Sonu TENE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tene" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tene ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tene olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tene olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

ALACATENE, GÜCÜKTENE, GURİNTENE

8 harfli kelimeler

EZERTENE, GIRTTENE

7 harfli kelimeler

TENTENE, KİŞTENE, KİLTENE, KESTENE, BİNTENE, ALATENE

6 harfli kelimeler

ERTENE, ÇETENE, KETENE, KÖTENE

5 harfli kelimeler

ETENE

4 harfli kelimeler

TENE

Bazı kelimelerin anlamları

TENE

Tane. Pilav. Issız. Tahıl tanesi. Bulgur pilavı. Tekne. Tane (bk. tane). Tane, adet. Tane, bk. tenê.

ÇETENE

Kendir, kenevir tohumu. Keten tohumu. Herhangi birşeyin küçük parçası. Saman taşımak için kağnılara konulan büyük sepet. Ahırın bir tarafında yavrular için ayrılan yer. Hesabı unutmamak için üzerine bıçakla işaret yapılan ağaç: Çetene ile malımızı bölüştük. Çapulcu, akıncı. Yağlı kenevir. Çam kozalağı.

ERTENE

Sahur.

GIRTTENE

Kırk tane. Kırk tane; bk. gırh.

KİŞTENE

Salyangoz, sümüklü böcek : Tarlada kiştene topladım.

EZERTENE

Anason.

KİLTENE

Bakır, çinko, tunç ya da topraktan yapılmış tek kulplu su kabı.

KESTENE

Kestane.

ALACATENE

Mercimek yemeği.

KÖTENE

Çizme kalıbı. Çocuk ayakkabısı. Koyun ve keçilerin yağlı bağırsağı.

GURİNTENE

Veba hastalığı.

TENTENE

Dantel.

BİNTENE

Arpa ile aynı zamanda biçilen yumuşak bir buğday çeşidi.

KETENE

Kenevir. Meyilli toprağın kaymaması için taştan yapılan set, engel.

ALATENE

Bulgur ve mercimekle yapılan bir çeşit yemek. Çavdarla karışık buğday: Bu yıl 50 gülek alatenem çıktı.

GÜCÜKTENE

Lâbada, pazı.

  -   -   -  

Anlamında TENE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TENE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYDINLANMAK

Aydınlık olmak. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinmek, tenevvür etmek.

ALIRLIK

Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti.

BEDAHET

Besbelli, apaçık olma durumu. Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği.

BECERİ

Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.

ÇAPLI

Çapı geniş olan. Yetenekli. Bilgisi çok olan.

BASİRET

Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.

ATLETİZM

Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılmış olan bireysel sporların genel adı.

ÇAP

Cisimlerin genişliği, kutur. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı bir biçimde. Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası. Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita. Büyüklük. Ölçü, ölçek. Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, kalibre. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı.

CEBİRE

Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha, süyek, koaptör. Rayları iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk.

BİLİNÇ

İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur. Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci, şuur. Temel bilgi, temel görüş.

AKSAKAL

Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

ANLAYIŞ

Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.

CEVHER

Bir şeyin özü, maya, gevher. İyi yetenek. Töz. Değerli süs taşı, mücevher.

BELAGAT

İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.

AŞAMA

Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.

CİN

Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.

AÇACAK

Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.

ÇEŞİTLİ

Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi.

CIVATA

Birbirine bağlanmak istenen ağaç veya demir parçalarının üzerinde hazırlanmış olan deliklerden geçirilerek ucuna somun takılıp sıkıştırılan iri başlı vida.

AYDINLANMA

Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.