Kelimeler arşivi içinde; sonunda "teri" olan, toplam 32 adet kelime bulunmaktadır. Sonu teri ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında teri olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde teri olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KORİNEBAKTERİ, SİYANOBAKTERİ, NEUBERGESTERİ, ROBİSONESTERİ
FLAVOBAKTERİ
FOTOBAKTERİ, MİKOBAKTERİ, NANOBAKTERİ
ŞARKÜTERİ, İÇMEHTERİ, HEZERTERİ, HEREKTERİ, GİRİFTERİ, DİZANTERİ
BİJUTERİ
ÇÖYTERİ, MÜŞTERİ, MÜFTERİ, MUHTERİ, HİSTERİ, GÖSTERİ, HENTERİ, DİFTERİ, BAKTERİ
BATERİ, İFTERİ, ERTERİ, ENTERİ, ANTERİ, İSTERİ
TERİ
Karşı, yönünce,- e doğru : Bugün ablam şehere teri gidiyordu. Giysi. Deri. Eğerin arka kısmı. (Senirkent Isparta).
KORİNEBAKTERİ
Sporsuz, hareketsiz, uçları şişkin, düzgün veya hafif eğri, Gram pozitif basil cinsi.
DİZANTERİ
Ağrılı ve kanlı ishalle beliren, bağırsakta yaralara yol açan bulaşıcı, salgın hastalık, kanlı ishal.
NEUBERGESTERİ
Fruktoz-6-fosfat.
İÇMEHTERİ
Saray mehterlerinin padişahla ilişkileri daha yakın bulunanları.
HEREKTERİ
Küçük el baltası.
SİYANOBAKTERİ
Maviyeşil algler olarak da adlandırılan oksijen üreten fotoototrof prokaryotlar.
FLAVOBAKTERİ
Fakültatif anaerop, oksidaz pozitif, Gram negatif, sarı pigment oluşturan çomak biçimli bir bakteri cinsi.
ROBİSONESTERİ
Glikoz-6-fosfat.
ŞARKÜTERİ
Peynir, zeytin, salam, sucuk vb. yiyecek maddelerinin satıldığı dükkân veya büyük alışveriş merkezinin bir bölümü.
GİRİFTERİ
Bulgur, soğan ve dövülmüş etle yapılan ızgara köfte. Orak.
NANOBAKTERİ
Son derece küçük bakteri.
HEZERTERİ
Anason.
FOTOBAKTERİ
Işın üreten veya fosforesans yapan mikroorganizma.
MİKOBAKTERİ
Aerob, genellikle yavaş üreyen hafif eğri veya düz, bazen dallanma da gösterebilen, aside dirençli boyanma özeliğinde, tüberküloz ve lepraya neden olan birçok patojen tür içeren basil biçiminde bakteri cinsi.
BİJUTERİ
Kuyumcunun yaptığı değerli takıların tamamı. Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takı, süs eşyası.
Bu bölümde tanımı içerisinde TERİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
ALERJİ
Birtakım yiyecek, ilaç, toz, koku vb.ne hastalık derecesinde gösterilen aşırı tepki. Bir kimseye veya bir şeye karşı olumsuz yönde duyulan aşırı duyarlılık.
ALENGİR
Hile, düzen, tuzak. Gösteriş, fiyaka.
APORT
Avın veya kendisine gösterilen şeyin üzerine atılıp getirmesi için köpeğe verilen buyruk sözü.
AMİTOZ
Amip, akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma.
AFİLİ
Gösterişli, çalımlı.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
ALAYİŞLİ
Gösterişli.
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
AJİTE
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.
ALAYİŞ
Gösteriş, göz kamaştırma.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ALICI
Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
AGARAGAR
Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
AFİ
Gösteriş, çalım, caka.