmak.

TUŞLAMAK

Telefonun tuşlarına basmak. Güreşte tuşa getirmek, tuşla yenmek.

TUŞKUN

Karların savrulduğu esintili hava.

TUŞE

Tekniklerin deneyimle doğru ve kulağa hoş gelir biçimde icra edilmesi.

TUŞURLAMAK

Yumrulaşmak.

TUŞAK

Hayvanın sakıncalı yerlere gitmemesi için ön ayaklarına bağlanan ip. At, eşek ve benzerleri hayvanların ön ayaklarına bağlanan ip.

TUŞİK

Avurt. Yumuşak, tombul. Kedi, köpek ve benzerleri hayvanların yumuşak tüyleri için.

TUŞAŞ

Arıcılıkta, dere içine bakan ve kovan kurmaya elverişli olan ağaç.

TUŞLAMA

Tuşlamak işi.

TUŞİYH

Yumuşak ve tombul.

TUŞAKLAMAK

Hayvanın sakıncalı yerlere gitmemesi için ön ayaklarını bağlamak. Hayvanın ön ayaklarını bağlamak.

TUŞBA

Çürümüş, ezilmiş meyve: Ali armutların tuşbalarını seç. Çok şişman (kimse için).

TUŞŞAK

Hayvanın sakıncalı yerlere gitmemesi için ön ayaklarına bağlanan ip.

  -   -   -  

Anlamında TUŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TUŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BUJİ

Patlamalı motorlarda yakıtı tutuşturmaya yarayan araç.

GİRİŞMEK

Bir işi ele almak. Kalkışmak. Başlamak. Birbirine karışmak. Dövmek. Kavgaya tutuşmak.

GRİZU

Normal sıcaklık ve basınçta kömür ocaklarında açığa çıkan ve büyük bölümü saf metandan oluşan, kolayca tutuşabilen gaz.

HARTUÇ

Kartuş.

ALIŞMAK

Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.

DÖKMEK

Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.

ÇIRA

Çam vb. reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümü. Lamba. Bu bölümden küçük küçük kesilerek hazırlanmış, tutuşturma ve aydınlatma işlerinde kullanılan parça.

ATEŞ

Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.

BAR

Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu. Halter sporunda ağırlığı oluşturan kiloları birbirine bağlayan metal çubuk. Danslı, içkili eğlence yeri. Ateşten, mide bozukluğundan, ağızda, dil ve dişlerde meydana gelen acılık, pas. Ayaküstü içki içilen eğlence yeri. Hava basıncı birimi. Amerikan bar.

KAPIŞMAK

Birlikte bir şeyin üzerine üşüşüp aceleyle almak, kapmak. Kavgaya girmek. Kavgaya tutuşmak. Hırsla güreşe başlamak.

ANTRASİT

Güçlükle tutuşan, koku, duman çıkarmadan büyük bir ısı vererek yanan bir taş kömürü türü.

KAV

Ağaçların gövdesinde veya dallarında yetişen bir tür mantardan elde edilen ve çabuk tutuşan, süngerimsi madde. Yılanın deri değiştirirken attığı deri. İçki mahzeni.

AKORDİYON

Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.

İŞTİAL

Tutuşma, parlama, alevlenme.

ATEŞLEMEK

Tutuşturmak, yakmak. Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak. Kışkırtmak, kızıştırmak. Coşturmak.

ALEVLENDİRMEK

Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.

FİTİL

Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.

GİRMEK

Dışarıdan içeriye geçmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Erişmek, ulaşmak. Yemek yemek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Sığmak. Tecavüz etmek, geçmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Girişmek, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Yüklenmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Bulaşmak. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Katılmak.

HORA

Birçok kişi tarafından el ele tutuşarak oyun müziği eşliğinde oynanan bir halk oyunu.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.