Kelimeler arşivi içinde; başında "ters" olan, toplam 45 adet kelime bulunmaktadır. ters ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ters ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ters olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TERSBAKIŞIMLI
TERSİNMEZLİK
TERSYÜZLEME, TERSÖRÖZGER, TERSİNİRLİK, TERSİNELEME, TERSLEMEDEN
TERSİNLEME, TERSİBOZUK, TERSLENMEK, TERSLEŞMEK
TERSLENME, TERSLEMEK, TERSKULAK, TERSLEŞME, TERSKIRIK, TERSBEŞİK, TERSİNMEZ, TERSİNMEK, TERSANELİ
TERSLEME, TERSİYUS, TERSİYER, TERSİNME, TERSİNİR, TERSAKAN, TERSİMEK, TERSAYAK, TERSDEYİ, TERSELME
TERSİNE, TERSYEL, TERSANE, TERSLİK, TERSEFE, TERSEVİ
TERSEN, TERSİI, TERSÇE, TERSİK, TERSİL, TERSİP, TERSİM
TERSİ
TERS
TERS
Gerekli olan duruma karşıt, zıt. Kesici bir aletin kesmeyen yanı. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert. Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz. Bir şeyin içe gelen yanı, arkası. Hayvan pisliği. Bir şeyin aksi, karşıtı.
TERSLEMEK
Bir kimseye gönül kırıcı, sert söz söylemek veya gönül kırıcı davranmak, azarlamak. Hayvanlar pislemek.
TERSYÜZLEME
Bir dizeyin diksıralarını yansıra, yansıralarını diksıra yapma işlemi.
TERSKULAK
Bir çeşit mantar.
TERSLENMEK
Tersleme işine konu olmak. Aksilik etmek, terslik göstermek.
TERSBAKIŞIMLI
Bakişımlama altında aynı kalan, yalnız im değiştiren işlev özelliğinde olan.
TERSİBOZUK
Sürgün, ishal.
TERSLEŞMEK
Terslik etmek, zıt davranmak.
TERSİNELEME
(Söz sanatı terimi) Düşündüğünü, alay maksadiyle ve alay olduğunu belli edecek şekilde, tersine bir ifade ile anlatma. Tembellik eden birine: Maşallah siz hiç boş duramıyorsunuz demek gibi (TERSİNELİ, Ironique).
TERSLEMEDEN
Elin tersiyle.
TERSİNİRLİK
Tersinir bir olayın özelliği.
TERSÖRÖZGER
Yazın esen ve bitkileri kurutan yel, samyeli.
TERSİNLEME
Etkiyi artırmak için tersini söyleyerek biriyle ya da bir olayla alay etme. Biriyle ya da bir olayla alay. Etkiyi çoğaltmak için, bir şeyin tersini söyleyerek alay etme; birini sözle vurma.
TERSİNMEZLİK
Doğal olaylarda olduğu gibi, bir sürecin zaman içinde tersine dönmeden belirli bir yöne doğru sürmesi.
TERSLEŞME
Tersleşmek işi.
TERSLENME
Terslenmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde TERS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇAKILDAK
Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça. Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik. Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı.
AYNASIZ
Aynası olmayan. Polis. Hoşa gitmeyen, kötü, yakışıksız, çirkin, ters, biçimsiz.
CANCAĞIZ
"Kendiliğinden isterse, içinden gelirse" anlamındaki cancağızı isterse sözünde geçer.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
AYKIRI
Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal. Çapraz, ters. Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen. Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.
BURMAK
Bir şeyi iki ucundan tutup ekseni etrafında ters yönlere çevirerek bükmek. Acıtmak. Ağza kekre tat vermek. Mide, bağırsak sancımak. İğdiş etmek.
AKSİLİK
Terslik, zıtlık, karşıtlık. Bir işin yolunda gitmemesi durumu, elverişsizlik. İnatçılık, huysuzluk.
ÇELMEK
Ayak uzatarak birisini düşürmek. Kendi yanına çekmek, beğenisini, sevgisini kazanmak. Bir şeyin kenarını verev veya çapraz kesmek, çalmak. Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirine ters düşmek. Örtü vb.ni örtünüp iki ucunu bağlamak. Topa gidiş yönünü değiştirecek biçimde vurmak. Yolundan çevirmek, engel olmak, engellemek.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AKSETMEK
Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.
DAR
İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı. İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk. Yetersiz. Yurt. Güçlükle, ucu ucuna, ancak. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro. Sıkıntılı. Az, elverişsiz, sınırlı. Ev.
ÇELİŞMEK
Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirlerine ters düşmek, tutarsız olmak, mütenakız olmak.
ÇARPIK
Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı. Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan. Aksi, ters, huysuz bir biçimde. Kötü.
AKSİLEŞMEK
Huysuzlanmak, huysuzluk etmek, ters davranmak, inatçılık etmek.
ÇAPSIZ
Çapı geniş olmayan. Yetersiz, dar görüşlü.
AKSİ
Ters, zıt, karşıt, olumsuz, menfi. Uygun olmayan. İnatçı, hırçın, huysuz.
BALDIRGAN
Baldıran. Şeytantersi.
ARYANİZM
IV. yüzyılda Arius adlı bir papazın kurduğu ve Hristiyan inanışının tersine olarak İsa'nın tanrılığını inkâr eden mezhep.
BİLAKİS
Tersine olarak, tam tersine, tersine, aksine.
AKSİNE
Tersine.