Kelimeler arşivinde; içinde "tuş" olan, toplam 78 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tuş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tuş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tuş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HACIMAHMUTUŞAĞI, TUTUŞTURUVERMEK, TUTUŞTURABİLMEK
TUTUŞTURUVERME, TUTUŞTURABİLME
TUTUŞUVERMEK, TUTUŞABİLMEK
TUTUŞMAZLIK, HARTUŞLAMAH, TUTUŞKANLIK, HARTUŞLAMAK, HİMMETUŞAĞI, MAKSUTUŞAĞI, TUTUŞTURMAK, RÖTUŞLATMAK, TUTUŞABİLME, TUTUŞUVERME
RÖTUŞÇULUK, POLATUŞAĞI, TUTUŞTURMA, RÖTUŞLATMA, RÖTUŞLAMAK, TUTUŞLAMAK, TUŞAKLAMAK, GATUŞUHLUH, SEYİTUŞAĞI, TUŞURLAMAK
KURTUŞAĞI, MORTUŞMAK, BURTUŞMAK, TORTUŞMAK, RÖTUŞLAMA
RÖTUŞSUZ, ŞİTUŞAĞI, TATUŞAĞI, TUTUŞKAN, DUTUŞMAK, COTUŞMAK, TUTUŞMAK, TUTUŞMAZ, TUŞLAMAK, SOMURTUŞ, SAVURTUŞ, ÜSTTUTUŞ
TUŞUMAK, TUTUŞLU, UTUŞMAK, KURUTUŞ, RÖTUŞÇU, RÖTUŞLU, SOĞUTUŞ, TUŞLAMA, TUTUŞMA, KARATUŞ
KARTUŞ, OKUTUŞ, AVUTUŞ, HARTUŞ, HONTUŞ, KONTUŞ, TUŞŞAK, TUŞKUN, TUŞİYH, MORTUŞ
TUTUŞ, MUTUŞ, TOTUŞ, RÖTUŞ, TUŞAK, TUŞAŞ, TUŞBA, MATUŞ, TUŞEK, DUTUŞ, TUŞİK, KOTUŞ
TUŞE
TUŞ
TUŞ
Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı. Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi. Güreşte oyun sırasında iki omzun aynı anda yere değmesiyle oluşan yenilgi. Eskrimde kılıcın ucunun karşı oyuncunun göğüs ve karın bölgesini koruyan özel giysinin bir bölümüne değmesi.
TUTUŞKANLIK
Kolaylıkla tutuşma özelliği.
MAKSUTUŞAĞI
Erzincan ili, Alpköy bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kahramanmaraş ili, Narlı bucağına bağlı bir bölge.
HİMMETUŞAĞI
Kırşehir kenti, Akpınar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
TUTUŞTURUVERME
Tutuşturuvermek işi.
TUTUŞTURUVERMEK
Çabucak tutuşturmak.
HACIMAHMUTUŞAĞI
Aksaray ili, Ortaköy ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
TUTUŞTURABİLMEK
Tutuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TUTUŞTURABİLME
Tutuşturabilmek işi.
HARTUŞLAMAK
Karıştırmak: Sobayı hartuşla ki yansın.
TUTUŞTURMAK
Tutuşmalarını ya da tutuşmasını sağlamak. Coşturmak, çok heyecanlandırmak. Karşısındakinin isteyip istemediğini düşünmeksizin ansızın vermek.
TUTUŞUVERMEK
Çabucak tutuşmak.
TUTUŞABİLMEK
Tutuşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
RÖTUŞLATMAK
Rötuşlama işini yaptırmak.
HARTUŞLAMAH
Karıştırmak.
TUTUŞMAZLIK
Tutuşmaz olma özelliği.
Bu bölümde tanımı içerisinde TUŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALIŞMAK
Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.
BUJİ
Patlamalı motorlarda yakıtı tutuşturmaya yarayan araç.
HARTUÇ
Kartuş.
GİRİŞMEK
Bir işi ele almak. Kalkışmak. Başlamak. Birbirine karışmak. Dövmek. Kavgaya tutuşmak.
ALEVLENDİRMEK
Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.
GİRMEK
Dışarıdan içeriye geçmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Erişmek, ulaşmak. Yemek yemek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Sığmak. Tecavüz etmek, geçmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Girişmek, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Yüklenmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Bulaşmak. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Katılmak.
BAR
Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu. Halter sporunda ağırlığı oluşturan kiloları birbirine bağlayan metal çubuk. Danslı, içkili eğlence yeri. Ateşten, mide bozukluğundan, ağızda, dil ve dişlerde meydana gelen acılık, pas. Ayaküstü içki içilen eğlence yeri. Hava basıncı birimi. Amerikan bar.
ATEŞ
Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.
KAV
Ağaçların gövdesinde veya dallarında yetişen bir tür mantardan elde edilen ve çabuk tutuşan, süngerimsi madde. Yılanın deri değiştirirken attığı deri. İçki mahzeni.
ATEŞLEMEK
Tutuşturmak, yakmak. Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak. Kışkırtmak, kızıştırmak. Coşturmak.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
GRİZU
Normal sıcaklık ve basınçta kömür ocaklarında açığa çıkan ve büyük bölümü saf metandan oluşan, kolayca tutuşabilen gaz.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
ÇIRA
Çam vb. reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümü. Lamba. Bu bölümden küçük küçük kesilerek hazırlanmış, tutuşturma ve aydınlatma işlerinde kullanılan parça.
ANTRASİT
Güçlükle tutuşan, koku, duman çıkarmadan büyük bir ısı vererek yanan bir taş kömürü türü.
KAPIŞMAK
Birlikte bir şeyin üzerine üşüşüp aceleyle almak, kapmak. Kavgaya girmek. Kavgaya tutuşmak. Hırsla güreşe başlamak.
HORA
Birçok kişi tarafından el ele tutuşarak oyun müziği eşliğinde oynanan bir halk oyunu.
İŞTİAL
Tutuşma, parlama, alevlenme.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.