Kelimeler arşivi içinde; başında "teri" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. teri ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu teri ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde teri olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TERİMLENDİRME
TERİKTİRMEK
TERİKMEK, TERİMLİK, TERİTORİ
TERİGAT, TERİLEN
TERİCE, TERİKE, TERİME, TERİNA
TERİL, TERİM, TERİS, TERİZ
TERİ
TERİ
Karşı, yönünce,- e doğru : Bugün ablam şehere teri gidiyordu. Giysi. Deri. Eğerin arka kısmı. (Senirkent Isparta).
TERİS
Terhis (askeri).
TERİMLİK
Belli bir bilimdeki kavramları anlatmak için kullanılan kelimelerin (terimlerin) dizgesi.
TERİKTİRMEK
Soğutmak, bıktırmak: Çocuğu evden teriktireceksin.
TERİKMEK
Bıkmak, usanmak, ayrılmak.
TERİKE
bırakıt. -zi'l -yedi: bırakıt elmeni.
TERİMLENDİRME
Bir bilim dalı ya da uygulayımda kullanılan terimleri düzenleme.
TERİZ
Sedir, kerevet.
TERİNA
Bir çeşit hamsi.
TERİM
Bir bilim, sanat, meslek dalıyla ya da bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime, ıstılah. Bir kesrin pay ve paydasından her biri, had. Cebirsel bir anlatımda + veya - işaretleri arasında bulunan parçalardan her biri. Bir denklemde = işaretinin iki yanındaki anlatımlardan her biri. Geleneksel mantıkta özne veya yüklem.
TERİL
Temiz sözcüğüyle birlikte kullanılıp çok temiz anlamını verir.
TERİCE
Samsun ili, Ayvacık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
TERİTORİ
Üreme mevsiminden hemen önce ya da o sırada bir hayvan tarafından savunulan alan. Bir hayvan ya da hayvan topluluklarında besin ihtiyaçlarına yeterli alan.
TERİGAT
Arapça kökenli tarikat: tarikat.
TERİME
Yüz, surat.
TERİLEN
Yapay polyester lifleri veya ipliği, tergal. Bu liften yapılan.
Bu bölümde tanımı içerisinde TERİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
AJİTE
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.
ALAYİŞ
Gösteriş, göz kamaştırma.
APORT
Avın veya kendisine gösterilen şeyin üzerine atılıp getirmesi için köpeğe verilen buyruk sözü.
AGARAGAR
Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.
AMİTOZ
Amip, akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma.
AFİLİ
Gösterişli, çalımlı.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
ALERJİ
Birtakım yiyecek, ilaç, toz, koku vb.ne hastalık derecesinde gösterilen aşırı tepki. Bir kimseye veya bir şeye karşı olumsuz yönde duyulan aşırı duyarlılık.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
ALENGİR
Hile, düzen, tuzak. Gösteriş, fiyaka.
ALAYİŞLİ
Gösterişli.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
ALICI
Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
AFİ
Gösteriş, çalım, caka.