Kelimeler arşivinde; içinde "test" olan, toplam 41 tane kelime bulunuyor. İçerisinde test bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu test ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında test olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
METİLTESTOSTERON
TESTACEALOBOSİA
TESTEREKAPLAMA
OYMATESTERESİ
PROTESTANLIK, TESTİKULARİS, TESTENGERLEK, OVARYOTESTİS, İNTESTİNALİS, TESTERELEMEK
TESTOLAKTON, TESTİBETSİZ, TESTOSTERON, TESTEBETSİZ, TESTERELEME
TESTİCİLİK, TESTİKÜLER, TESTEPESİZ, TESTEBESİZ, İNTESTİNUM, İNTESTİNAL
İNTESTİNA, PROTESTAN, TESTEVREN, TESTENBEL, TESTERELİ, TESTACİDA, OVOTESTİS
TESTACEA, TESTEMEL, İNTESTİN, PROTESTO, TESTİLİK
TESTERE, TESTİCİ
ÖNTEST, TESTİS
TESTE, TESTA, TESTİ
TEST
TEST
Bir kimsenin, bir topluluğun doğal veya sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmeye ve anlamaya yarayan sınama. Bir hastalığın varlığını ve niteliğini anlamak için yapılmış olan laboratuvar araştırması. Doğru cevabın seçenekler arasından bulunmasına dayanan bir sınav türü. Biyolojik bir işlevi veya değişmez bir niteliği incelenen bireyin tepkisini, örnek olarak alınan normal bireyinkiyle karşılaştırarak ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan yoklama.
PROTESTANLIK
Protestan olma durumu. Anglikan, Lüterci, Kalvenci gibi türlü kolları içine alan, papanın dinî başkanlığını ve Katolik kurallarını tanımayan kilise birliği.
TESTOSTERON
Erkek cinsiyet hormonu.
TESTACEALOBOSİA
Rhizopoda üst sınıfında, Lobosea sınıfında bulunan Arcellinida ve Trichosida takımlarını içeren ameboyit protozoon alt sınıfı.
TESTEBETSİZ
Biçimsiz.
TESTİKULARİS
Er bezine ait, er beziyle ilgili, er bezi biçiminde olan, testiküler.
İNTESTİNALİS
Bağırsağa ait, bağırsakla ilgili olan, intestinal.
OVARYOTESTİS
Ovotestis.
TESTERELEME
Testerelemek işi.
TESTENGERLEK
Yusyuvarlak.
METİLTESTOSTERON
Testosteron'un 17?-metil türevi.
TESTOLAKTON
Virilizan etkinliği düşük olan testosteron türevi bir ilaç.
TESTİBETSİZ
Kırıp döken, özensiz iş yapan kimse.
TESTERELEMEK
Testere ile kesmek.
OYMATESTERESİ
Tahtalarda oyuk açmak için kullanılan ucu sivri testere. (Mudurnu Bolu).
TESTEREKAPLAMA
Testere ile biçilerek elde edilen Üstün değerli kaplama.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEST geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KALVENCİLİK
Tanrı ile kul arasına hiçbir otoritenin giremeyeceğini, Hristiyanlığın eski sadeliğine dönmesini savunan I. Calvin tarafından ileri sürülen Protestanlığın özel bir kolu, Kalvenizm.
KAPLUMBAĞA
Kaplumbağalardan, çok sert ve kemiksi bir kabuk içinde yaşayan, ağır ağır yürüyen, dört ayaklı, sürüngen hayvan (Testudo).
BUL
Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta.
KAPTIRMA
Kaptırmak işi. Marangozlukta kullanılan küçük el testeresi.
ÇÖMLEKÇİ
Çanak, çömlek, testi yapan veya satan kimse.
BAPTİST
Protestan mezhebine bağlı kimse.
KATRAK
Marangozlukta tomrukları biçmeye yarayan ve birden çok testeresi olan biçme makinesi.
CUMBALAMAK
Bir parçanın dar kenarındaki testere izi vb. girinti ve çıkıntıları düzeltmek.
İHTARNAME
Resmî ihtar yazısı, protesto.
AMFORA
İki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testi.
BARDAK
Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılmış olan kap. Boduç, çamçak. Toprak testi. Bu kabın alacağı miktarda olan.
EMZİK
Süt çocuklarını oyalamak için ağızlarına verilen kauçuk meme. Sigara ağızlığı. İbrik, çaydanlık, testi vb. kapların, suyu azar azar akıtmaya yarayan içi delik uzantısı, ibik. Beslemek için süt çocuklarına meme yerine emdirilen ağzı kauçuklu süt şişesi, biberon.
DİKMEK
Bir cismi dik olarak durdurmak. Top vb.ni oyun alanında belirli bir yere koymak. Beklemek için birini bir şeyin başına getirmek. Bardak, kadeh, testi vb. kapların içindekini bir çırpıda, bir solukta içmek. Top, taş vb.ni dikine havaya atmak. Yapı kurmak, inşa etmek. Yetiştirmek için bir bitkiyi toprağa yerleştirmek. Biçilmiş veya yırtılmış kumaş, deri, yara vb.ni iğneye geçirilmiş iplikle tutturmak.
HUSYE
Er bezi, testis.
KESME
Kesmek işi. Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat. Kesme işareti. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas. Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi. İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum. Kesin, değişmez, maktu. Lokum. Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia). Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan.
BIÇKI
Tahta veya ağaç biçmekte kullanılan, karşılıklı iki sapı olan ve iki kişi tarafından kullanılan büyük testere. Saraç bıçağı. Motorla çalışan bir tür güçlü testere. Bağ budamaya yarayan dişli bıçak.
GICIRTI
Sert nesnelerin birbirine sürtünmesi sonucu çıkan sesin adı, gıcır gıcır. İleri geri söylenme, tepki gösterme, protesto.
GARGAR
Süzgeçli testi.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
BOYUN
Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.